Başvuru; sokağa çıkma yasağı uygulaması ve haksız gözaltı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, sokağa çıkma yasağı sırasında düzenlenen güvenlik operasyonlarında orantısız güç kullanımı nedeniyle yaşam hakkının, sokağa çıkma yasağı sırasında temel ihtiyaçların karşılanamaması, sağlık hizmetlerine erişim bulunmaması ve gözaltında darbedilme nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; sokağa çıkma yasağı uygulaması ve haksız gözaltı nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, sokağa çıkma yasağı sırasında düzenlenen güvenlik operasyonlarında orantısız güç kullanımı nedeniyle yaşam hakkının, sokağa çıkma yasağı sırasında temel ihtiyaçların karşılanamaması, sağlık hizmetlerine erişim bulunmaması ve gözaltında darbedilme nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Olayın gerçekleştiği tarihlerde kamuoyunda hendek olayları olarak tabir edilen PKK terör örgütünün silahlı ayaklanma girişimine karşı bazı yerleşim bölgelerinde sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerde yoğun terörle mücadele operasyonları yürütülmekte, terörist unsurlarla güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanmaktadır (hendek olayları ve sokağa çıkma yasakları hakkında arka plan bilgisi ve ayrıntılı açıklamalar için bkz. Gazal Kolanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/37897, 5/7/2022, §§ 16-28, 342). Başvuruya konu olayların gerçekleştiği tarihlerde ilk dört başvurucu, sokağa çıkma yasağı ilan edilen Cizre ilçesinde, beşinci başvurucu ise yine sokağa çıkma yasağı uygulanmakta olan Sur ilçesinde ikamet etmektedir. Birlikte bireysel başvuru yapan kişilerden Ö.nün 23/1/2017 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından Ö. bakımından ayırma kararı verilerek bu kişinin bireysel başvurusu B. No: 2022/101297 esasa kaydedilmiştir. Somut başvuruda dile getirdikleri iddialara göre;i. Başvurucuların ikametgâhlarının yakınlarında terörist unsurlar ile güvenlik güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanmaktadır. ii. ve başvurucular hamiledir, sokağa çıkma yasağı ve çatışma ortamı nedeniyle sağlık hizmetlerine erişememekten endişe etmektedir.iii. ve başvurucular felçlidir ve hayatlarını tek başlarına idame etme imkânı bulamadıkları gibi sağlık hizmetlerine de erişememektedir. iv. başvurucunun ikametgâhına ateşli silah mermileri isabet etmiştir. Bu başvurucunun tuvaleti ikametgâhının bahçesindedir ancak çatışma ortamı nedeniyle bahçeye dahi çıkamamaktadır. Ailesinin ve özellikle küçük yaştaki çocuğunun temel ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. 10/11/2015 tarihinde dışarı çıktığında kolluk görevlileri tarafından gözaltına alınarak darbedilmiş ve üç gün haksız yere tutulduktan sonra serbest bırakılmıştır. 25/12/2015 tarihinde yapılan somut başvuruda başvurucular, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesi uyarınca yaşam ve fiziksel bütünlüklerinin korunmasına, ayrıca temel hizmetlere erişimlerinin sağlanmasına yönelik geçici tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, benzer nitelikteki tedbir başvurularını 2015/19907 numaralı bireysel başvuru üzerinden birlikte ele alarak 26/12/2015 tarihli ara kararıyla tedbir talebinin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:" Somut olayda başvurucu Sedat Aydın, Sur'da yaşadığını, evde iki aylık bebek bulunduğunu, bebeğin aşı ve kontrollerinin yapılamadığını belirtmiştir. Sur Kaymakamlığından alınan yazıda, başvurucu ile yapılan görüşme neticesinde başvurucunun 11/12/2015 tarihinde yasak ilan edilen bölgeden ailesiyle birlikte ayrıldığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Ayrıca nüfus kayıtlarına göre kardeşine ait olduğu anlaşılan bebeğin, aşılarının zamanında yapıldığı ve eksiksiz olduğu görülmektedir (bkz.§ 13). Sur Kaymakamlığınca sunulan bilgi ve belgelerden başvurucunun ve ailesinin sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgenin dışında olduğu ve somut olarak tehlike altında bulunmadığı anlaşıldığından tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekir.... Somut olayda başvurucular Evin Çağlı, Osman Kültür, [Ö.], Halise Kulja, Nevroz Yılmaz ve [A.P.] sağlık hizmetlerine erişemediklerini, temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını, aileleriyle iletişim kuramadıklarını ileri sürmüşlerdir. Şırnak Valiliği bölgede yaşayan insanların 112 Acil Yardım Hattı ve 155 Polis İmdat Hattını aramaları halinde sağlık hizmetlerine ve temel ihtiyaçlarına ilişkin taleplerinin karşılandığını, ancak yapılan araştırma neticesinde başvurucuların Valilik ve Kaymakamlık birimlerinden yardım talebinde bulunmadıklarını, ayrıca yasaklar üresince her türlü telefonla iletişim imkanlarının bulunduğunu belirtmiştir (bkz.§ 12). Nitekim başvurucuların da resmi makamları aramalarına rağmen kendilerine yardım ulaştırılmadığına dair iddiaları bulunmamaktadır. Bu durumda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden başvurucuların sağlık hizmetlerine ve temel ihtiyaçlarına ilişkin taleplerinin karşılanmadığına dair derhal tedbir kararı verilmesini gerektirecek bir durum bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, başvuruculara yönelik derhal tedbir kararı verilmesini gerektiren ciddi bir tehlike bulunduğu dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden bu aşamada anlaşılamadığından koşulları oluşmayan tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir."