11. Ceza Dairesi 2024/5257 E. , 2025/1649 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/398 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter kayıt ve belgeleri gizleme SUÇ TARİHLERİ : 2018 takvim yılı, 04.10.2022 İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın…
**11. Ceza Dairesi 2024/5257 E. , 2025/1649 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/398 Değişik iş ŞİKÂYETÇİ : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter kayıt ve belgeleri gizleme SUÇ TARİHLERİ : 2018 takvim yılı, 04.10.2022 İNCELEME KONUSU KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 21.02.2024 tarihli ve 2023/114304 Soruşturma, 2024/14720 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2024 tarihli ve 2024/326 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2024 tarihli ve 2024/398 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.03.2024’te kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 2024/18276 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95058 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A. Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95058 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklinde, Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmı ile de ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde belirtildiği üzere; Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında, sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen vergi tekniği raporunun vergi suçu raporu ile mütalaa formunun bulunması karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu, Mahkemesince her ne kadar suça konu faturalardan kimlik bilgilerinin tespitinin yapılarak şirket yetkilileri belirlendikten sonra bilgi sahibi olarak dinlenilmesi gerektiği, şüpheliden sahte fatura aldığı iddia edilen şahıslar ile ilgili dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, şüphelinin faturaları kendisinin kesmediğini ödemelerini yapmadığını beyan etmesi karşısında bunlara ilişkin ıp tespitlerinin yapılmasını ve şüphelinin faturaların kesildiği tarihte hastanede kalp krizinden dolayı yatan hasta olduğunu belirtmesi sebebiyle hastane kayıtlarının getirtilmesi gerektiğinden bahisle iddianame iade edilmiş ise de, iade sebeplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade nedenleri arasında da bulunmadığı ve anılan eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi; “(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, ...“ İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." Şeklinde düzenlenmiştir. 3. İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2024 tarihli ve 2024/326 İddianame değerlendirme sayılı kararı ile "...şüphelinin alınan ifadesinde sahte faturaları kendisinin düzenlemediğini beyan ettiği ancak sahteliği iddia olunan faturalarda yer alan yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığına yönelik inceleme yapılmadığı bu incelemenin ise suçun sübutuna mutlak etkili delil niteliğinde olduğu anlaşıldığından iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. Şüphelinin vergi dairesine sunmuş olduğu faturaları kendisinin düzenlemediği ve bu faturaları düzenleyecek ve ödemeleri yapacak maddi gücünün bulunmadığını belirtmesine karşın bankalar nezdinde ödemelerin bankadan havale yoluyla yapılması halinde işlem yapan kişilerin tespit edilmesi gerektiği, işlemin mobil bankacılık sistemi kullanılarak yapılmış olması halinde mobil bankacılık uygulamasının tanımlı olduğu cihazların imei ve ıp bilgilerinin tespit edilip bu kişilerin dinlenilmesi gerektiği bu araştırmaların suçun sübutuna mutlak etkili delil niteliğinde olduğu anlaşıldığından iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. Şüphelinin yine sahte fatura düzenlemediğini fatura düzenlenen tarihlerde kalp krizi geçirdiği için hastanede tedavi gördüğünü beyan etmesine karşın hastanelerden şüphelinin gerekli tedavi bilgilerinin araştırılıp fatura düzenleme tarihi ile uyumlu olup olmadığının araştırılmadığı bu araştırmaların suçun sübutuna mutlak etkili delil niteliğinde olduğu anlaşıldığından iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. İddianamede vergi tekniği raporunda belirtilen belgelerin sahte olduğu belirtilmesine karşın belirtilen faturaların dosya kapsamında yer almadığı anlaşıldığından düzenlenen iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. Vergi tekniği raporunda şüphelinin sahte olarak düzenlediği belirtilen faturalara ilişkin fatura düzenlenen mükellef kurum temsilcilerinin beyanlarının alınmadığı bu araştırmanın ise suçun sübutuna mutlak etkili delil niteliğinde olduğu..." şeklindeki gerekçelerle, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.02.2024 tarihli ve 2023/114304 Soruşturma, 2024/14720 Esas sayılı iddianamesinin iadesine karar verilmiştir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 14.03.2023 tarihli ve 2023-(2014-1-789)/21 sayılı vergi suçu raporu ile aynı tarihli ve 2023-(2014-1-789)/18 sayılı vergi tekniği raporlarında, Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğünün*** *** **** vergi kimlik numaralı mükellefi olan şüphelinin, 2018 takvim yılında sahte fatura düzenleme ile defter kayıt ve belgeleri gizleme suçlarını işlediği belirtilerek suç duyurusunda bulunulması üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüpheli hakkında atılı suçlardan iddianame tanzim olunmuş ise de; şüphelinin 23.08.2023 tarihinde Pendik Esenyalı Şehit Fehim Çakır Polis Merkezi Amirliğinde alınan ifadesinde, suça konu faturalar üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını, o tarihlerde kalp krizi geçirdiği için bir süre hastanede yatarak tedavi gördüğünü, ... Usta ismiyle faaliyet gösteren iş yerini çalışanlarının işlettiğini, bu faturaların onlar tarafından düzenlenmiş olabileceğini, defter ve belgelerinin de bu süreçte kaybolduğunu, bulabildiği faturaları inceleme için ibraz ettiğini savunması, dosyadaki bilgilere göre şüphelinin 3 farklı mükellefe 4 adet belge karşılığında 239.521,00 TL bedelli sahte fatura düzenlediğinin bildirilmesi ile 2 adet faturanın asıllarının bizzat şüpheli tarafından vergi incelemesi amacıyla ibraz edilmesi karşısında, adil yargılanma ilkesinin bir gereği olan kişilerin lekelenmeme hakkı da dikkate alınarak, Mahkemenin iddianamenin iadesi nedenleri arasında saydığı eksiklikler giderildikten sonra şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. II. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.