T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1730 KARAR NO : 2025/1637 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2024 NUMARASI : 2022/1008 Esas - 2024/619 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı Muğla Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/07/2024 gün ve…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1730 KARAR NO : 2025/1637 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2024 NUMARASI : 2022/1008 Esas - 2024/619 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Taraflar arasındaki davadan dolayı Muğla Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/07/2024 gün ve 2022/1008 Esas - 2024/619 Karar sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı ... Sigorta vekili ve davalı ... vekilinin tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye .....tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacılar vekili, Davalı ...'ın işleteni olduğu ... plakalı çekici ile ... plakalı dorse davalı ...'ın sevk ve idaresinde iken 14.09.2021 tarihinde ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca çarpması neticesinde ... ve ... ...'nın çocukları 12.07.2021 doğumlu... ...'nın ölümüne neden olduğunu, araçtaki ... ve ... ...'nın kaburga kırığı ve hayati tehlike geçirecek şekilde, ... ve ... ...'nın hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandıklarını beyanla, davacılar ... ve ... için 7.500'er TL, davacılar ... ve ... için 5.000 TL, yaralanma, destekten yoksun kalma, tedavi, iş ve güçten kalma tazminatının bilirkişilerce belirlenecek bedele göre arttırılmak üzere şimdilik 25.000 TL tazminatın olay tarihi olan 14.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. CEVAP:Davalı ... ve ... vekili; Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/421 E sayılı dosyasında aynı olay ve kişilere yönelik olarak manevi tazminat alacağına ilişkin dava derdest olup usul ekonomisi açısından işbu dosyanın Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/421 E sayılı dosyasıyla birleştirilmesini, sürücü ...'ın Fethiye Ağır Ceza mahkemesinde yapılan yargılamasının sonucunun beklenilmesini, dava dilekçesinde ayrıca manevi tazminat istendiğinibelirttiği, davacının talebinin aydınlatılması, ne kadar miktar kimden ve hangi kalem alacağına ilişkin istediğinin açıklanması gerektiğini, aracın kasko şirketi olan ... Sigorta ... Sigorta Kooperatifi'nin davaya dahil edilmesini ve davanın reddini talep etmiştir. Davalı sigorta vekili; KTK 97 uyarınca sigorta şirketine usulüne uygun olarak müracaat edilmediğini, kazaya karışna ... plakalı aracın müvekkil şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderleri poliçe kapsamında olmadığını, manevi tazminat talepleri poliçe teminatı kapsamında olmadığını, müterafik kusur durumu açık olup tazminattan indirim yapılması gerektiğini beyanla, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 14.09.2021 tarihinde, davalı ...'ın işleteni olduğu, davalı ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı dorse ile ...'nın kullanmış olduğu..... plakalı aracın çarpışması neticesinde, araçta yolcu bulunan ... ... 'nın vefat ettiği, diğer davacıların yaralandığı, davacıların Fethiye 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/421 E sayılı dosyası ile manevi tazminat davası açtıkları, iş bu dosyada alınan kusur raporuna göre, ...'ın %100 kusurlu olduğu, müşteki sürücü ...'nın kusursuz olduğunun tespit edildiği, ayrıca, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/614 E sayılı dosyasında alınan 17/12/2021 tarihli ATK raporuna göre de, sanık sürücü ...'ın asli kusurlu, müşteki sürücü ...'nın kusursuz olduğu, ceza mahkemesince sanık ...'ın mahkumiyetine karar verildiği, iş bu kararın 02/11/2022 tarihinde kesinleştiği, aktüerya bilirkişisinin 23/01/2024 tarihli raporunun denetime elverişli olduğundan davanın kısmen kabulüne, davacıların sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı Davalı ... Sigorta vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... vekili, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden poliçe teminat limitlerinin aşılmış olup her durumda garameten hesaplama yapılması gerektiğini, davacıların maluliyeti oluşmadığından davacıların maluliyete ilişkin tüm taleplerinin reddi ile, davacıların geçici iş göremezlik dönemine ilişkin SGK hizmet dökümünün dosyaya kazandırılması gerektiğini, poliçede her ne kadar sakatlanma tazminatı limiti olarak 430.000 TL olarak belirlenmişse de müvekkil sigorta şirketinin yalnızca sürekli sakatlık tazminatı yönünden sorumlu olduğunu, dolayısıyla geçici iş göremezlik ve tedavi giderlerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatından, bakıcı ve tedavi giderlerinden SGK’nın sorumlu olduğu, tazminatı hesabının 1,65 teknik faize göre yapılması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, müterafik kusur durumu nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerekmekteyken yerel mahkeme tarafından müterafik kusur indirimi yapılmadığını, müteveffa için gerekli önlemler alınmadığından ve müteveffa için çocuk koltuğu bulundurulmadığı sabit olduğundan hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava kısmi dava olup davacıların birden fazla talep arttırım dilekçesi vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların manevi tazminat talebinin ZMSS genel şartlar kapsam dışında olması nedeniyle müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, yerel mahkeme tarafından davacılar manevi tazminat taleplerinin reddedilmesi ve müvekkili şirket lehine her davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, sürekli iş göremezlik tazminatı talebi reddedilmesine karşın, mahkemece reddedilen tutar esas alınarak müvekkili şirket lehine her bir davacı bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, gerekçeli kararda asıl alacak, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden müvekkili sigorta şirketinin poliçe limitiyle sınırlı olarak sorumlu olup, bu limitin hükümde açıkça belirtilmesi gerektiğini, yerel mahkemece yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını, davacılar tarafından yapılan yargılama giderinn 12.569,00 TL olup, bu tutarın Uyap reddiyat bilgilerinden açıkça görüldüğünü belirtmiştir. Davalı ..... vekili, Muğla mahkemelerinin işbu dava yönünden yetkisiz olup davaya bakmaya yetkili yerin Fethiye Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/421 E sayılı dosyasında aynı kaza nedeniyle açılan manevi tazminat davası ile iş bu davanın birleştirilmesi gerektiğini, müvekkilinin kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru olmadığını, kazada vefat eden... ...'nın ön koltukta oturan ...'in kucağında olduğu, araçta çocuk koltuğu yada çocuğu içine koymak için puset olmadığı, ölen in ön koltukta oturan ...'in kucağında olduğuna dair en büyük delilin, çocuğun kaza anında araçtan dışarı fırlaması olduğunu, KTK'nun 31/1-a maddesi uyarınca yönetmelikte nitelik ve nicelikleri belirtilen gereçleri, araçlarda bulundurmamak, kullanmamak veya kullanılır şekilde bulundurmamanın, yasak olduğunu, araçta çocuk koltuğu yada çocuğu içine koymak için puset olmadığından vefatın gerçekleşmesinde açıkça davacıların ihmali ve kusurlu davranışlarının bulunduğunu belirtmiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazası nedeniyle cismani zarara ve destekten yoksun kalmaya ilişkin tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Anayasa'nın 36/1. maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1. maddesindeki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (AYM, Birinci Bölüm, Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017). Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gereklidir, Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz (AYM, Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013). Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Yargılama sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi hak ihlaline neden olabilecektir. Bir davada tarafların hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırken mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması gerekçeli karar hakkı yönünden zorunludur.(Anayasa Mahkemesi, Sencer Başat ve diğerleri, B. No: 2013/7800, 18/6/2014 ) Hüküm tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesi uyarınca, tarafların tüm delilleri toplanıp inceledikten ve son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra, hakimin, aynı yasanın 298. maddesi uyarınca, kararı gerekçesi ile birlikte yazması ve hüküm sonucunu 297. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Ne var ki, uygulamada HMK'nın 294/4. maddesi hükmüne dayanılarak, zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde, HMK'nın 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun biçimde gerekçeli kararın yazılması zorunludur. İstinaf incelemesi yapılabilmesi için delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde usulüne uygun gerekçeli kararın bulunması zorunludur. Mahkemece, dosyada toplanan deliller tartışılıp değerlendirilerek, tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığının, gerekçede açıklanmalıdır. Kararda hiç ya da yeterli gerekçeye yer verilmemesi veya gerekçenin kendi içinde çelişir olması halinde istinaf incelemesi yapılabilecek usulüne uygun bir karar bulunmadığı için delillerin hiç değerlendirilmemiş olduğunun kabulü gerekir. Denetime elverişli usulün aradığı niteliklere haiz bir kararın bulunması istinaf incelemesinin yapılabilmesinin ön şartı olup, bu nitelikte olmayan bir kararla ilgili olarak istinaf denetim ve yargılaması yapılarak bir hüküm verilmesi de mümkün değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde müterafik kusur söz konusudur. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. Maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Somut olayda, ölenin kaza tarihi itibarıyla iki aylık bir bebek olduğu, araçtan dışarı fırlaması sonucunda öldüğü, küçükler için araçta bulundurulması gereken bebek koltuğunun araçta bulunmaması nedeniyle ölenin ebeveynleri olan davacıların bu hususta müterafik kusurunun bulunduğu iddia edilmesine karşın, mahkemece bu hususta herhangi bir inceleme veya araştırma yapılmadığı, bu durumda ceza dava dosyası da dosya arasına alınarak, ölenin ne şekilde yolculuk yaptığı, davalı tarafça ileri sürülen şekilde yolculuk yaptığının tespiti halinde bu durum ile müteveffanın ölümü arasında uygun illiyet bağı bulunup bulunmadığı, bu şekilde zararın oluşumunda veya artmasında mütevefanın ebeveynlerine atfı kabil müterafik kusur bulunup bulunmadığı araştırılmak suretiyle müterafik kusur indiriminin uygulama yeri bulup bulamayacağının kararda tartışılması gerekirken karar gerekçesinde bu hususa yer verilmeksizin yazılı biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Öte yandan, TBK'nın 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücreti de takdir edilemez. Bir başka ifade ile davacı lehine hesaplanan maddi tazminatlardan müterafik kusur nedeniyle yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerekir.(Yargıtay 17 HD'nın 13/11/2019 tarih ve 2017/2928 E. - 2019/10602 K. ) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 96/1. maddesinde "zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur" düzenlemesine yer verilmiş olup bu hükme göre, garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır. Davaya konu kazada zarar görenlerin talep edebileceği tazminatlardan, davalı sigorta şirketi teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olup davalının sorulumluluk limitinin tüketilip, tüketilmediği, tespiti için davacı olsun olmasın tüm hak sahipleri arasında garameten paylaştırma yapılması gerekir.(Yargıtay 17. HD'nin 24/12/2020 tarih ve 2019/4525 E. - 2020/9051 K. 11.11.2020 tarih ve 2019/6656 E. - 2020/6920 K., Yargıtay 4. HD'nin 11.10.2021 tarih ve 2021/5604 E. - 2021/6493 K.) Davalı sigorta şirketi 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 93. ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'in 24. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiği tarihte sigortaya konu motorlu aracın cinsine göre Hazine Müsteşarlığınca asgari tutarı belirlenen tarifedeki limitler uyarınca sınırlı sorumludur. Bu sorumluluk miktarının ihtilafa yol açmayacak şekilde açık ve net olarak hüküm fıkrasında belirtilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 27.06.2013 tarih ve 2013/5199 E. - 2013/10140 K., 17.12.2020 tarih ve 2020/2108 E. - 2020/8665 K.) Sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limiti ile sınırlı olup Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.2.b maddesi uyarınca kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde davalıya yükletilecek yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin toplam tazminatın, dava değerinin limite oranı dahilinde hüküm altına alınması gerekir. ( Yargıtay 17.HD'nin 14.06.2017 tarih ve 2016/12075 E. - 2017/5498 K. Davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumludur. Davalılar tarafından kazaya neden olan araç için hazırlanan zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde kişi başına teminat limitinin poliçede de belirtildiği üzere yükseltilmesi halinde yazılı teminat tutarları da her hangi bir işleme gerek kalmadan yeni limit üzeriden geçerli olacaktır. O halde, davalı nezdinde düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde kişi başına teminat limiti kaza tarihi itibariyle geçerli olan limit olup davalı ZMM sigortacıları yönünden kişi ve kaza başına teminat limiti belirlenip, garameten yapılan hesap doğrultusunda poliçe limitini aşmayacak ve infazda tereddüte neden olmayacak şekilde poliçe limiti belirtmek suretiyle davalının sorumluluğu cihetine gidilmesi, kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun kabul edilen dava değerinin limite oranı dahilinde belirlenmesi, poliçe limitinin altına kalması halinde ise oran yapılmaması gerekirken aksi şekilde verilen kararda isabet bulunmamaktadır. Diğer taraftan, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi çerçevesinde birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden kabul ve reddedilen tazminat talebi yönünden HMK'nın 323, 326/1. ile AAÜT 10.2-3 ve 3/2. maddesi gereğince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken (aynı yönde Yargıtay 4. HD'nın 29.09.2022 tarih ve 2021/22327 E. - 2022/11247 K. 20.06.2022 tarih ve 2022/3776 E. - 2022/9079 K.) mahkemece taraflar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinde isabet bulunmadığı, bu yönüyle davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazının haklı ve yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından yukarıda yapılan açıklama ışığında, ceza dosyası tüm ekleri ile birlikte dosyaya kazandırılılarak ceza dava dosyası kapsamında var ise olaya ilişkin kesinleşen maddi olgular dikkate alınarak, dosyanın (gerekiyorsa istinabe yoluna başvurularak) aktüerya hesap bilirkişine tevdi ile (davacının gelirinin tespitinine yönelik bir isitnaf nedeni ileri sürülmemesi ve dairemizce bu hususun bir kaldırma nedeni yapılmamış olması gözetilerek kaldırma kararı öncesinde hükme esas alınan aktüer rapor tarihindeki veriler dikkate alınmak suretiyle) tazminat hesabını etkileyecek varsa bilenen gerçek durumlar da gözetilerek, mütevefanın aylık geliri, TRH 2010 yaşam tablosu ile progresif rant yönteminin uygulanmak suretiyle muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve varsa davacıların müterafik kusuru esas alınmak suretiyle, kişi başına poliçe limiti çerçevesinde limit üzerinden garameten hesap yapılıp, davacıların hak kazanacağı tazminatı gösterir açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ek bilirkişi raporu alınarak varsa rapora yönelik itirazlar da giderilip oluşacak sonuca göre, kararın davacılar ve davalı ... tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle oluşan usulü kazanılmış haklar gözetilerek infazda tereddüte neden olmayacak şekilde davalı sigorta şitketinin sorumlu olduğu poliçe limiti de açıkça belirlenmek suretiyle limiti aşmayacak biçimde, davalıların sorumlu olduğu faiz başlangıç tarihi ve türünü belirtilecek şekilde, mürerafik kusur nedeniyle red edilen miktarın özelliği gözetilerek yargılama gideleri vekalet ücretleri yönünden infaza elverişli bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı ... Sigorta vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2-Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 02/07/2024 gün ve 2022/1008 Esas - 2024/619 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/11/2025