1. Hukuk Dairesi 2011/13627 E. , 2012/1854 K. "" MAHKEMESİ: SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/07/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılara ait ..parsel sayılı taşınmazın 3621 Sayılı Yasa gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi'nin…
**1. Hukuk Dairesi 2011/13627 E. , 2012/1854 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ: SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/07/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılara ait ..parsel sayılı taşınmazın 3621 Sayılı Yasa gereği devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, kıyı kenar çizgisi içinde kalan kısmın tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, Silivri Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1959/51 Esas, 1959/214 sayılı kararının kesin hüküm oluşturduğunu, iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. Davanın kabulüne dair verilen karar, Dairece; “... Yargılamanın devamı sırasında 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa gereği 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gözetilerek davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmesi, öte yandan 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 36. maddesine eklenen 36/A maddesi hükmü çerçevesinde irdeleme ve değerlendirme yapılarak davalı yararına avukatlık ücreti tayinine yer olup olmadığı üzerinde de durulması gerektiği ” hususlarına değinilerek bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili ile davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve terkin isteğine ilişkin olup, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca işlem yapılarak 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükmü gereğince hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak anılan yasa Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve karar 23.07.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir. Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, iptal kararından önce doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Öyleyse, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer.