T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/7 Esas KARAR NO: 2026/335 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/10/2024 NUMARASI: 2021/212 Esas, 2024/709 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2025/7 Esas KARAR NO: 2026/335 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/10/2024 NUMARASI: 2021/212 Esas, 2024/709 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 27/02/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığını, takibe karşı müvekkili tarafından İstanbul 41. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/26 esas sayılı dosyası ile 21/03/2011 tarihinde menfi tespit davası açılmış ise de süresi içerisinde gider avansı yatırmadığın dan dosyanın usulden reddedildiğini, icra takibine dayanak yapılan 79.000,00-USD tutarlı senetten dolayı müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, müvekkilinin o dönemde ......ŞTİ ünvanlı şirketin yetkilisi ve ortağı olduğunu, müvekkilinin tekstil, imalat, ihracat işi ile uğraştığı dönemden dolayı davalıyı tanıdığını, davalının nakış makinesi getirerek müvekkili ile ortaklık yapmak istediğini, birkaç kez görüşüldüğünü, ancak ortaklık gerçekleşmediğinden yazışmaların iptal edildiğini, müvekkilinin takibe konulan senedin bu görüşmeler sırasında düzenlenen ve iptal edilen bir senet olduğunu düşündüğünü, takibe dayanak senedin müvekkili tarafından tanzim edilerek verilmiş olmadığını, Senet incelendiğinde ortasından yırtık olduğu ve pul kısmının da yırtık olduğunun açıkça görüleceğini, iptal edilmiş ve imzalı kısmı yırtılmış bu senedin davalının eline nasıl geçtiğinin bilinmediğini, senedin iptali sırasında işyerinde kendisinin odasında ayrıldığı bir zamandan yararlanarak uhdesine geçirdiğini düşündüğünü, Senedin iptal edilmiş, imza kısmı yırtılmış bir senet olup iş bu senedin davalı tarafından yapılan tahrifat neticesinde müvekkili adına imzası da sahte atılmak sureti ile takibe dayanak yapıldığını, senedin kambiyo senedi niteliğini kaybettiğini,.....Şti nin ....'tan kredi kullandığını, ... alacaklarının TMSF'ye devredildiğini, ... tarafından ipotekli bulunan taşınmaz üzerindeki ipotek alacak hakkını ...in TMSF'ye olan borcuna kefil olması sebebi ile müvekkilinin ödediğini ve 200.000TL tutarlı ipotek alacağını 17.10.2008'de temlik aldığını, davalının bu durumda haberdar olarak 13.10.2008 tarihinde ihtiyati haciz ile takip başlattığını, ancak takibe konu senedin 15.10.2005 tarihli olduğunu, 3 yıl boyunca hiçbir işlem yapmamışken temlikten 1 gün önce takip yapıldığını, Senetteki imzanın sahte olduğunu, imza kısmının yırtık olduğunu, pul ve pulun yanında atılan imzanın da müvekkiline ait olmadığını, senet incelendiğinde tanzim tarihi altına önce pul yapıştırıldığı, daha sonra bu pulun senetten yırtıldığı, yırtılma sonucu pulun iki yanında imzaların taşan kısımlarının kaldığı, tekrar yeni bir pul yapıştırılmak sureti ile imza atıldığının açıkça görüleceğini, senedin imza kısmının yırtık olmasının iptal edildiğini gösterdiğini belirterek davanın kabulüne, İstanbul ........ İcra Müdürlüğü'nün ...... esas sayılı dosyasına dayanak 79.000,00-USD bedelli bono ile ilgili olarak davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin ve senedin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının iddiaları gerçeğe aykırı ve çelişkili olduğunu, hayatın olağan akışına da uygun olmadığını, Davacı tarafın bir taraftan senedin ortaklık için düzenlendiğini belirtirken, diğer bir taraftan senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmesinin tutarlı olmadığını, sahte imzayla bir senet düzenlendiği iddiası karşısında, senedin iptal edilmiş olması bu nedenle de imza kısmının yırtıldığının beyan edilmesinin de çelişkili olduğunu, davacı taraf, her ne kadar asılsız ve tutarsız iddialar ileri sürmüşse de dava dilekçesinde, senedin, müvekkil ile davacı arasındaki muhtemel ortaklık ilişkisi nedeniyle düzenlendiği iddiasıyla, aynı zamanda taraflar arasında hukuki ve ticari bir ilişki bulunduğunu da ileri sürdüğünü, ispat yükünün davacıda olduğunu, yazılı delil ile ispatı gerektiğini, imza sahteliği ve tahrifat iddiasının doğru olmadığını, ödememe protestosu ile banka kaydından görüleceği üzere protesto çekildiği tarihe kadar senette hiçbir deformasyon olmadığını davaya konu icra takibinin dayanağı olan 15.12.2015 vade tarihli ve 79.000-USD bedelli bono, soyut borç ikrarı niteliğinde olup, bonoda bedel kaydı olmadığını, Müvekkilinin kayıtsız şartsız borç ikrarı içeren bu bonodan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, davanın reddi ile davacının %20 oranıdna tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: İlk derece mahkemesini 2015/67E, 2017/869 K sayılı, 17/10/2017 T.li ilamında; "...Somut olayda senedin borçlusu davacı, alacaklısı da davalı görünmek tedir. Ayrıca senedin ne sebeple verildiği (nakden/malen) dahi senette yazılmamıştır. Bu sebeple davacı ile davalı arasında var olduğu iddia edilen kambiyo ilişkisinin sebebinin ispat edilmesi lazımdır. Taraflar arasındaki kambiyo ilişkisinin sebebi olan asıl borç doğuran olay davalı tarafça ispat edilememiştir. Bu sebeple HMK 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesi gereği, imza incelemesi dahi yapma lüzumu görmeksizin, davacının davalıya dava konusu olan 15/10/2005 düzenleme tarihli 15/12/2005 tediye tarihli 79.000,00 USD bedelli keşidecisi ... olarak görülen ve lehtarı ... olan senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Dava ispat edilememe sebebiyle kabul edildiğinden, davalı tarafın kötü niyetli olup olmadığı anlaşılamadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebi kabul edilmemiştir." gerekçesi ile davanın KABULÜNE karar vermiştir. İSTİNAF KARARI: Dairemizin 2018/1448 E, 2021/500 K , 11/03/2021 T.li ilamında; "...Davalı vekilinin usule ilişkin istinaf istemi; müvekkili adına ilanen tebligat yapılmasının hatalı olduğuna yönelik olmakla öncelikle tebligat aşaması incelenmiştir.Dosya incelendiğinde; davalının .... vatandaşı olduğu, davalının kimlik örneğinin temin edildiği, 27.12.2014 tarihinde ülkeden çıkış kaydının olduğu, mahkemece davalının Türkiye'de bildirilen adreslerine tebligat yapıldığı, neticeten tebliğ yapılamaması nedeni ile Türkiye'de yayın yapan gazetede ilanen tebliğ yapılarak karar verildiği görülmektedir.Türk vatandaşı olmayan davalının ülkeden çıkış kaydı sabittir. Mahkemece davalının vatandaşı olduğu konsolosluktan adres bilgilerinin sorulmadığı görülmektedir. Bununla birlikte Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 50/2 maddesinde, ilanın yabancı ülke gazetesi aracılığı ile yapılması haline değinmiş olup mahkemece davalının yurt dışı adresinin temini için yazılan yazılara olumsuz cevap verilmesi halinde ilanen tebligatın yabancı ülke gazetesi aracılığıyla yapılması gerektiğinin düşünülme mesi hatalıdır. (Aynı yönde Yargıtay 11.HD, 2014/14128 Esas, 2015/2312 Karar sayılı, 20.02.2015 tarihli kararı) Açıklanan nedenle davalı vekilinin ilanen tebligatın usulsüz olduğuna ilişkin istinaf istemi yerinde olup anılan husus kamu düzenine de ilişkin olduğundan ilk derece mahkemesinin kararının HMK 355, 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre esasa ilişkin istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına" şeklinde karar vermiştir. DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2021/212E, 2024/709 K sayılı, 08/10/2024 tarihli ilamında; "...Mahkememizin 17/10/2023 tarihli 8 numaralı celsesinde davacı asile uyuşmazlığa konu senet gösterildiğinde; "15/10/2005 düzenleme, 15/12/2005 ödeme tarihli 79.000,00 USD bedelli senet üzerindeki ... yazısı ile ismin altındaki imza bana aittir. Bunun dışındaki yazılar tarafıma ait değildir, ayrıca pul üzerindeki imza bana ait değildir" şeklinde beyanda bulunmuştur.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da vurgulandığı üzere kural olarak menfi tespit davasında ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak somut uyuşmazlıkta davacı borçlu tarafından senet üzerindeki imzası mahkeme huzurunda ikrar edilmiştir. Gerek senet üzerinde herhangi bir malen ya da nakden kaydının bulunmaması gerekse davacı borçlu tarafından senet üzerindeki imza ve yazının ikrar edilmiş olması nedeniyle bahse konu senet bedelinin ödendiğini ispat yükü yer değiştirerek davacı borçlu üzerine geçmiştir. Bu kapsamda toplanan deliller ve yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde davacı borçlu borcunu ifa ettiğini ispat edememiştir. Davacı borçlu tarafından senedin ortasından ve pul kısmından yırtılmak suretiyle iptal edildiği ancak davalı alacaklı tarafından bahse konu senet üzerinde tahrifat yapıldığı ve pul altındaki imzanın sahte olarak atıldığı iddia edilmiştir. Bilindiği üzere senet üzerinde pul bulunması ya da pulun altında imza bulunması senedin geçerlilik şartlarından biri değildir. Doalyısıyla senedin pul kısmında yırtık bulunması ya da pulun altındaki imzanın davacı borçluya ait olmamasının senedin geçerliliğine bir etkisi bulunma maktadır. Pul altındaki imza ancak aval şerhine işaret eder ki somut uyuşmazlıkta bu yönde herhangi bir iddia ve savunma bulunmamaktadır. Bu sebeple pul altındaki imzanın kime ait olduğu ya da senette tahrifat yapılıp yapılmadığı hususunda herhangi bir araştırma yapılmasına lüzum görülmemiştir. Senedin pul kısmında tahrifat yapılsa bile senedin içeriğinde ya da bedelinde herhangi bir tahrifat iddiası ileri sürülmediğinden tahrifat iddiasının da neticeye herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı vekili tarafından her ne kadar dava dilekçesinde bahse konu senedin davacı tarafından keşide edilmediği, davalıya verilmediği ve herhangi bir borcunun bulunmadığı iddia edilmiş olsa da davacı asil mahkeme huzurundaki senet üzerindeki isim ve imza kısmının kendisi tarafından yazıldığını ikrar etmiş olması, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret bulunması, senet üzerinde malen ya da nakden kaydının bulunmaması da dikkate alındığında dava konusu senet bakımından davacının borçlu olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup yukarıda izah edildiği üzere davacının borcunu ödediğini ispat edememiş olması ve yemin delili hatırlatılmış olmasına rağmen yemin deliline müracaat edilmemiş olduğu anlaşılmakla; Davanın REDDİNE," şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının, davacı ile ortaklık yapmak istediğini, bu nedenle aralarında birçok belge imzalandığını, ancak ortaklık gerçekleşmeyince taraflar arasında gerçekleşen yazışmalar ve belgelerin iptal edildiğinin davalı tarafından davacıya söylendiğini, tüm belgelerin iptal edildiğini düşünen davacının, takibe dayanak bonodan icra takibi vasıtasıyla haberdar olduğunu, dava konusu senedin de bu belgeler arasında davacıya imzalatılmış olduğunu ve sonradan iptal edilmiş olduğunu ancak, üzerinde yapılan tahrifatla tekrar kambiyo senedi vasfına getirildiğinin çıplak gözle dahi anlaşıldığını, dava konusu senet üzerinde tahrifat yapıldığının 14.07.2022 tanzim tarihli bilirkişi raporunda da açıkça tespit edildiğini, Raporda; İcra dosyasındaki bonoda düzenleme tarihi olduğu, davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu bonoda düzenleme tarihi olmadığı, İcra dosyasındaki bononun tahrif edildiği, dava cevap dilekçesi ekinde bononun düzgün olduğu, İcra dosyasındaki bonodaki imza pulunun da yön değiştirdiği, dava cevap dilekçesi ekindeki bononun imza pulunun oynanmamış olduğu, Her iki bononunda, davacı tarafından ne için verildiğinin belli olmadığı tespit edildiğini, Dava konusu bono için ..... Noterliğince keşide edilen ödememe protestosunda, senet üzerinde ''malen'' kaydı bulunduğunu, icraya konu bono üzerinde tanzim tarihinin 15.10.2005 olmasına rağmen, ödeme protestosunda düzenleme tarihinin 15.11.2005 olarak gösterildiğini, ödememe protestosunun senedin görüldüğü haliyle düzenleneceği açık olup, protestoya konu senet ile, icra takibine konu senedin tanzim tarihinin bile farklı olduğunu, Bono üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı hususlarının tespiti için uzman bilirkişi tayinin gerektiği yönündeki görüş ve değerlendirmeler dikkate alınmaksızın karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Davalının ispat yükünün davacıda olduğunu beyan ettiğini, ödememe protestosunda senet üzerinde ''malen ''kaydı olduğunun yer aldığı, yerel mahkemece öncelikle, icra dosyasına konu senet ile, protestoya konu senet arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmak için ilgili noterlikten protestoya dair evrak asıllarının celp edilerek değerlendirme yapılması gerekirken, bu yönde hiçbir araştırma yapılmaksızın eksik inceleme neticesi hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstanbul 41. Asliye Ticaret mahkemesinin 2021/26 E. Sayılı dosyasıyla açılan ve gider avansının yatırılmaması sebebiyle usulden reddine karar verilen menfi tespit davasına davalı tarafından sunulan 15.06.2021 tarihli cevap dilekçesinde ,bonoya konu borcun sebebinin , ''davacı ile aralarında ticari ilişki olduğu , davacının kendi el yazısı ile davalıya 2 adet nakış makinesi verme, ayrıca 10.000 USD ödeme borcu altına girdiği, Servet Tekstil ltd. şti tarafından ...şti'ne irsaliye kesildiğini, ancak bu makinelerin teslim edilmediği'' ileri sürüldüğünü, mahkemece davalı tarafın iş bu savunmaları ve senedin veriliş sebebine ilişkin açıklamaları dikkate alınmadığını, bonoya konu borcun sebebinin, ödenmesi gereken para, ve makine teslimi olduğunun davalı tarafça ileri sürülmüş olması karşısında , davaya konu bononun bedel kaydı içermediğinin kabul edilmesi halinde , söz konusu bono nedeniyle alacaklı olduğunu ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, mahkemece ispat yükünde yanılgıya düşüldüğünü belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Dava, İİK 72.maddesine dayalı olarak açılan borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dairemiz kaldırma kararından sonra davalı taraf, cevap dilekçesi ekinde bono sureti, ödememe protestosu ve eklerini sunmuş, mahkemece mali bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi takibe konu senet ile cevap dilekçesi ekindeki senedin farklı olduğunu belirtmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı senedin yırtılarak iptal edildiğini, sonradan sahte imza ile takibe konulduğunu ileri sürmüştür. Davacı asil, duruşmada keşdieci hanesindeki imzasını kabul ettiğinden imza ile ilgili inceleme yapılmaması yerinde ise de; davacı dava dilekçesinde senedin "ortadan yırtıldığını" ileri sürdüğünden bu hususta hiçbir inceleme yapılmaması yerinde görülmemiştir.Bununla birlikte davacının diğer itirazı da senetlerdeki farklılıklara ilişkindir.İmzası inkar edilmeyen senedin unsurlarının sonradan doldurulması mümkün ise de; senedin tedavüle çıkarılırken tüm unsurlara haiz olması gerektiğinden davacının senette tahrifat iddiasının bu yönden de incelenmesi gerekir.Takibe konu senet sureti ve davalının delil olarak sunduğu deliller incelendiğinde; cevap dilekçesinde (ek-7 nolu) sunulan .... . şubesine ait kaşe ve imza ile birlikte bulunan senet suretinde tanzim tarihi ve lehtar hanesi kısmının boş olduğu, Bakırköy ....Noterliği'nin ....12.2005 Tarihli ödememe protestosunda; senet bilgilerinin "malen" kaydı olan, lehtarı davalı olan ve tanzim tarihi "15.11.2005" olan şeklinde belirtildiği, takip dosyasında ise senedin tanzim tarihinin "15.10.2005" olduğu, ihdas hanesinin boş, lehtar hanesinde davalının adının yer aldığı görülmektedir. Keza taraflar arasında usulden reddedilen İstanbul 13.ATM'nin dosyasında davalı yanca sunulan ek-6 nolu delil olan protesto numarası basılı bono örneğinde ise "tanzim tarihinin yazılı olmadığı" görülmektedir. Bu durumda, davacının senedin ortadan yırtık olduğu iddiası için öncelikle senet aslının Mahkemece incelenerek senedin keşideci kısmındaki imza bölümünde yırtık olup olmadığının tespiti ile bu husustaki gözlemin Mahkemece tutanağa da geçirilmesi sureti ile incelemesinin yapılması, senedin ortasında, imza kısmında yırtık var ise tahrifat iddiasının bu yönü ile de değerlendirilmesi gerektiği gibi ödememe protestosuna dayanak belgelerin getirtilerek senedin kambiyo senedi niteliği olup olmadığının da incelenerek buna göre değerlendirme yapılması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş ve kararın kaldırılması gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, 2-İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ./10/2024 tarih, 2021/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 430TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.599,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 10TL istinaf masrafının davalı üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.27/02/2026