Başvuru, ruhsatsız binanın yıkılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ruhsatsız binanın yıkılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/12/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Ankara ili Altındağ ilçesi Battalgazi Mahallesi 24366 ada 7 parsel sayılı taşınmazın müşterek maliklerinden biridir. Taşınmaz üzerinde bodrum, zemin, ve katlardan oluşan dört katlı betonarme bir yapı bulunmaktadır. Başvurucu, binanın 1980 yılında inşa edildiğini beyan etmektedir. Başvurucu tarafından sunulan emlak vergi beyannamelerinde taşınmaz üzerindeki binanın yapımının 1/1/1980 tarihinde tamamlandığı belirtilmektedir.Başvurucu 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerinden yararlanmak amacıyla 21/6/1983 tarihinde Altındağ Belediyesi (Belediye) İmar Müdürlüğüne başvurmuştur. Başvuru masrafı olarak 000 TL aynı tarihte başvurucu tarafından Ziraat Bankası Ankara/Ulus Şubesine yatırılmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13/8/2008 tarihli kararıyla taşınmazın bulunduğu alanda imar yollarının açılmasına karar verilmiştir. Büyükşehir Belediyesi, bu kapsamda taşınmazlar üzerindeki yapıların kamulaştırılması için alt kademe belediyelerine belirli miktarda kaynak aktarımı için karar almıştır. Başvurucunun beyanına göre kendi binası için bu karar üzerine ayrılan miktar 720 TL'dir. Başvurucu, Belediye tarafından bu miktarın kendisine ödenmemesi üzerine delil tespiti amacıyla Mahkemeye başvurmuştur. Bu talep üzerine Bilirkişi Kurulunun Ankara Sulh Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 28/10/2008 tarihli raporda taşınmaz üzerindeki yapıların toplam değeri 653,38 TL olarak tespit edilmiştir. Belediye İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 25/1/2011 tarihinde başvurucunun maliki olduğu taşınmaz -kararda taşınmaz bilgileri 24366 ada 17 parsel olarak belirtilmiştir- üzerindeki bodrum, zemin, ve katlardan oluşan dört katlı binanın kaçak ve ruhsatsız olduğu tespit edilmiş ve bu konuda yapı tatil zaptı düzenlenerek başvurucuya tebliğ edilmiştir. Belediye Encümeninin 2/3/2011 tarihli kararıyla 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun maddesi gereğince başvurucu adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki kaçak yapının yıkımına karar verilmiştir. Başvurucunun 25/3/2011 tarihli dilekçesine istinaden Belediye Encümeninin 30/3/2011 tarihli kararıyla taşınmazın ada ve parsel numarası 24366 ada 7 parsel olarak düzeltilmiştir. Başvurucu; binanın kendi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde yapıldığını, kaçak olmadığını, nitekim 2981 sayılı Kanun kapsamında imar affı müracaatının bulunduğunu belirterek Belediyenin 30/3/2011 tarihli yıkım kararının iptali istemiyle 15/4/2011 tarihinde iptal davası açmıştır. Ankara İdare Mahkemesinin 4/10/2012 tarihli kararıyla dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun temyiz talebi Danıştay Ondördüncü Dairesinin 21/10/2014 tarihli kararıyla reddedilmiş, karar onanmıştır. Karar düzeltme istemi de aynı Daire tarafından 25/12/2014 tarihinde reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 2/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında, mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece mahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk bir yorum esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010 § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004, § 129). AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının ancak müdahalenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinin anlamı kapsamında bir mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşru beklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya [BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004,§ 35; Lihtenştayn Prensi Hans-Adam II/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklenti kavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için bkz. Pine Valley DevelopmentsLtd ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A. ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31). Öneryıldız/Türkiye kararına konu olayda, Ümraniye çöplüğünde meydana gelen metan gazı patlaması sonucu gerçekleşen toprak kayması dolayısıyla başvurucuya ait gecekondu zarar görmüştür. AİHM, 1988 yılında ruhsatsız olarak inşa edilmesinden 1993 yılında meydana gelen kazaya kadar anılan taşınmazda bulunan gecekondununbelediye makamlarınca yıktırılmadığına dikkat çekmiştir. AİHM bu sebeple yetkili makamların başvurucu ve akrabalarının meskenleri ve taşınır mallarında mülkiyet hakkına ilişkin bir menfaate (proprietary interest) sahip olduğunun fiilî (de facto) olarak kabul edildiği tespitinde bulunmuştur (Öneryıldız/Türkiye, §§ 124-129). Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye (B. No: 22035/10, 15/11/2016) kararında da Öneryıldız/Türkiye kararına atıfla ruhsatsız olarak yapılan binanın kamu makamlarınca yıktırılmadığı veya yıkımı yönünde bir işleme de girişilmediğine dikkat çekilerek başvurucuların Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinin birinci paragrafında ifade edilen anlamda mülk teşkil edebilecek menfaatlerinin olduğu belirtilmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 40-47). AİHM; başvurucuların ihlal iddialarına yönelik olarak öncelikle iç hukukta mevcut, yeterli ve etkili yolları tüketmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu yolların kesin olarak varlığından söz edilebilmesi için teoride mevcut olması yeterli olmayıp uygulamada da etkin olması, makul bir biçimde erişilebilir ve etkili olması gerekmektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin maddesinin (1) numaralı fıkrası, AİHM'e başvuru yapılmadan önce başvurucuların uygun bir iç hukuk yoluna başvurmalarını gerektirmekle birlikte etkisiz veya yetersiz bir iç hukuk yoluna başvurulması ise lüzumlu değildir (Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18/12/1996, §§ 51, 52). AİHM, imar planının hukuka aykırılığından değil de bu planın herhangi bir tazmin olmaksızın taşınmaz üzerinde meydana getirdiği kısıtlamaların sonuçlarından şikâyetçi olunması durumunda imar planının iptali istemiyle açılacak davanın tüketilmesi gerekli bir hukuk yolu olmadığını belirtmiştir (Rossitto/İtalya, B. No: 7977/03, 26/5/2009, § 19; Ayangil ve diğerleri/Türkiye, B. No: 33294/03, 6/12/2011, § 30). AİHM kararlarında bu tür şikâyetler bakımından söz konusu kısıtlamalar nedeniyle oluşan zararın tazmini olanağını sağlayan mevcut ve yeterli hukuk yollarının kullanılması gerektiği kabul edilmektedir Öz/Türkiye (k.k.), B. No: 40687/98, 1/7/2004; Güngör/Türkiye (k.k.), B. No: 46745/99, 6/3/2007; Rabia Tan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 8095/02, 31/1/2008, §§ 37-41; Remzi Tekin Bozkurt/Türkiye (k.k.), B. No: 38045/05, 2/3/2010).