(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/6204 E. , 2013/13268 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, vakfın dağıtılması ve yöneticilerinin görevden alınması istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava ve birleşen dava dilekçelerinde, dava konusu vakfın dağıtıl…
**(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/6204 E. , 2013/13268 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, vakfın dağıtılması ve yöneticilerinin görevden alınması istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Dava ve birleşen dava dilekçelerinde, dava konusu vakfın dağıtılması ve yöneticilerinin görevlerinden alınmaları istenilmiş, mahkemece birlikte yapılan yargılama sonucunda dava konusu vakfın amacının gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi, malvarlığının azalması ve zarara uğratılması nedenlerinden ötürü Türk Medeni Kanunu’nun 116/1. fıkrası gereğince vakfın dağıtılmasına ve bir kısım yöneticilerin görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir. 1-Vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıkta; Türk Medeni Kanunu (Mülga) Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük'ün 23. maddesine göre, vakıf senedinde yazılı şartlarla yürürlükteki kanun ve nizamlara uymayan, genel olarak basiretli bir idareci gibi hareket etmeyen, kusurlu hareketleriyle vakfa zarar verdiği iddia edilen vakıf yöneticilerinin görevden alınmaları istenilmiştir. Dava açıldıktan sonra 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 10. maddesi, vakıf yöneticilerinin belirtilen sebeplerden dolayı ancak Vakıflar Meclisinin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesince görevlerinden alınabileceklerini düzenlemektedir. Mahkemece; yukarıda sözü edilen ve davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Yasasının 10. maddesi uyarınca, öncelikle görevden alınması istenilen vakıf yöneticileri hakkında bir ön şart olarak gerekli görülen Vakıflar Meclisince verilmiş bir karar olmadığı dikkate alınarak, vakıf yöneticileri hakkındaki davanın tümden reddine karar verilmesi yerine yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi, 2-Vakfın dağıtılmasına ilişkin uyuşmazlıkta; Dava konusu vakfın 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/2. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 31. maddelerine göre yasak amaç ve faaliyetlerde bulunan vakfın dağıtılması istenilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/2. fıkrasında; Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet Savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır ve temyiz aşamasında yürürlükten kaldırılmış bulunan Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 31. maddesinde ise; Vakfın gayesi, Türk Medeni Kanunu'nun 903 sayılı Kanunla değiştirilen 74/2. fıkrası hükmüne girdiği takdirde ..., vakfın dağıtılması için yetkili asliye mahkemesine başvurmak zorundadır. Bu başvurma üzerine mahkeme, duruşma yaparak vakfın dağıtılmasına karar verir ve siciline durumu tescil eder hükümleri düzenlenmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu Çorum ...’nın, Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.08.1996 gün 1996/259 E.-326 K. sayılı ilamı ile tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, vakfın amacı ise vakıf senedinin 3. maddesinde A-İlim ve Kültür Alanında, B-Sosyal Hayat Alanında, C-Sosyal Yardım Alanında ve D-Ekonomik Alanında olma üzere başlıklar halinde sekiz bende sıralanarak; dini ilim yönünden bilgilerini artırmak isteyen doktora, master, ihtisas ve ilmi kariyer kazanmayı arzulayan her tahsil seviyesindeki talebelere veya imkansızlık sebebiyle tahsile devam edememiş, şahsi durum ve kabiliyetlerine uygun her türlü maddi imkanı sağlamak, tahsil devresini tamamlayanlara ise ilgi şahsiyetlerine münasip bir hayat idamesi için bu yardımı devam ettirmek, insanlar arasında dayanışmanın, devletin ve kişilerin haklarına saygılı olmanın gereği ahlak kurallarının aile, akraba, komşu, millet ve ayrımsız bütün insanlığın iyiliği, mutluluğu için çalışma ruhunun, muhtaçlara yardım etme inancının gelişmesi, müesseseleşmesi için çalışmak; fakirlere, kimsesiz ve yaşlılara, dul kadınlara ve sakatlara yatacak yer ve kışlık yakacak ve ihtiyaçlarını temin etmek, ortaöğrenim ve üniversite öğrencilerine yurt yapmak, işletmek ve öğrenci evleri kurmak ve işletmektir. Vakıf, bu amaçları doğrultusunda faaliyetlerinde bulunurken İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişinin 01.05.2002 tarihli tevdi raporuna istinaden, vakfın bastırdığı bir kısım broşürlerde dini içerikli ibarelerin bulunması, vakıf tarafından kiralanan evlerde izinsiz kuran kursu açılması ve köylerden yardım amaçlı olarak toplanan bir kısım hububat satışından elde edilen paraların kayıtlara geçirilmeyerek vakıf yöneticilerinin haksız kazanç elde ettiği ve vakfın zarara uğratıldığı gerekçeyle eldeki davanın açıldığı görülmektedir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 76. (6100 sayılı HMK 33.) maddesi uyarınca olayları açıklamak taraflara, hukuki niteleme ise hakime aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/1. maddesi gereğince amacın gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi ve değiştirilmesinin de olanaklı bulunmaması halinde vakfın kendiliğinden sona ereceği ve mahkeme kararı ile sicilden terkin edileceği, aynı Yasa’nın 116/2. fıkrasında ise yasak amaç gütme ve faaliyette bulunma nedeniyle vakfın kapatılması düzenlenmiştir. Bu duruma göre, davalı vakfın dava konusu edilen eylem ve işlemlerinin dağıtılmayı gerektirir nitelikte olup olmadığı 4721 sayılı Yasanın 116/2. maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Esasen dava konusu vakfın mali imkanlarını sürekli olarak kaybetmesi ve amacının değiştirilmesinin olanaksız olduğu hususunda da bir istem bulunmadığı gibi bu konuda herhangi bir araştırma da yapılmadığından belli olmayan bir durum yönünden vakfın kendiliğinden sona erdiğinden de bahsedilemez. Bu bağlamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 116/2.maddesinde sözü edilen yasak amaç ve yasak faaliyetlerin Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen nitelikleri ve Anayasanın temel ilkeleri ile milli birlik ve milli menfaat olgusu dikkate alınmalıdır. Dava dilekçesinde belirtilen eylemlerden ötürü vakıf yöneticileri hakkında cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak suçundan dolayı Çorum Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/235 E.-2004/175 K. ve haksız mal edinmek suçlamasıyla Çorum Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/226 E.-2007/369 K. sayılı dosyalarında yapılan yargılamalarda herhangi bir mahkumiyet kararı çıkmayarak kesinleştiği, benzer iddialar nedeniyle Çorum ve Ankara Başsavcılıkları tarafından takipsizlik kararları verildiği, vakıf yöneticilerinin bu eylemlerinden dolayı devlet memurluğundan çıkarma isteminin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 08.10.2003 gün 37 sayılı kararı ile reddedilerek herhangi bir ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği, mahkemece dinlenen tanık beyanlarında vakıf faaliyetlerinde yasal olmayan bir durum görmediklerinin beyan edildiği, ... müfettişi tarafından hazırlanan rapora göre vakfın tüm defter ve kayıtların incelenmesine göre kuran kursu veya buna benzer bir amaç için bir evin kiralanması amacıyla kira kontratına rastlanılmadığı, vakıf tarafından bastırılan broşürlerdeki ifadelerin suç unsuru taşımadığı ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak, dava konusu vakfın senedinde açıkça yazılan amaçları ve faaliyetleri arasında 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/2 maddesi kapsamında yasak amaç güttüğü veya faaliyette bulunduğu kesin olarak ispatlanmadığından dava konusu vakfın dağıtılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, soyut ve gerekçesiz hazırlanan bilirkişi raporuna göre yanlış nitelendirme yapılarak yazılı gerekçeyle vakfın dağıtılmasına hükmedilmiş olması, Doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 10.10.2013 gününde 1. bent yönünden oybirliğiyle, 2. bent yönünden oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı vekili birleşen dosyadaki dava dilekçesinde, davalı vakfın ulusal egemenlik kavramına dayalı Cumhuriyetin temel ilkelerini ihlal ettiği tespit edildiğinden Medeni Kanunun 116/2. maddesi ve Vakıflar Tüzüğünün 31. ve devamı maddeleri gereğince dağıtılmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece özetle vakfın amacına aykırı olarak irticai faaliyetlerde bulunduğu, vakıf yöneticilerinin kanun ve nizamlara uymadıkları hususları da açıklanarak birleşen dava yönünden Çorum Çağrı Eğitim Vakfının dağıtılmasına, mallarının tasfiyesinde de vakıf senedinin 13/b maddesinin uygulanmasına karar verilmiştir. Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının incelenmesinden vakfa ait öğrenci yurtlarında irticai faaliyetlerde bulunulduğu, bu nitelikte yazılar yazıldığı, broşürler basılıp dağıtıldığı, yayınlar yapıldığı, yapılan yardımlar ve harcamaların kayıtlara geçirilmediği, gelirlerinin büyük ölçüde makbuzsuz toplanan paralardan oluştuğu, yasalara aykırı mal edinildiği anlaşıldığına göre mahkemenin birleşen davanın kabulü ile davalı vakfın dağıtılmasına ilişkin kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.