T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/808 - 2025/1104 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/808 KARAR NO : 2025/1104 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2022 NUMARASI : 2021/135 Esas 2022/597 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.10.2025 İl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/808 - 2025/1104 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/808 KARAR NO : 2025/1104 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/10/2022 NUMARASI : 2021/135 Esas 2022/597 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26.09.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 16.10.2025 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ile ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili dava dilekçesinde; 31.03.2017 tarihinde davacılar ... ve ...’in oğlu, ...’in kardeşi olan polis memuru ... ...’ın görevini ifa ettiği sırada, ... İl Emniyet Müdürlüğüne ait, davalı ... Sigorta AŞ'ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada, araç sürücüsünün her yöne fasılalı kırmızı ışığın yandığı kavşağa girdiği sırada, ... ... İl Müdürlüğüne ait, davalı ... Sigorta AŞ'ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı otomobilin ön kısmı ile çarpması neticesinde, ... ...’ın vefat ettiğini, davacıların ölenin desteğinden mahrum kaldığı gibi, manevi olarak da ızdırap çektiklerini, davacıların zararlarından davalıların sorumlu olduğunu, ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı ..., ... ve ... için 1.000,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacılar ... ve ... için 60.000.00’er TL, ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte sigorta haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacılar vekili 11.01.2019 tarihli dilekçesi ile davalı ... Sigorta AŞ hakkındaki davasından feragat etmiş, ıslah dilekçesi ile; davalılar ... Sigorta şirketi ve ... Bakanlığı yönünden artırdıklarını, diğer sigorta şirketi ve ... Müdürlüğününden taleplerinin ise ibraname kapsamında olduğunu belirterek, dava değerini adı geçen davalılar açısından, davacı ... için 73.499,92 TL olarak, davacı ... için 107.608,82 TL olarak belirleyerek, davalı ... ve davalı ... Sigprta şirketinden tahsilini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiş, 08.01.2019 tarihli dilekçesi ile de, davacı ile sulh oldukları ve 296.720,59 TL ödediklerinden bahisle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ... Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından 13.04.2017 tarihli 2017/685 sayılı Karar gereğince, ... ...’a 91.255,00 TL tazminat ödenmesine karar verildiğini ve söz konusu tazminatın Kırıkkale 1. SHM’nin 19.04.2017 tarihli mirasçılık belgesine istinaden ... ve ... ...’a 45.627,50 TL'şer olarak ödendiğini, tazminata hükmedilmesi halinde söz konusu tazminatın mahsup edilmesi gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, kazanın meydana gelmesinde kusuru kabul etmediklerini, davacıların kusur durumunu kanıtlaması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde, diğer davalıya ait araç sürücünün kusurlu olduğunu, ayrıca tazminat miktarının bilirkişi tarafından belirlenmesi gerektiğini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz talebinin de haksız olduğunu, manevi tazminat miktarınında fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, Bakanlığa ait araç sürücüsünün gerekli eğitimi aldığını ve sertifikalarının bulunduğunu, ayrıca aracın periyodik bakımlarının yaptırıldığını, aracın ZMSS ile sigortalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalıya ait aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığından sorumluluklarının bulunmadığını, davacıların destek tazminatının da haksız olduğunu, manevi tazminatın da haksız olduğunu, ayrıca kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun sigorta limiti kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacının kusuru, zararı kanıtlaması gerektiğini, davacılara rücuya tabi ödeme yapılmış ise mahsubunun gerektiğini,davalının usulüne uygun temerrüde düşürülmemesi nedeniyle faiz talebinin haksız olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derce mahkemesi tarafından daha önce verilen 03.02.2020 tarihli 2017/571 E. 2020/73 K. sayılı kararın, davacılar vekili tarafından manevi tazminata ilişkin olarak, davalılar ... Bakanlığı vekili tarafından maddi ve manevi tazminata ilişkin olarak, davalı ... Sigorta şirketi tarafından maddi tazminata ilişkin olarak, davalı ... tarafından aleyhine verilen karara ilişkin olarak istinaf edilmesi sonrasında, Dairemiz 14.01.2021 tarihli, 2020/1554 Esas, 2021/49 Karar sayılı kararı ile, davalıların istinaf talepleri yönünden eksik inceleme nedeniyle kararın kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde mahkemece; Davanın, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, mahkemece daha önce alınan raporlara göre kazanın meydana gelmesinde her iki araç sürücüsünün eşit kusurlu olması, ... Sigorta Anonim Şirketi hakkındaki davadan feragat edilmesi ve 2330 Sayılı Yasa kapsamında ... tarafından yapılan ödeme, aktüer hesap raporu ve ölenin kardeşi olan davacı ...'a destek olduğunu kanıtlayamamış olmasına göre; davalı ... Sigorta AŞ yönünden maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, ... yönünden maddi tazminat talebinin reddine, davalılar ... ile ... Sigorta AŞ hakkındaki davanın kabulü ile davacı ... için 73.499,92 TL, davacı ... ... için 107.608,82 TL olmak üzere toplam 181.108,74-TL'nin, davalılar ... Sigorta AŞ'den 04.08.2017 tarihinden itibaren, ... Bakanlığından ise olay tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılar ... ile ... ...'a verilmesine, davacı ... ...'ın maddi tazminat talebinin reddine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... ... için 50.000,00 TL, davacı ... ... için 30.000,00 TL, manevi tazminatın davalılar ... ile ...'ndan müştereken ve müteselsilen, 31.03.2017 kaza tarihinden itibaren yasal faiz ile tahsili ile davacılara verilmesine karar verildiği, söz konusu kararın davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, kararın davalıların istinaf talepleri yönünden eksik inceleme nedeniyle kaldırılmasına karar verildiği; mahkemece yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamına uyularak Ankara BAM 26. HD ilamında belirtilen eksik deliller ve taraflarca belirtilen delillerin toplandığı, dosya kusur raporlarının arasındaki çelişkinin giderilmesi için Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilerek 03.01.2019 tarihinde Kurum tarafından, sürücü ... ve diğer sürücü ...'ın eşit olarak %50, %50 oranda kusurlu olduğunun tespit edildiği; davacıların maddi ve manevi zararların hesaplanması için aktüerya bilirkişiden vefat eden şahsın yaşasaydı ne kadar ücret alacağını gösteren bordrolar doğrultusunda bilirkişi tarafından hazırlanan raporda: "davacıların davalı ... Sigorta AŞ ile sulh oldukları 11.01.2019 tarihli dilekçe ile feragat edildiği belirtildiği, yine aynı raporda davalı ... yönünden Nakdi Tazminat Komisyonunun 13.04.2017 tarihli kararı gereği vefat eden şahsın babası ...'a 45.627,50 TL, annesi davacı ... ...'a 45.627,50 TL olmak üzere toplam 91.255,00 TL nakdi tazminat ödendiği anlaşıldığı, bozma ilamında belirtildiği şekilde mahkemece ...'ye yapılan bu nakdi tazminat ödemesinin ne kadarlık kısmının maddi tazminata ne kadarlık kısmının manevi tazminata yönelik olduğu hususunun açıklanması için müzekkere yazıldığı, gelen cevabi yazıda bu durumun belirlenemediği beyan edildiği; ... Bakanlığı, ... Sigorta AŞ yönünden ise alınan raporda baba ... için 131.864,82 TL, anne için 301.735,21 TL tazminatın hesaplandığı; olaya kusuruyla sebebiyet veren aracın işleteni GTHB olan ... plakalı aracın davalı ... AŞ'den ZMMS'si bulunduğu ve kaza tarihi itibariyle teminat limitinin 330.000,00 TL olduğu, ayrıca ... plakalı aracın ... Sigorta'dan 28.10.2016- 28.10.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere kaskosunun bulunduğu ve İMM kapsamında kişi başına 30.000,00 TL teminat limiti bulunduğu rapor edildiği," mahkemece yapılan yargılama, Ankara BAM 26 Hukuk Dairesinin ilamı, dosyaya kazandırılan bilgi, belgeler birlikte değerlendirilmesi neticesinde, maddi tazminat yönünden; dosya kapsamında uzman bilirkişilerden alınan raporların usul ve yasaya uygun olarak denetime elverişli kabul edilerek, davacıların bozma sonrası ıslah dilekçesi vermediği de göz önünde bulundurulduğunda, destekten yoksun kalmaya yönelik tazminat talebinin davalılar ... Sigorta AŞ ile ... yönünden kabulüyle 73.499,92 TL baba ... için, 107.608,82 TL anne ... ... için toplam 181.108,74 TL'nin olaya kusuruyla sebebiyet ... plakalı aracın sigortalısı ... AŞ'den temerrüde düşürüldüğü tarih olan 04.08.2017 tarihinden itibaren; işleteni ...'ndan kaza tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen olarak davacı anne ... ve baba ...'a verilmesine, davalı ... Sigorta yönünden dosyaya sunulan sulh protokolü ve feragat beyanı dikkate alınarak feragat nedeni ile reddine, davacı kardeş yönünden müteveffanın sürekli desteğini aldığına dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulamaması nedeniyle destek kapsamında yer almadığından maddi tazminat talebinin reddine, davalı ... yönünden ise davacılar vekilinin, maddi tazminat taleplerini istinaf etmediği bu nedenle ... yönünden usul kazanılmış hak doğduğu göz önünde bulundurularak maddi tazminat yönünden reddine karar vermek gerektiği; davacıların manevi tazminat talepleri yönünden ise; anne ve baba için ... tarafından nakdi tazminat ödendiği, söz konusu nakdi tazminatın yarısının maddi diğer yarısının manevi tazminata ilişkin olduğu mahkemece kabul edilerek, Yargıtay uygulamasına göre yapılan bu ödeme nedeniyle manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi uyarınca ödeme yapılan davacıların manevi tazminat isteyemeyeceği kanaatine varılmış olmakla, anne ve babanın manevi tazminat taleplerinin reddine, kardeş ... ...'ın manevi tazminat talebinin ise davaya konu trafik kazasının ağırlığı, olay nedeniyle duyulan acı elem ve ızdırabın ağırlığı da göz önünde bulundurularak 30.000,00 TL manevi tazminatın; sigorta şirketlerinin manevi tazminattan sorumlu olmaması nedeniyle yalnızca davalılar ... ile ... Bakanlığından kaza tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak, davacı ... ...'a verilmesi kanaatine ulaşıldığı, gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile , davalı ... Sigorta AŞ yönünden davanın feragat nedeni ile reddine, davalı ... yönünden, davanın reddine, baba ... için 73.499,92-TL , anne ... ... için 107.608,82-TL olmak üzere toplam 181.108,74-TL’nin davalı ... Sigorta AŞ’den 04.08.2017 tarihinden, davalı ... Bakanlığından kaza tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ... ve ... ...’a verilmesine, davacılar ... ve ... ...’ın manevi tazminat taleplerinin reddine, kardeş ... ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Bakanlığından alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş hüküm davacılar vekili ve davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hükmedilen maddi tazminatın eksik ve hatalı olduğunu, hesaplamada güncel içtihatların nazara alınmadığını, yerel mahkemece istinaf mahkemesinin kaldırma kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği ve alınan rapora göre karar verildiğini, ancak hazırlanan raporda destek paylarının, iskonto uygulamasının ve ödeme tarihi belli olmayan nakdi tazminat tutarının varsayıma dayalı olarak hesaplanmak suretiyle hesaplanan tazminattan düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu, iskontolu dönemin rapor tarihinden itibaren hesaplaması gerektiği halde, takip eden yıl başından itibaren nazara alınmasının hatalı olduğunu, pay oranları ve destek sürelerinin hatalı olduğunu; idare cevabında 24.04.2017 tarihli karara istinaden davalılara ödeme yapıldığını bildirdiğini, ödeme tarihine ilişkin ise belge bulunmadığını, eldeki davanın ise 17.08.2017 tarihinde açıldığını,nakdi tazminatın dava açılmadan önce ödendiğine dair varsayımın hatalı olduğunu, dava açılmasından sonra yapılan ödemenin güncellenmeksizin düşülmesi gerektiğini, bu nedenle varsayıma dayalı mahsubun hatalı olduğunu; asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olup, bozmadan sonra dahi usuli kazanılmış hak oluşturmayacağını, asgari ücretin usuli kazanılmış hakkın istinası olduğunu, hakim tarafından resen gözetilmesi gerektiğini, Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu; manevi tazminata ilişkin olarak ise; 2330 Sayılı Kanun kapsamında ödeme nedeniyle anne ve babanın manevi tazminata ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinin içtihatlara aykırı olduğunu, taleplerinin tam kabulü gerektiğini, yine davalı ... açısından taleplerinin de kabulünün gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın tümden reddi gerektiğini, davalının istihdam eden olarak her türlü dikkat ve özeni gösterdiğini, hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalı idare ile idarenin sürücüsü arasındaki kusurunda gerek TBK hükümlerince, gerekse de 2918 Sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle eksik inceleme ile karar verildiğini, manevi tazminatın da yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaza tarihinden itibaren faiz başlangıcının da haksız olduğunu, sigorta şirketinden önceki bir tarihte temerrütün gerçekleştiğinin kabul edilmeyeceğini; davalı harçtan muaf olup, mahkemece de bu husus belirtilmiş iken, davacı tarafından ödenen harçlardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılarak, davalı idare hakkındaki davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının talep ettiği manevi tazminatın mesnetsiz olduğunu, ayrıca kaza tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, HMK'nın 355 maddesi gereğince, ilk derece mahkemesi tarafından toplanan deliller, Dairemizce daha önce eksik inceleme çerçevesinde verilen kaldırma kararı ve oluşan usuli kazanılmış haklar gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı, ve manevi tazminat istemidir. İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen kararın davacılar tarafından manevi tazminata yönelik olarak, bir kısım davalılar tarafından ise aleyhine hüküm verilen kısma yönelik olarak yaptıkları istinaf başvurusu üzerine, kararın yargılamada eksik inceleme nedeniyle, davacının manevi tazminata yönelik istinaf sebepleri incelenmeksizin, davacıların lehine kaldırılması sonrasında ilk derece mahkemesi tarafından, davacıların destek tazminatına ilişkin olarak, ilk karardaki gibi davanın esası hakkında karar verilmiş, manevi tazminata yönelik olarak ise davacılardan, ölenin anne ve babasının manevi tazminatın davadan önce 2330 Sayılı Yasa kapsamında yapılan ödeme ile manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği gereğince manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, davacı ...'in manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve yukarıda açıklanan davalılar tarafından istinaf edilmiştir. 1-Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapıldığından, mahkemece verilen istinaf incelemesine konu karar, daha önceki kaldırma kararı üzerine verilmiş ise, istinaf incelemesinin kapsamı ve mahiyeti nazara alındığında, kaldırma kararı neticesinde usuli kazanılmış haklar söz konusu olacağından, içtihatlar ile geliştirilen aleyhe bozma yasağı (istinaf kararları açısından aleyhe kaldırma yasağı) ve aleyhe hüküm verme yasağı, Bölge Adliye mahkemesi kararları açısından da uygulanır. Bölge adliye mahkemesinin kararları istinaf sebepleri ile sınırlı olduğundan, HMK'nın 353/1-a-6 maddesi kapsamında eksik inceleme nedeniyle karar kaldırılsa dahi, yeninden yapılacak yargılama da kaldırma sebepleri ile sınırlı olarak yapılacağından, ilk karara karşı istinaf yoluna gelmeyen taraf veya istinaf başvurusu olupta istinaf sebebi yapılmayan hususlar açısından, kural olarak ilk karara yönelik ileri sürmediği itirazlarını, kaldırma kararı sonrasında ileri sürmesi usul açısından mümkün görülmemektir. Somut olayda, davacılar tarafından maddi tazminata yönelik olarak istinaf sebepleri ileri sürmüş ise de, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen kararın maddi tazminata yönelik olarak istinaf edilmemiş olmasına, istinafa konu kararda da, maddi tazminata ilişkin talepler açsından ilk karara göre davacılar aleyhine olacak şekilde tazminat takdir edilmemiş olmasına göre, davacıların maddi tazminata, hesaplanmasına, hükme esas alınan verilere yönelik tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2-Davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından hüküm altına alınan manevi tazminata yönelik karar istinaf edilmiş ise de; kaza neticesinde vefat edenin, davacı ...'in ağabeyi olmasına ve kaza tarihinde görev yerine yeni atanan ve 25 yaşında olan davalının yakının, mesleğe başlamasına göre kısa sayılabilecek süre sonrasında görevi başında iken meydana gelen kazada vefat etmiş olması, yanı sıra kazanın meydana gelmesinde kusurunun da bulunmamasına, kaza tarihi, paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ekonomik durumu nazara alındığında manevi tazminatın TMK'nın 4. maddesi çerçevesinde hak ve nesafete uygun takdir edilmiş olmasına göre davalıların manevi tazminat miktarına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediği gibi, TBK'nın 117. maddesi gereğince haksız fiilden kaynaklanan sorumluluk açısından, haksız fiil tarihinden itibaren temerrüt gerçekleştiğinden, manevi tazminatın bu tarih itibariyle takdir edilmiş olmasında ve faizin bu tarihten itibaren hüküm altına alınmasında isabetsizlik görülmemiştir. 3-Davalı ... maddi ve manevi tazminat açısından idarenin eylemi ile kaza arasında illiyet bağı olmadığını, sorumluluğuna gidilemeyeceğini ileri sürmüş ise de; davalı hakkındaki davanın, 2918 Sayılı yasa kapsamında işleten sıfatına dayalı olarak açılmış olmasına, bu kapsamda davalının 2918 Sayılı Yasanın 85/son ve 106. maddesi gereğince, sürücü kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olmasına, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün de kusurunun dosya kapsamı ve bilirkişi raporları ile tespit edilmiş olmasına, sürücü ve işleten arasındaki iç ilişkiye dayalı sorumluluğun eldeki davanın konusu olmamasına göre; davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülemiştir. Buna göre tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve istinaf olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin, davalı ... Bakanlığı vekilinin ve davacılar vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4-Davacılar vekilinin, davacılar ... ve ... ... hakkındaki manevi tazminatın reddinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Davacılar ... ve ...'in, polis memuru olan ve kaza tarihi olan 31.03.2017 tarihinde 25 yaşında olan oğullarının, içerisinde yolcu olarak bulunduğu, davalı ... Müdürlüğünün işleteni olduğu araç ile davalı ... Bakanlığının işleteni olduğu aracın karıştığı kazada yaralanması ve sonrasında vefat etmesi nedeniyle, 09.11.2017 tarihinde maddi ve manevi tazminat talepli eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi, tarafından daha önce bu davalılar yönünden ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş iken, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/571 Esas, 2020/73 Karar sayılı kararının davalılar tarafından manevi tazminatın reddi gerektiği, davacılar tarafından manevi tazminatın tam kabulü gerektiğinden bahisle istinaf edilmesi üzerine, Dairemiz 14.01.2021 tarihli 2020/1554 Esas, 2021/49 Karar sayılı kararı ile manevi tazminat taleplerine yönelik olarak " Dosya kapsamına göre, trafik kazası neticesinde vefat eden ... ...'ın anne ve babası olan davacılara, dava tarihinden önce 2330 Sayılı Kanun gereğince ... Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği, her ne kadar dosya içerisinde ödemenin hangi tarihte yapıldığını gösteren dekont bulunmamakta ise de, davacıların belirlenen nakdi tazminatın kendilerine ödenmesi için verdikleri 19.04.2017 tarihli dilekçeler sonrasında davacı ... için 45.627,50 TL, davacı ... için 45.627,50 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6. Maddesinde "Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır. Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulur" denilmek suretiyle nakdi tazminat komisyonu tarafından yapılan ödemenin yargılama sonucu belirlenecek tazminattan düşülmesi gerektiği vurgulanmıştır. İlgili yasa maddesinde, ödenen nakdi tazminatın zarar görenin maddi ve manevi zararına karşılık ödendiği açıklandığına göre davacıya ödenen bu bedelin içinde manevi tazminat da bulunmaktadır. Yargıtay uygulamalarına göre yapılan ödeme nedeniyle manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi gereğince ödeme yapılan davacıların manevi tazminat isteyemeyeceği kabul edilmektedir. (Yargıtay 17. HD 2019/1392 E. 2020/8022 K.; Yargıtay 4. HD 2020/1129 Esas, 2020/2256 Karar)" denilerek 2330 sayılı yasa gereğince yapılan ödemenin tamamının maddi tazminattan düşülmesinin hatalı olduğu belirtilerek, 2330 Sayılı Yasa kapsamında yapılan ödeme tarihi belirlenerek, buna göre manevi tazminata ilişkin olumlu olumsuz karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, eksik inceleme nedeniyle kaldırılan karardaki davacının istinaf sebepleri ise incelenmemiştir. İlk derece mahkemesi tarafından kaldırma kararı sonrasında, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi içtihatları çerçevesinde 2330 Sayılı Yasa kapsamında ödeme değerlendirilerek, her bir davacı için yapılan ödemenin, 1/2'sinin manevi tazminata ilişkin olduğu kabul edilerek, ödemenin dava tarihinden önce yapıldığı İçişleri Bakanlığı ... kayıtlarından anlaşıldığından ve aksinin de davacı tarafından kanıtlanamadığından, davadan önce yapılan ödeme nedeniyle manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi kararı 2330 Sayılı Yasanın 6. maddesine ve Yargıtay kapatılan 17. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin, 2330 sayılı yasa kapsamında yapılan ödemelerinde, ödemenin davadan önce yapılması durumunda manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği açısından nazara alınacağına yönelik içtihatlarına uygun ise de; Dairemiz tarafından görülmekte olan bir davada 2330 Sayılı Yasanın 6. Maddesindeki "...ve manevi" ibaresinin anayasaya aykırı olduğundan bahisle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulması üzerine Anayasa Mahkemesinin 2024/15 Esas, 2024/159 Karar 24.09.2024 tarihli, 21/11/2024 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan kararı ile " 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “…ve manevi…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduklarına ve İPTALLERİNE, iptal hükümlerinin Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince KARARIN RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK DOKUZ AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE 24.09.2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi." denilerek 2330 Sayılı Kanunun 6. maddesindeki "ve manevi" ibaresi Dairemiz kaldırma kararından sonra iptal etmiştir. Her ne kadar "Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik 11. Maddesinde ödemenin maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu belirtilmiş ise de, kanuna aykırı hale gelen Yönetmelik hükümlerinin uygulanma imkanı ortadan kalkmıştır. Anayasa'nın 153 maddesinde "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.(1) Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.(2) İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…)(3) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.(3) İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." denildiğinden, iptal kararları tamamlanan uyuşmazlıklar açısından geri yürümez ise de, mahkemelerde görülmekte olan davalar açısından Anayasa Mahkemesi kararının uyuşmazlıklarda uygulanacağı, ayrıca Anayasa Mahkemesi kararlarının usuli kazanılmış hakkın istinası olduğu Yüksek yargı içtihatları ile kabul edilmektedir. Bu durum karşısında, yasal düzenleme çerçevesinde davacıya yapılmış manevi tazminatı kapsar bir ödeme mevcut olup, gelinen aşamada manevi tazminat kapsamında yapılan bu ödemenin, manevi tazminattan mahsup edilme imkanı da ortadan kalktığından, yapılmamış gibi kabul edilmesi durumunda ise zenginleşmeye yol açacağının nazara alınması, her iki tarafın hukuku açısından zorunluluktur. Ancak Anayasa mahkemesinin iptal kararı, Yasama tarafından oluşan yasal boşluğun verilen süreye rağmen doldurulmayarak, AYM iptal kararının istinaf incelemesi ve karar tarihinde yürürlüğe girmiş olması nedeniyle, AYM iptal kararın uyuşmazlık açısından uygulanmasında Anayasal zorunluluk da bulunmaktadır. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesinin gerekçesi de nazara alındığında, her iki tarafın hukuku odaklı olarak değerlendirme yapılması durumunda, AYM iptal kararından önce, 2330 ödemesinin 1/2'si maddi tazminata esas kabul edilerek, 1/2 sinin ise davacılar anne ve baba için yapılan ödemelerin ayrı ayrı 22.813,75 TL'lik kısmı olacak şekilde manevi tazminat ilişkin olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. AYM iptal kararı sonrasında bu miktarların, yeniden maddi tazminata mahsubu mümkün değil ise de, oluşan durum karşısında manevi tazminattan mahsubu gereken ödeme olarak kabulü, manevi tazminatın bölünmezliği ve tekliği ilkesi kapsamında olmayacağının kabulü gerekmiştir. Bu nedenle AYM iptal kararı da nazara alınmak suretiyle, davacıların manevi tazminata yönelik istinaf sebepleri yerinde görülerek, meydana gelen olayın niteliği, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, kazanın meydan gelmesinde vefat edenin kusuru bulunmaması, kamusal görevi sırasında ve görevin ifası sırasında vefat etmiş olması, vefat edenin yaşı ve çocuklarını kaybetmiş olmasının davacılarda yaratacağı manevi etki nazara alındığında, her bir davacı için 50.000,00 TL manevi tazminat makul ise de, davadan önce her bir davacı için 22.813,75 TL ödemenin manevi tazminata mahsup edilmiş olması karşısından, davanın kısmen kabulü ile davacılar anne ve baba için 27.186,25'er TL manevi tazminatın davalı ... ve ... Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermenin hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varıldığından davacıların istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. 2-Davalıların harca yönelik istinaf talebi yönünden; davalılar Harçlar Kanunu 13. maddesi gereğince harçtan muaf olması nedeniyle, yargılama sırasında ödenmeyen harçlardan sorumlu olmadığı gibi, yargılama sırasında davacı tarafından ödenen (başvurusu harcı, peşin harç, tamamlama harcı v.s gibi) harçlardan da sorumlu olmadığından, davacı tarafından yargılama gideri kapsamından yapılan bu harçların, davalılardan tahsiline karar verilemez. Harçtan sorumluluğu olan davalılar var ise bu davalılardan tahsiline, aksi durumda ise peşin alınan harçların talebi halinde iadesine karar verilmelidir. Somut olayda, ilk derece mahkemesi tarafından davacıların maddi tazminat talepleri yönünden toplam 181.108,74 TL maddi tazminatın davalılar ... Baklanlığı ile ... Sigorta A.Ş.den tahsiline, toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın ise Davalı ... ile davalı ... Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davacılar tarafından yatırılan 1.234,29 TL (ıslah harcı, başvuru harcı ve peşin harç) harç, diğer yargılama giderine ilave edilerek, kısmen kabul ve ret durumuna göre ve talepler davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davalı ... Bakanlığı ve ...'nün harçtan muaf olması nedeniyle, maddi tazminata ilişkin olan harçlardan sadece sorumluluğuna karar verilen sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesi gerekirken, davalılar ... ile ...'nın sorumlu tutulmuş olması doğru görülmemiştir. Bu itibarla, davacılar vekilinin, davalı ... vekili ve davalı ... Müdürlüğünün sair istinaf sebeplerinin reddi ile yukarıda 3 ve 4 no'lu bentte yazılı nedenlerle kabulüne; mahkemece yapılan yargılamamda eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeninden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak yeniden esas hakkında hüküm tesisine, buna göre, davacılar ... ve ... ...'ın manevi tazminata yönelik talepleri açsından, davalı idare tarafından, davacılara davadan önce yapılan ödeme nazara alınarak, dosya özelinde yukarıda açıklanan gerekçelerle manevi tazminattan bu miktarlar mahsup edilerek, bu davacılar yönünden, oğullarını kaybetmiş olması nedeniyle 27.186,25'er TL manevi tazminat takdir edilerek, idarenin harçtan muaf olması nedeniyle, davacılar tarafından yatırılan harçları, davacı sadece ... Sigorta şirketinden talep edebileceği gözetilerek, harca ilişkin hatalarda düzeltilmek suretiyle, ayrıca ilk kaldırma kararında hüküm altına alınmakla birlikte, kaldırma kararından sonra verilen karar gerekçesinde ret kararı açıklanan, ancak hüküm fıkrasında unutulan davalı ... ...'ın maddi tazminatına ilişkin ret kararı da, infazda tereddüt oluşturmaması için karara eklenmesi suretiyle ile düzeltilerek, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; I-Davacılar vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 03/10/2022 tarihli, 2021/135 Esas 2022/597 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın Kısmen Kabulü ile, -Davalı ... Sigorta AŞ yönünden davanın feragat nedeni ile REDDİNE, -Davalı ... yönünden, davanın REDDİNE, -Baba ... için 73.499,92-TL , Anne ... ... için 107.608,82 TL olmak üzere toplam 181.108,74 TL’nin davalı ... Sigorta AŞ’den 04.08.2017 tarihinden, davalı ... Bakanlığından kaza tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılar ... ve ... ...’a verilmesine, -Kardeş ... ... yönünden maddi tazminat talebinin REDDİNE, -Davacılar ... ve ... ...’ın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile Davacı ... için 27.186,25 TL, davacı ... ... için 27.186,25 TL, davacı ... ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Bakanlığından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 2-İlk Derece Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve Davalı ... sigorta AŞ tarafından istinaf edilmeyen, Tahsiline karar verilen Maddi tazminat üzerinden alınması gerekli karar ve ilam harcı 24.052,00 TL olduğundan, peşin olarak alınan 590,89 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 23.461,66 TL harcın, davalı ... Sigorta AŞ'den tahsili ile hazineye irat kaydına; Davalılar ... ile ... harçtan muaf olduğundan, maddi ve manevi tazminata ilişkin davalılardan harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacılar kendisini maddi tazminat yönünden bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde (İlk Derece Mahkemesi karar tarihinde) yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 28.166,31 TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta AŞ ile ... Bakanlığından müştereken ve müteselsilen tahsili davacılara ödenmesine, 4-Davacılar kendisini manevi tazminat yönünden bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde (Dairemiz karar tarihinde) yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca, "vekalet ücreti hesaplanma yöntem ve takdir şekline yönelik istinafları olmaması nedeniyle usuli kazanılmış haklar gözetilerek" hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... Bakanlığından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine 5-Davalılar ... Sigorta AŞ ile ... Bakanlığı maddi tazminat yönünden, kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davalılar ... ile ... manevi tazminat yönünden kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde (Dairemiz karar tarihinde) yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca "vekalet ücreti hesaplanma yöntem ve takdir şekline yönelik istinafları olmaması nedeniyle usuli kazanılmış haklar gözetilerek" hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacılar tarafından yapılan posta, tebligat, bilirkişi ücreti, ATK masrafı olmak üzere toplam 2.122,00 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 1.604,49 TL'sinin davalıların sorumluluk oranlarına göre, 1.094,57 TL'sinin davalılar ... Sigorta AŞ ile ... Bakanlığından müşterek ve müteselsilen, 509,92 TL'sinin davalılar ... ve ... Bakanlığından müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, geri kalan kısmının davacılar üzerinde bırakılmasına, Davacılar tarafından yatırılan ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketinin sorumluluğunda kalan nispi karar ve ilam harcından mahsup edilen 590,89 TL peşin harç ve 612,00 TL tamamlama harcı ile 31,40 TL başvurma harcının davalı ... Sigorta A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine, 8-Davalı ... tarafından yatırılan 150,00 TL (posta, tebligat) yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 75,55 TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... Sigorta tarafından yatırılan 92,98 TL (posta, tebligat) yargılama giderinin kabul ret oranına göre hesaplanan 0,51 TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı ... tarafından yatırılan 150,00 TL (posta, tebligat) yargılama giderinin 75,55 TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, geri kalan kısmının davalı üzerinde bırakılmasına, 11-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine, II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının ve istinaf başvurma harcının talep halinde davacılara iadesine, 2-İstinaf eden davalılar ... ile ... harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu kabul edilen davacılar tarafından yatırılan istinaf gider avansından karşılanan 170,00 TL posta giderinin, davalıların istinaf sebepleri de kabul edildiği ve davalıların istinaf giderlerini birlikte karşılaması gerektiği nazara alındığında takdiren 60,00 TL'sinin davalılar ... ile ... Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 4-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, (6100 Sayılı Yasanın 7550 Sayılı Yasanın 20. Maddesi ile değişik Ek Madde 1/2 fıkrası nazara alınarak) HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 26.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.