20. Hukuk Dairesi 2011/16538 E. , 2012/4887 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.03.2008 tarih ve 2008/2956 - 4589 sayılı bozma kararında; …
**20. Hukuk Dairesi 2011/16538 E. , 2012/4887 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.03.2008 tarih ve 2008/2956 - 4589 sayılı bozma kararında; “Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713. maddesindeki kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulmuştur. Somut olayda; dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakıldığı 1998 yılında yapılıp, kesinleşen orman kadastrosu sırasında, 27 parsel numarası ile 2/B parseli olarak orman sınırları dışında bırakıldığı anlaşılmaktadır. Karara dayanak alınan Kadastro Teknisyeni M.Ömer Keşgin'in 23.05.2005 tarihli raporunda, krokide (A) harfi ile gösterilen ve 17570,94 m2 yüzölçümündeki kısmın davacının murisinden intikalen ve taksimen bir bütün olarak geldiği, (B) harfi ile gösterilen 14980,26 m2'lik ekili olmayıp yakın zamana kadar kullanılmadığı, ziraat ve orman mühendislerince düzenlenen raporda da (B) alanı üzerinde 30 - 40 yaşlarında bitişiğindeki ormanlardan gelen tohumlarla yetişmiş çam, ardıç ve meşe ağaçları bulunup, toprak ve bitki örtüsü itibarı ile bitişiğindeki orman vasfını taşıdığı yapılan uygulama ile belirlenmiştir. Her ne kadar, taşınmazın öncesinin orman olmadığını, davalı taşınmazın, davacıya miras bırakanından kaldığını ve taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını ifade etmişlerse de, mahkemece toplanan kanıtlardan 6831 sayılı Yasanın 17. maddesine göre orman içi açıklık ve etrafı ormanla çevrili olan taşınmazın, (A) harfi ile gösterilen kısmı kesinleşen orman sınırları dışında kalsa bile yasa gereği orman sayıldığından yine H.G.K.'nun 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararı ile kesinleşen tahdit sınırları dışındaki orman içi açıklıkların zilyetlik yolu ile kazanılamayacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu nedenlerle; davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile kabul yolunda kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra, davanın kabulüyle, taşınmaz baraj suları altında kaldığından ve tescili mümkün olmadığından (A) ile gösterilen 17570,94 m2'lik taşınmazın, davacı ...’a ait olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tescil istemine ilişkindir.