3. Ceza Dairesi 2021/14693 E. , 2023/1146 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/4156 E., 2019/473 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlana
**3. Ceza Dairesi 2021/14693 E. , 2023/1146 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/4156 E., 2019/473 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin olarak verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz edilebilir olduğu, geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.07.2018 tarihli ve 2018/10 Esas, 2018/411 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ile 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrasının son cümlesi, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 63 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.03.2019 tarihli ve 2018/4156 Esas, 2019/473 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 3. 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrasındaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; bilgi sahibi olarak beyanı alınan T.B'nin beyanlarının görgüye dayalı olmadığına, sanığın Bank ... nezdindeki hesap hareketlerinin rutin olduğuna, dernek üyeliğinin anayasal hak olduğuna, çocuğunu örgütle iltisaklı eğitim kurumuna göndermesinin örgütsel delil teşkil etmediğine, sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın elektrik teknisyeni olarak kendi iş yerini işlettiği, Bank ... nezdinde bulunan hesap hareketlerine ilişkin 16.07.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre bankanın mali yönden güç duruma düşmesi üzerine yapılan destek çağrılarına istinaden daha evvel Bank Asyada hesabı bulunmasa da İş Bankası hesabından para aktararak altın ve döviz aldığı, katılım hesabı açtığı ve bankanın TMSF'ye devrine kadar hiçbir işlem yapmadığı, böylelikle Bank Asyada hesap hareketliliği sağlamak ve hesap bakiyesi oluşturmak gayreti içerisinde olduğu, FETÖ/PDY terör örgütünün yeni üye kazanmak, mevcut örgüt üyeleri arasındaki iletişimi sağlamak, örgüte para kaynağı sağlamak amacıyla mensuplarına çeşitli dernekler kurdurduğu, bu derneklere ait mekanlarda dikkat çekmeden örgütsel toplantıları gerçekleştirdiği, dernekler aracılığıyla örgütlenmesini yaygınlaştırarak tabanını genişlettiği bilinmekte olup sanığın KHK ile kapatılan Urla İmam Hatip Derneğine ve Urla Gönül Elçileri Derneğine üye olduğu, çocuğunun FETÖ/PDY irtibatlı/iltisaklı okul kaydı olduğu tespitlerine yer verilerek sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiğinin kabul olunduğu anlaşılmaktadır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği ancak; dijital materyal raporunun beklenilmemesi nedeniyle silahlı terör örgütüne üye olma suçuna nazaran daha hafif cezayı gerektiren silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan hüküm kurulmasının aleyhe istinaf bulunmadığından eleştiri konusu yapıldığı, kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması yönünden Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı Kararının gözetilmemesi nedeniyle de istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, sanığın çocuğunu örgüte müzahir eğitim kurumuna göndermesinin atılı suç yönünden örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede; 1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. 2. Dairemizin müstakar kararlarında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF'ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş'de (Bank ...) gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirtilmiştir. 3. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin yardım mahiyetindeki son eylem tarihi “04.02.2015” yerine “18.10.2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir. 4. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; örgüte müzahir dernek üyeliği bulunan, Bank ... nezdinde daha evvel hesabı bulunmazken, örgüt liderinin talimatı sonrasına denk gelecek şekilde ilk kez İş Bankası hesabından 5.000 TL tutarında EFT yaparak 18.09.2014 tarihinde Bank Asyada hesap açtırıp altın ve döviz alımında bulunan, 04.02.2015 tarihinde 2.000 USD tutarında katılım hesabı açan sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör yardım etme suçunu işlediğine dair kabulde hukuki isabetsizlik görülmemiştir. 5. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, eleştiri dışında hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.03.2019 tarihli ve 2018/4156 Esas, 2019/473 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2023 tarihinde karar verildi.