T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2880 Karar No : 2025/1901 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACILAR) ..., ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları ...'ın 20/03/2…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/2880 E. , 2025/1901 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2880 Karar No : 2025/1901 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACILAR) ..., ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, çocukları ...'ın 20/03/2017 tarihinde ... Fen Lisesi'nde ders sırasında başka bir öğrenci tarafından öldürülmesi olayında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen maddi zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı baba ... için 90.188,01-TL (miktar arttırım dilekçesi sonucunda), anne ... için 123.097,20-TL (miktar arttırım dilekçesi sonucunda) maddi ve davacılardan her bir için 500.000,00-TL olmak üzere toplam 1.000.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; lise öğrencisi olan maktülün öldürülmesi olayının, davalı idarece sunulan eğitim-öğretim hizmeti sırasında bir başka öğrenci tarafından gerçekleştirildiği anlaşıldığından, idarenin bu zararın oluşumunda doğrudan bir katkısı bulunmamakla birlikte eğitim hizmetinin sunulması sırasında oluşan zararların idarece kusursuz sorumluluk ilkesi kapsamında tazmin edilmesi gerektiği, dosyanın teslim edildiği aktüerya bilirkişisi tarafından hazırlanarak 18.01.2019 tarihinde Mahkemeye sunulan bilirkişi raporu hükme esas alınarak; anne için 123.097,20 TL, baba için ise 87.678,60 TL destekten yoksun kalma tazminatının 10.000,00-TL tutarındaki kısmının davalı idareye başvurunun yapıldığı tarih olan 21/11/2017 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte, geriye kalan 200.775,80 TL tutarındaki kısmının ise miktar arttırım dilekçesinin verildiği tarih olan 23/01/2020 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine, davacıların tek çocukları olan ...'ın okulda ders esnasında iken başka bir öğrenci tarafından bıçaklanarak öldürüldüğü dikkate alındığında, bu durumun davacıların yaşamı boyunca sürecek manevi ızdıraplara neden olacağı anlaşıldığından, yaşanılan acı ve üzüntünün tatmin edilmesi amacıyla davacı anne ... için 200.000,00-TL, baba ... için de 200.000,00 TL olmak üzere toplam 400.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine; fazlaya ilişkin 600.000,00-TL manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacıların çocuğu ...'ın okul içerisinde bıçakla öldürülmesi olayında, her ne kadar B.K. ceza yargılama sonucu suçlu bulunarak mahkum edilmiş ise de, ceza yargılaması kapsamında toplanan delillerden, B.K.'nın suç aleti bıçağı okula getiren başka bir arkadaşından daha önce temin ettiği, adam öldürmeye ilişkin bir takım videoları arkadaşları yanında izleyerek keyif aldığına dair ifadeler kullandığı, elde edilen bir takım notlarında eylemi gerçekleştireceğine ilişkin ifadeler bulunduğu, yine bu kararını arkadaşlarına da söylediği ancak ciddiye alınmadığı, bu haliyle söz konusu eylemini çok öncesinde planladığı ve bu kararını dış dünyayla da paylaştığının görülmesi karşısında, eğitim hayatında ortaöğretim çağına gelmiş bir öğrencinin tasarlayarak, canavarca hisle çocuğa karşı kasten öldürme gibi ağır bir eylemi gerçekleştirebilecek kadar psikolojik ve ahlaki çöküntüye uğradığını tespit edebilecek mekanizmaları kurmadığı, rehberlik ve psikolojik destek süreçlerinin gerektiği şekilde işletmediği ve buradan elde edilen bilgilerin değerlendirilmediği, bunun yanında okula kesici ve delici aletler sokulmaması başta olmak üzere diğer öğrencilerin güvenliğini sağlayacak tedbirleri almadığı anlaşılan davalı idarenin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için Mahkemece dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporda sonuç olarak anne için 123.097,20 TL, baba için ise 87.678,60 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı görülmüş olup, davacıların söz konusu zararının olayda hizmet kusuru bulunan davalı idarece kusur sorumluluğu çerçevesinde tazmini gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bu kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmediği, ancak hükmedilen maddi tazminatın tamamına işletilecek faizin başlangıç tarihinin idareye başvuru tarihi olan 21.11.2017 tarihi olarak düzeltilmesi gerektiği, manevi tazminatın bir tatmin aracı olması, tazminat tutarının zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek ancak idarenin kusurunun ağırlığını da ortaya koyacak oranda ve davacıların sosyo-ekonomik durumu ile duyulan elem ve ızdırabın ağırlığı gözetilerek belirlenmesi gerekliliği karşısında, davacıların manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile takdiren anne ... için 100.000,00-TL, baba ... için de 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 21.11.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının, davacıların talep ettiği manevi tazminatın kabulüne ilişkin bölümünün 100.000,00 TL'ye ilişkin kısmında hukuka aykırılık, bu tutarı aşan 100.000,00 TL'ye ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılarak manevi tazminat isteminin kabulüne dair kısmının 200.000,00-TL'yi aşan 200.000,00-TL'ye ilişkin kısmının kaldırılmasına, bu kısma ilişkin olarak davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar: Belirlenen destekten yoksun kalma tzaminatı açısından tenzilat yapılmasının olayın oluş şekli ve idarenin sorumluluğu dikkate alındığında yersiz olduğu, olay sonrasında yaşanan acı, ailenin tek çocuğunun böyle bir olayda yitirilmiş olması, bu olayla yaşanılan kaybın yetiştirme giderleri ile kıyaslanması veya varsayım ile böyle bir yaklaşım getirilmesinin yerinde olmadığı, bu sebeple baba için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatında %5 tenzilat yapılmasının hukuka aykırı olduğu, tek çocuklarının okulda vahşice öldürülmesi olayında hükmedilen manevi tazminat tutarlarının yetersiz olduğu, günün ekonomik koşullarında evladını kaybetmiş bir anne ve baba için 100.000 TL tutarın zenginleşmenin ölçütü olarak kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, hükmedilen maddi tazminat tutarlarına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf kararının aleyhine olan kısımlarının bozulması istenilmiştir. Davalı İdare: Olayın meydana geldiği gün, polis araştırmaları neticesinde failin sabaha kadar uyumadığı, arkadaşları ile whatsapp üzerinden mesajlaştığı, olay sabahı erkenden okula gelerek okulun resmini çektiği, dolayısıyla öngörülemeyen ve planlanmış bir olaydan okul idaresinin ve öğretmenlerinin haberdar oldukları yönündeki iddiaların asılsız olduğu, yaşanan olayda idarenin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, hizmet kusuru bulunmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan miktar arttırım dilekçesinin 03/02/2020 tarihinde Mahkemece tebliğ edildiği, buna göre artırılan miktar bakımından faizin başlangıç tarihinin arttırım dilekçesinin tebliğ edildiği tarih olması gerektiği, manevi tazminata yönelik itirazları devam etmekle birlikte eğer Mahkemece manevi tazminata hükmedilecekse yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilemeyeceği, dava sonuçlanmadan dava konusu olay nedeniyle uğranılan manevi zararın idarece tespiti ve dolayısıyla tazmini mümkün olmadığından manevi tazminata faiz işletilemeyeceği ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacıların çocuğu ..., 20.03.2017 günü eğitim gördüğü ... Fen Lisesinde ders esnasında iken hemen arkasında oturan arkadaşı B.K. tarafından kesici aletle boynundan yaralandıktan sonra kurtarılamayarak hayatını kaybetmiştir. Davacılar tarafından, yaşanan bu olayda okul idaresinin zamanında tedbir almadığı, B.K.'nin ruhsal durumunun takip edilmemek suretiyle hizmet kusuru işlendiği iddiasıyla uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesi amacıyla davalı idareye başvurulmuş, söz konusu başvurunun 21.12.2017 tarihli işlemle reddi üzerine, uğranılan maddi ve manevi zararlara karşılık davacılardan baba ... için 90.188,01-TL (miktar arttırım dilekçesi sonucunda), anne ... için 123.097,20-TL (miktar arttırım dilekçesi sonucunda) maddi, davacıların her bir için 500.000,00-TL olmak üzere toplam 1.000.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasamızın "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinin 7. fıkrasında; "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde ise tam yargı davaları, idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20/11/1989 tarih ve 44/25 sayılı kararıyla kabul edilen ve ülkemiz tarafından 14/09/1990 tarihinde imzalanan, onaylanmasına ilişkin 23/12/1994 tarih ve 94/6423 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile resmi Türkçe çevirisi de 27/01/1995 tarih ve 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 4 Mayıs 1995 tarihinde yürürlüğe giren Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 1. maddesinde; "Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, onsekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.", 3. maddesinde; "1.Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. 2. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. 3. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler." düzenlemesi bulunmaktadır. 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 2. maddesinde; "Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; ilgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır. " hükmü, 56. maddesinde; "Eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur." kuralı yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Kararın sorumluluk yönünden incelenmesi: İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup, idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin sorumluluğuna ilişkin kusursuz sorumluluk ilkesi, kusurlu yürütülen bir kamu hizmeti bulunmasa dahi ortaya çıkan özel ve olağan dışı zarar ile idarenin faaliyeti arasında neden sonuç ilişkisi (illiyet bağı) bulunması, diğer bir ifade ile zararın yürütülen kamu hizmetinin neden ve etkisi ile ortaya çıkması halinde söz konusu zarardan idarenin sorumlu tutulmasını öngörmektedir. Hakkaniyet, nesafet, kamu külfetleri karşısında eşitlik, idareye güven, fırsat ve imkan eşitliği ilkeleriyle açıklanan kusursuz sorumluluk ilkesi hukuk devletinde vatandaşların idari işlem ve eylemler nedeniyle uğradıkları zararların tazmini bakımından kusura dayalı sorumluluk ilkesinin yeterli güvenceyi sağlamaması nedeniyle yargısal içtihatlarla geliştirlmiş ve bu ilke gereğince zarara sebep olma hali sorumluluk için gerekli ve yeterli görülmüştür. Dolayısıyla kusursuz sorumlulukta idari faaliyet ile uğranılan zarar arasında illiyet bağının kanıtlanması yeterlidir. Kusursuz sorumluluk, genellikle risk ilkesi ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi çerçevesinde değerlendirilmektedir. Risk ilkesi, idarenin yürüttüğü bazı faaliyetlerin, kullandığı eşyaların veya uyguladığı yöntemlerin bünyesinde yer alan riskin idarenin kusuru olmaksızın ortaya çıkması nedeniyle bireylerin uğramış olduğu zararın idarece karşılanmasını öngörür. Bu ilke uygulanırken kamusal faaliyetin, eşyanın ya da yöntemin bünyesinde barındırdığı riskin gerçekleşme olasılığının bireylerin öznel niteliklerine göre farklılaşacağı açıktır. Bazen yetişkin bireyler için risk barındırmayan bir kamusal faaliyet çocuklar için risk taşıyabilir ya da bir meslek erbabı için olağan ve sıradan sayılan kimi işlemler bu meslek dışında olanlar için tehlike barındırabilir. Bu nedenle risk ilkesinin somut olaylara uygulanmasında bir taraftan faaliyete, eşyaya ve yönteme öte yandan bu alandan etkilenen bireyin öznel durumuna bakmak gerekir. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin temelinde ise, idarenin toplum yararına yürütmüş olduğu bayındırlık hizmetleri gibi bir faaliyet nedeniyle yine toplumdan bazı kişilerin uğramış olduğu özel ve olağan dışı zararların topluma paylaştırılması düşüncesi yatmaktadır. Bu ilke uygulanırken yürütülen kamu hizmetinin bünyesinde risk taşıması yani riskli kamusal faaliyet olarak nitelendirilmesi ön koşul olarak görülmez. İlk ve orta dereceli okullarda okuyan küçüklerin eğitim hizmetinin yürütülmesi sırasında idareye doğrudan atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı halde gerek küçüğün kendi dikkatsizliği, gerek diğer öğrencilerin bilinçsiz ve çocukça davranmaları veyahut nedeni açıklanamayacak şekilde gördükleri zararlar bakımından hizmet kusuru ilkesinin uygulanması mümkün olmadığı gibi bünyesinde risk taşıyan kamusal faaliyet olmaması ve kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesinin uygulanmasına imkan verecek kamu hizmeti veya yatırım mahiyetinde bulunmaması nedeniyle bu alanda yeni bir yaklaşımın ortaya konulması zorunlu hale gelmiştir. İlk ve ortaöğretim çağındaki çocuklar ebeveynleri tarafından okula bırakıldıklarında çocuk üzerindeki gözetim ve denetim yükümlülüğü ile çocuğun güvenliği ve eğitim hizmetinin güven içinde yürütülmesi yükümlülüğü ebeveynden okul idaresine geçmektedir. Diğer bir ifadeyle çocuk, kamu idaresine nesnel bir şekilde emanet bırakılmış olmaktadır. Çocuğun emanet edildiği zaman dilimi içerisinde göreceği zararlar, eğer hizmetin kusurlu işletilmesi sonucu meydana gelmemiş ise artık bir kusursuz sorumluluk ilkesi olarak emanet (güven) sorumluluğunu gündeme getirecek ve bu ilkeye göre tazminata hükmedilecektir. Bununla birlikte her somut olaya ve olayın meydana geliş şekline göre ebeveynlerin çocuğun himayesi, bakımı ve gözetimi, okula devamı gibi konulardaki yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda “müterafik kusur” değerlendirmesi yapılabileceği de tabidir. Emanet kelimesi “Güvenmek, korku ve endişeden uzak olmak, güvenilir bir kimseye koruması için geçici olarak verilen şey” anlamına gelmektedir. Türk Dil Kurumu’na göre “emanet” kelimesinin sözlük anlamı ise; “birine, geri alınmak üzere, geçici olarak bırakılan, teslim alan kişice korunması gereken eşya, kimse vb.” olarak tanımlanmıştır. Emanet sorumluluğu, emanet alan tarafın emanet aldığı şeyi veya kimseyi, bizzat emanetin veya emanet sahibinin çıkarını en iyi şekilde koruyacak şekilde hareket etmekle yükümlü olmasını anlatır. Emanet görevi, emanet alan kişinin yasal olarak gerekli olandan daha fazla bir etik standarda göre hareket etmesini gerektirir. Bu, koşullar ne olursa olsun, ahlaki olarak doğru olanı yapma zorunluluğudur. Özünde, emanet sorumluluğu kendisine güvenilerek emanet bırakılan kişilerin emanet aldıklarının çıkarlarını kendi kişisel çıkarlarının üstünde görmesidir. Öğrenci velisi öğrenciyi okula bırakmakla okul idaresinin eğitim ve öğretim görevini yerine getirirken küçüğün güven içinde olmasını umar ve bekler. Böylece küçük bir zarar görürse idare, kusurunun bulunmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz. Zira okulda geçirilen zaman boyunca okul görevlileri veliler gibi davranmak, velilerin yaptığı gibi çocukların (güvenlik gibi) ihtiyaçlarını karşılamak zorundadırlar. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıların oğlunu öldüren B.K.'nin, yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararı ile hapis cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararı ile değişik gerekçe ile onandığı, öte yandan, olay sonrası Rize Valiliği Rize Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından başlatılan inceleme sonucu hazırlanan raporda, okul idaresi veya diğer ilgililerin yapmaları gerektiği halde ihmal ettikleri veya eksik veya yanlış yaptıkları bir hususun söz konusu olmadığı, en seri şekilde olaya müdahale edilerek gerekenlerin yapıldığı, dolayısıyla herhangi bir görevli veya ilgili hakkında herhangi bir işlem tesisine gerek olmadığına karar verildiği görülmektedir. Uyuşmazlıkta, tazminat istemine konu olan olaya ilişkin olarak hizmet kusurunun bulunmadığı ve olayda müterafik kusurdan söz edilemeyeceği anlaşılmış olup; velisi tarafından, eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesi için, öğrencinin okul idaresinin gözetim ve denetimine bırakıldığı, okul idaresine güven duyarak okula emanet edildiği ve bu güvenin korunmasının da hukuk devletinin gereği olduğu açıktır. Bu durumda, lise öğrencisi olan maktülün öldürülmesi olayının, davalı idarece sunulan eğitim-öğretim hizmeti sırasında bir başka öğrenci tarafından gerçekleştirildiği anlaşıldığından, idarenin bu zararın oluşumunda doğrudan bir katkısı bulunmamakla birlikte, meydana gelen zararlardan idarenin kusursuz sorumluluk hali kapsamında emanet sorumluluğu ilkesi uyarınca sorumlu tutularak zararın tazmin edilmesi, kamu külfetleri karşısında eşitlik, hakkaniyet ve nesafet ilkelerinin gereğidir. Temyize konu Kararın maddi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi; Davacıların vefat eden çocukları ...'ın olay tarihinde ... Fen Lisesi 9. sınıf öğrenci olduğu, gelir getiren herhangi bir işte çalışmadığı görülmektedir. Ancak İdare Mahkemesince, müteveffa ...'ın ... Fen Lisesi öğrenci olduğu göz önüne alındığında, dört yıllık bir üniversite eğitimi alacağı ve öğrenim hayatının sonunda da asgari ücretin 1.5 katı düzeyinde gelir elde edebileceği varsayımına göre hesaplamanın yapılması gerektiğini belirterek hesap bilirkişisinden ek rapor istenmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine bilirkişi, müteveffa ...'ın lise eğitimi sonrasında dört yıllık üniversite okuduğunu varsayarak iş hayatına 10.06.2025 tarihinde başlayacağı ve dolayısıyla bu tarih itibarıyla hesaplamanın yapıldığı görülmektedir. Asgari ücret tüm çalışanlar için uygulanması zorunlu taban ücreti olup kamu düzeni ile ilgilidir. Asgari ücretin altında bir ücretten söz edilemeyeceği, asgari ücretin altında kararlaştırılan ücretlerin geçerli olmadığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Davacıların oğlu müteveffa ...'ın olay tarihinde lise öğrencisi olduğu, gelir getiren herhangi bir işte çalışmadığı göz önüne alındığında, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken 18 yaşını doldurduktan sonra gelir elde etmeye başlayacağı ve elde edeceği gelirin de net asgari ücret olacağı kabul edilerek hesaplamanın yapılması gerekmektedir. Öte yandan, yapılacak hesaplamada, müteveffanın dava konusu olay tarihinde bekar olması gözetilerek destek payları belirlenirken; müteveffanın kendisi için 2 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı, 2 yıl sonra evlenip kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi için 1 pay, babası için 1 pay ayıracağı, evlendikten 2 yıl sonra ilk çocuğunun olabileceği, kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, annesi, babası ve çocuğu için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı, 1. çocuğun doğumundan 2 yıl sonra 2. çocuğunun olabileceği, kendisi için 2 pay, eşi için 2 pay, 2 çocuğu ile anne ve babası için ayrı ayrı 1 pay ayıracağı ihtimali gözetilerek hesaplama yapılması gerektiği noktasında da duraksama bulunmamaktadır. Destekten yoksun kalma zararı, özü itibarıyla varsayımsal verilere dayanılarak hesaplanmakta ise de; bilirkişi raporunun ilgililerin gerçek maddi zararlarını göstermesi için raporda gerçeğe en yakın ve güncel verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle, hesap tarihine kadar asgari ücrette meydana gelen artışların zarara yansıtılması; başka bir ifadeyle, davanın görülmesi sırasında asgari ücrette bir artış meydana gelmiş ise, bu yeni ücrete göre hesaplama yapılması gerekmektedir. Ayrıca, 2022 yılı ve sonrasına ilişkin olarak asgari ücrete yönelik yapılan değişiklikler de dikkate alınarak bu konuda uzman başka bir bilirkişiden yeniden rapor alınması, hukuki denetime elverişli olabilmesi açısından bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın tablo halinde raporda yer alması gerekmektedir. Buna göre Bölge İdare Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenecek rapora göre maddi tazminat istemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın maddi tazminata ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Temyize konu kararın manevi tazminata ilişkin kısmının incelenmesi; Manevi tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması için caydırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği, zararlı sonuca etkisi ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Buna göre, manevi tazminat takdir edilirken, davacı(lar) yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı(lar) yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır. Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacıların manevi tazminat isteminin 200.000,00 TL'lik kısmı kabul edilmiş ise de; dava konusu olay nedeniyle hayatını kaybeden davacıların tek çocuğunun henüz 15 yaşında olması ve ders esnasında boynu bıçakla kesilerek öldürülmesi birlikte değerlendirildiğinde, olayın ağırlığını ortaya koyacak ölçüde davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için makul ve hakkaniyetli bir miktarda manevi tazminata hükmolunması gerekirken; Bölge İdare Mahkemesince takdir edilen 200.000,00-TL'lik manevi tazminatın yaşanan olay karşısında yetersiz kaldığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla Bölge İdare Mahkemesince, kararın manevi tazminata ilişkin kısmı yönünden de yeniden bir değerlendirme yapılarak makul ve hakkaniyetli bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne, 2. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 3. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 10/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. denetim //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };