1. Hukuk Dairesi 2009/280 E. , 2009/2131 K. "" MAHKEMESİ : GÖLCÜK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2008 Taraflar arasında görülen davada: Davacı, miras bırakanı A.Ş.’in maliki oldu 1490 parsel sayılı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı oğlu M.’e satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini.M.’in de taşınmazın 1/3 payını davalı A.’e, 1/3 payında diğer davalı G.’e danışıklı olarak devrettiğini ileri sürerek,miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bu…
**1. Hukuk Dairesi 2009/280 E. , 2009/2131 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : GÖLCÜK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 14/10/2008 Taraflar arasında görülen davada: Davacı, miras bırakanı A.Ş.’in maliki oldu 1490 parsel sayılı taşınmazı mirastan mal kaçırmak amacıyla davalı oğlu M.’e satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini.M.’in de taşınmazın 1/3 payını davalı A.’e, 1/3 payında diğer davalı G.’e danışıklı olarak devrettiğini ileri sürerek,miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliki işlemlerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi .un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 1490 parsel sayılı taşınmaz miras bırakan A. Ş.’e ait iken, 24.8.1990 tarihinde davalı oğlu M.’e satış suretiyle temlik ettiği, M.inde 29.3.2001 tarihinde taşınmazın 1/3 payını davalı torun A.’e, 1/3 payını da davalı gelin G.e satış suretiyle devrettiği görülmektedir. Davacıların, temliklerin mirastan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı biçimde gerçekleştirildiğini ileri sürerek eldeki davayı açtıkları, davalıların da çekişmeli taşınmazın miras bırakanın erkek çocukları tarafından satın alındığını, emaneten muris üzerine kaydedildiğini sonradan iade edildiğini, ayrıca davacı kızına da temliklerde bulunduğunu savundukları, mahkemece de miras bırakanın gerçek iradesinin mallarını paylaştırmak olduğu, mal kaçırma iradesi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.