10. Hukuk Dairesi 2025/12832 E. , 2025/17659 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2016/366 E., 2022/123 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili d…
10. Hukuk Dairesi 2025/12832 E. , 2025/17659 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2016/366 E., 2022/123 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, kazalı sigortalının 15.12.2012 tarihinde meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ... İş. Ltd. Şti. ve ... İş Ortaklığı'nın çalışanı olduğunu ve bu sebeple husumet itirazında bulunduğunu, davacıya bu kaza nedeniyle 245,00 TL ve 745,00 TL bir ödemede bulunulduğunu ve haricen kendisinden elden 1.500,00 TL verildiğini, hastane giderlerinin karşılandığın, maddi ve manevi tazminat talebinin yersiz olduğunu, talep olunan manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.07.2015 tarihli ve 2013/276 Esas -2015/220 Karar sayılı kararı ile "1- Davanın davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile brüt 28.726,00 TL maddi tazminatın 15.12.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yasal kesintinin tahsilat anında dikkate alınmasına, 2- Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminatın 15.12.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine " karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 15.07.2015 tarihli ve 2013/276 Esas -2015/220 sayılı Kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 04.10.2016 tarih ve 2015/16954 E- 2016/12066 K. ile "... Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilip bildirilmediği anlaşılamamaktadır. Zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespiti ön sorundur. İş kazasının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanının doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında Kurum taraf değildir. Yapılacak iş; davacıya iş kazasını Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunmak, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edilmemesi halinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açması için önel vermek, tespit davasını bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre, olayın Kurumca iş kazası olduğunun kabul edilmesi halinde ise davacının Kuruma müracaat ederek iş kazası sigorta kolundan gelir bağlanması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektedir... Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının Kurumdan sorulmadığı, Mahkemece açıklamalarda belirtilen prosedüre uyulmaksızın Manisa Adli Tıp Şube Müdürlüğünden temin edilen raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır. Yapılacak iş; davacı sigortalının sürekli iş göremezlik oranının tespit edilip edilmediğini Sosyal Güvenlik Kurumundan sormak, Kurumdan gelecek belgelere göre sürekli iş göremezlik oranına ilişkin çelişki oluşması halinde yukarıda açıklanan usüle göre resen tespit etmek ve sürekli iş göremezlik oranı kesinleştikten sonra dosyadaki tüm delilleri bir bütün halinde değerlendirerek bir karar verilmekten ibarettir..." gerekçeleriyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'in davalılar ... Başkanlığı ve Tasfiye halinde ... İnşaat Taahhüt Saanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine tespit (İş Kazası veya Meslek Hastalığından Kaynaklanan) davası açtığı, davacı vekiline iş kazasında tespiti noktasında SGK'ya başvurarak eksiklikleri gidermesi için ihtaratlı kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen eksikliklerin giderilmemesi nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, davacının 15.12.2012 tarihinde meydana gelen yaralanmasına ilişkin olayın iş kazası olduğunun tespiti için açmış olduğu Kula Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/4 Esas sayılı doyasında davanın reddine karar verilmiş olmakla, davacının 15.12.2016 tarihindeki yaralanmasına ilişkin olayın iş kazası sonucu olmadığı sabit olmakla, davacının iş kazasından kaynaklı maddi, manevi tazminat talep edemeyeceği anlaşılmakla davanının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.İş verenin iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almadığından müvekkilinin %21 oranında sürekli maluliyete uğradığını, müvekkilinin kusurunun olmadığını, b.Olayın işyerinde gerçekleşmiş bir olay olduğunu ve iş kazası olduğunu, SGK’ya başvuru yapıldığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigortalının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğraması sonucu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler. 2.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır. 3. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir. 4. Somut olayda, Ticaret Sicil Gazetesinin 18.12.2019 tarihli nüshasında yayımlanan ilana göre davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Ticaret Sicilinden terkin edildiğinin anlaşılmasına ve anılan davalı şirketin işbu dava nedeniyle ihya edildiğini gösterir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. 5. Bu açıklamalar doğrultusunda davalı şirketin bağlı olduğu Ticaret Sicil Müdürlüğünden işbu terkin kaydının olup olmadığı usulünce araştırılıp söz konusu durumun varlığı halinde yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı tarafa işbu davalı şirketi ihya etmesi için dava açmak için önel vermek, ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden de usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanarak yargılama yapılması gerekirken, başka bir dava için verilen ihya kararının bu dava için bağlayıcı olmadığı gözetilmeyerek hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. 6. O halde, HMK 369/1. maddesi kapsamında taraf teşkiline dair kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebep gözetilerek davacı vekilinin bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.