T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/886 - 2026/344 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/886 KARAR NO : 2026/344 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05.06.2024 NUMARASI : 2023/380 Esas 2024/476 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ : 27.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİ…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/886 - 2026/344 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/886 KARAR NO : 2026/344 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05.06.2024 NUMARASI : 2023/380 Esas 2024/476 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ : 27.02.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23.03.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının maliki olduğu 06 J 2002 plakalı aracın, davalı tarafından İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ile 25.000,00 TL ile Ferdi Kaza Sigortası ile de 2.000,00 TL limitle sınırlı olarak sigortalı olduğunu, 29.04.2018 tarihinde, dava dışı 3.kişi ...’in sevk ve idaresi altında olan aracın, tek taraflı kaza yaptığını, kaza neticesinde araç içerisinde bulunan yolcu ...’ın vefat ettiğini, müteveffanın çocukları tarafından ... ve davacı aleyhine Ankara 37.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/62 E. sayılı dosyasında manevi tazminat istemli davanın açılmış olduğunu, davanın davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini, sigorta şirketinin beyan dilekçesinde 25.000,00 TL manevi tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu bir anlamda kabul ettiğini, ancak davadan haberdar olan sigorta şirketinin herhangi bir ödeme yapmadığını, mahkemece yapılan yargılama neticesinde verilen karar ile müteveffanın çocukları ... ve ... için ayrı ayrı olmak üzere 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, ayrıca söz konusu kişiler lehine mahkeme vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedildiğini, mahkeme kararına istinaden davacı aleyhine Ankara 10.İcra Müdürlüğü’nün 2022/14860 E. sayılı dosyasında ilamlı icra takibi başlatıldığını, davacının icra takibine konu borcu 21.10.2022 tarihinde haricen ödediğini, yapmış olduğu ödeme ve ferilerinden davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının müteveffanın yakınlarına ödemek zorunda kaldığı manevi tazminat, bu tazminat esas alınarak mahkemece hükmedilen ilam vekalet ücreti, yargılama gideri ve harçları ile devamında ödenen icra vekalet ücreti, icra masrafları ve harçlarına karşılık gelmek üzere şimdilik 25.000,00 TL’nin temerrüt tarihi olan 08.03.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte rücuen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında talebini 48.114,48 TL olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde: davaya konu kazaya karışan aracın, davalı sigorta şirketine ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında sigortalı bulunduğunu, iş bu sigortanın Zorunlu Trafik Poliçesi ile aynı risklere karşı teminat sağlamakla birlikte, Trafik Sigorta Poliçesinde tamamen teminat harici tutulan manevi tazminat taleplerini de kapsadığını, söz konusu kaza neticesinde yolcu ...’ın vefat etmesi nedeniyle, müteveffanın çocukları tarafından araç sürücüsü sıfatıyla ... ve araç maliki işleteni sıfatıyla ... aleyhine Ankara 37.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/62 E. sayılı dosyasında manevi tazminat istemli davanın açıldığını ve mahkemece davacının sorumluluğuna karar verildiğini, davacının sorumlu olduğu zararın teminat kapsamında olmadığını, davalının 3. kişilerin zararından sorumlu olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın; Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/62 Esas ve 2022/185 Karar sayılı kararı uyarınca; 29.04.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında vefat eden ...'ın çocuklarına ödenen manevi tazminatın ve ferilerinin sigorta poliçesine istinaden davalı sigorta şirketinden tahsiline dair rücuen tazminat davası olduğu; davacıya ait minibüsün ... Tüm Oto Sigorta Poliçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından 01.12.2017/2018 tarihlerini kapsar şekilde sigortalı olduğu, poliçe ile İhtiyari mali sorumluluk için kaza başına manevi tazminatın 25.000,00TL olarak sağlanmış olduğunun görüldüğü, Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/62 Esas ve 2022/185 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile; toplam 50.000,00TL manevi tazminatın ve ferilerinin ödenmesine karar verildiği, sözkonusu manevi tazminat davası nedeniyle davacılara manevi tazminat tutarlarının haricen ödendiği, icra dosyasının kapatılmasının talep edildiği, ve ibraname suretinin dosyaya sunulduğu görüldüğü; davalı sigorta şirketinin; Kasko İhtiyari Mali Mesuliyet sigorta poliçesi gereği poliçede yer alan azami manevi tazminat tutarı olan 25.000,00 TL ve buna denk gelecek yargılama gideri, vekalet ücreti, harç ve icra masraflarını tazmin yükümlülüğünün bulunduğu, bu haliyle davacının davalı sigorta şirketinden, taraflar arasında düzenlenmiş poliçe uyarınca, sorumlu olacağı azami tazminat tutarı 25.000,00 TL ve iş bu tutara isabet eden dava ve icra harç ve masrafları, kanuni vekalet ücretleri ile faiz tutarı 23.114,48 TL olmak üzere toplam 48.114,48 TL'yi talep edebileceği, davacı vekilinin sunmuş olduğu 14.05.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 48.114,48 TL'ye çıkarttığı gerekçesiyle; "Davanın kabulü ile;48.114,48 TL alacağın, 25.000,00 TL'sine 08.03.2023 temerrüt tarihinden, 23.114,48TL'sine 14.05.2024 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafından yapılan ödemenin somut delil ile kanıtlanmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ibranamede, mahkeme kararına dayanak icra takibine konu alacağın tamamen ödendiği belirtilerek, davacı tarafından ibra edildiğini, bunun yanı sıra davada vekil açısından menfaat çatışması olduğunu, avukat ... tarafından, tazminat alacaklısı vekili olarak ibranameyi tanzim etmiş iken, sonrasında tazminat borçlusu olan ... vekaletname alarak eldeki davayı açtığını, menfaat çatışması nedeniyle de haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte sorumluluklarının 25.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, tazminata karar verilecek ise faiz başlangıcı uygulanacak faiz ile zamanaşımına yönelik itirazlarının değerlendirilmesi gerektiğini, tazminatın garameten belirlenmesi gerektiğini, faizin de yasal faiz olması gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. Maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde; Dava, davalı tarafından İMMS poliçesi ile sigortalanan aracın karıştığı kaza neticesinde vefat edenin yakınlarına, mahkeme kararına istinaden ödendiği iddia edilen manevi tazminatın İMMS poliçesi kapsamında, davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 2918 Sayılı Yasa kapsamında meydana gelen haksız eylem nedeniyle, manevi zarara uğrayan kişilerce TBK'nın 56. maddesi kapsamında manevi tazminat istemli olarak açılacak dava, zarardan müteselsil olarak birden fazla sorumlu olması durumunda, zararın karşılanması müteselsil borçlulardan birisinden ya da tamamından talep edilebilir. (6098 Sayılı TBK m.61; 163) Manevi tazminata yönelik olarak müteselsil borçlularından birisi tarafından zararın ödenmesi durumunda, müteselsil sorumlulukta iç ilişki hükümleri çerçevesinde (TBK m. 63;168) ifa ettiği oranda, ancak her halükarda ifası gereken gerçek zararı aşmamak üzere rücuen tahsilini talep edebilir. Ödemede bulunan kişi tarafından, mahkeme kararına istinaden bir ödemede bulunulmuş ise, ödeme tarihinden itibaren diğer zarar görenlerden rücu hakkı doğar ise de, söz konusu ödeme kesinleşmemiş mahkeme kararına istinaden yapılmış ve özellikle de ödemede bulunan kanun yoluna başvurmuş ve karar henüz kesinleşmemiş ise, ifa edenin sorumlu olacağı miktar mahkeme kararının sonucuna göre belirleneceğinden, yine yargılama giderinden ve vekalet ücretinden sorumluluk kesinleşen karar çerçevesinde belirleneceğinden, ödemeye esas kararın kesinleşmesi beklenilmeli, buna göre mahkeme kararı çerçevesinde ödeme yapan borçlunun, yapmakla yükümlü olduğu miktar tespit edildikten sonra, söz konusu davada müteselsil borçlu taraf değil ise ve karara itiraz hakkı bulunmuyor ise hüküm altına alına miktarın "makul olup olmadığı" değerlendirilerek, bu çerçevede davacının alacak ve ferileri açısından sorumlu olduğu miktar tespit edilerek, ödemede bulunan borçlunun ifa ettiği miktardan ne kadarının rücu edebileceği belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir. Zarar görene ödemede bulunan müteselsil borçlu, diğer borçluların davada taraf olmadığı ve haklarında hüküm tesis edilmediği durumlarda, gerçek zararı ve ferilerini aşmamak üzere, "ifada bulunduğu miktarla sınırlı olarak" rücu talebinde bulunabileceğinden, yapılan ödemeye ilişkin bir açıklama içermeyen alacaklı tarafından yapılan ibraname, davacının rücu edebileceği miktarı kanıtlamaya elverişli olmadığından, rücuya tabili ödemeye ilişkin belge var ise davacıya sunması için mehil verilmeli, gerektiğinde "özellikle ibranameyi tanzim eden zarar gören vekili ise ve söz konusu vekil aynı zamanda ödeme yapan borçlununda vekili ise" ve söz konusu alacağa konu davanın derdest olduğu bir durumda Avukatlık Kanunu 38. Maddesi hükümleri de gözetilerek, ödeme yapılıp yapılmadığı, ne miktarda bir ödeme yapıldığı zarar görenden sorularak tespit edilmeli, buna göre rücu edebileceği azami miktar belirlenmelidir. Bununla birlikte, ödeme yapan borçlu ancak müteselsil sorumluluk kapsamında kalan zararlarını müteselsil sorumluluk hükümlerince talep edebileceğinden, yapılan ödemelerin tamamımın müteselsil sorumluluk kapsamında bir borç olup olmadığı değerlendirilmeli, zararın tamamı, müteselsil borç kapsamında olsa dahi, yapılan ödeme faizi ile birlikte ifa edilmiş ise müteselsil borçlunun temerrütü söz konusu değil ise zarar görenin ödediği temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı ya da temerrüt tarihleri farklı ise müteselsil borçlu sorumlu olduğu zarar miktarından ancak kendisinin temerrütünün gerçekleştiği tarihten itibaren, ödemede bulunanın ödemek zorunda kaldığı faizden sorumlu olacağı göz ardı edilmemelidir. Somut olayda, davacı Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/62 E. dosyasında hüküm altına alınan tazminat ve ferilerine yönelik olarak, başlatılan icra takibi sonrasında söz konusu davada zarar gören vekilinin tanzim ettiği ibranameye istinaden ödeme yaptığını belirterek rücuen tazminat talebinde bulunmuş, eldeki davada aynı zamanda zarar görenin vekili olan ve ibranameyi tanzim eden vekil, ibra ettiği borçludan aldığı vekaletname ile eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Ödeme yapan borçlu vekili ve aynı zamanda zarar gören vekili olan avukat tarafından tanzim edilen ibranamede ödeme yapılan miktar açıkça gösterilmediği gibi ödemeye ilişkin belge de sunulmamıştır. Öte yandan ödemeye esas alınan Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/62 E dosyasının kesinleşip kesinlemediği dosyada araştırılmaksızın dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda da, davacının yaptığı ödemeden ziyade, ibraname tarihine kadar hüküm altına 50.000 TL manevi tazminat, işlemiş faizi, yargılama gideri vekaleti ücreti ve icra takip giderleri ile icra takibinden sonraki ferilere hesaplamak suretiyle belirlenen borç miktarının sigorta limitinin 25.000,00 TL olması nedeniyle, 1/2 sini davacının talep edebileceği belirtilmiş mahkemece de söz konusu rapora göre karar verilmiştir. Eldeki dava rücu davası olup, davacı borçlu, müteselsil sorumlulukta ödeme yapması gereken miktarı aşmamak üzere, ancak ifada bulunduğu ölçüde müteselsil borçlulardan iç ilişkide sorumlu olduğu miktarı talep edebilir. Zarar görenin ya da vekilinin borçluyu ibra etmiş olması, ifa edilen miktarı kanıtlayama yeterli olmadığından, davacı vekilinden ödemeye dair varsa dekont ve belgeleri ibraz etmesi sağlanarak, aksi durumda zarar gören ve rücu talebinde bulunan borçlu aynı vekil ile temsil edildiğinden, yapılan ödeme miktarı alacaklı asıldan sorularak, ifa edilen miktar tespit edilerek, ayrıca davacı Ankara 37. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/62 E. dosyasında hüküm altına alınan tazminat kapsamında zararını talep ettiğinden, söz konusu karara karşı özellikle borçlu tarafından kanun yoluna başvurulmuş olması durumda kesinleşmiş bir borcun varlığından söz edilemeyeceğinden, söz konusu dosyanın kesinleşmemiş ise kesinleşmesi beklenerek (bu durumda davacı vekilinin durumu da Avukatlık Kanunu 38. Maddesi kapsamında değerlendirilerek) rücuen tazminat hesaplanmasında uzman nitelikli hesap bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişiden; davacı borçlu tarafından, zarar görene ne kadar ödeme yaptığı, davacının sorumlu olduğu borç miktarının ne kadar olduğu, davacının yapmış olduğu ödeme ve sorumlu olduğu borç kalemleri nazara alındığında, söz konusunu tazminat kalemlerinden davalının sorumlu olmadığı kalemler olup olmadığı (özellikle haksız fiil sorumlusu kaza tarihinden itibaren temerrütü söz konusu iken, sigorta şirketi ancak kendi temerrütünden sorumlu olacağından, ifada bulunan kaza tarihinden itibaren faiz ödenmiş ise, bu ödemiş olduğu faizin tamamını değil, sigortanın temerrüt tarihinden itibaren faizi talep edebileceği hususunun da gözetildiği) yine teminat limitini aşan bir zarar çerçevesinde verilen bir karar mevcut ise, sigortanın yargılama giderlerinden sorumlu olduğu limitle sınırlı olduğu gözetilerek, söz konusu kararın kanun yolu neticesinde bozulması ya da kaldırılması söz konusu ise, oluşan durum çerçevesinde davacının talep edebileceği miktarın tespit edildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının ifa ettiği miktar araştırılmaksızın, ayrıca davacı mahkeme kararına istinaden ödeme yaptığını iddia ettiği halde söz konusu kararın kesinleşip kesinleşmediği sorulmaksızın, söz konusu karardaki miktara göre ibra tarihi esas alınarak belirlenen borcun 1/2 sinden davacının sorumlu olacağı kabul edilerek eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklandığı şekilde öncelikle davacı tarafından, rücuya tabi alacağa esas alınan mahkeme kararı ve icra takibi çerçevesinde yapılan ödeme miktarı tespit edilerek, ayrıca söz konusu ödemeye ilişkin mahkeme kararının akıbeti sorularak, kesinlememiş ise kesinleşmesi beklenerek, akabinde rücuen tazminat hesabı konusunda uzman nitelikli hesap bilirkişisinden ( yukarıda açıklandığı şekilde denetime elverişli hesaplama içerir şekilde) davacının ifada bulunduğu miktar mevcut ise ne kadarının davacıdan talep edileceğinin değerlendirildiği rapor alınarak sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n