8. Hukuk Dairesi 2016/20598 E. , 2019/10662 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi vekili, 14.01.2016 tarihli haciz esnasında müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini öne sürerek istihkak iddiasın…
**8. Hukuk Dairesi 2016/20598 E. , 2019/10662 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı üçüncü kişi vekili, 14.01.2016 tarihli haciz esnasında müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini öne sürerek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, her ne kadar üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ var ise de, faaliyet alanlarının farklı olduğu, mahcuzların üçüncü kişi şirketin faaliyet alanı ile uyumlu olduğu ve faturalarının ibraz edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş,hükmü davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. 1-HMK'nin 73, 81, 82, 83, Avukatlık Kanunu'nun 41., Tebligat Kanunu'nun 11. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. İstihkak davaları, icra takip dosyaları ile sıkı şekilde ilişkili davalardan olduğundan, dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı alacaklının takip dosyasını takip eden vekile tebliğ edilmesi gerekirken, davalı asile tebliğ edilmesi, yukarıda yazılı ilkeye uygun değildir. Mahkemece usulüne uygun biçimde taraf teşkili sağlanmadan, davalıya savunma ve delil sunma imkanı verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 2.Yargıtayın ve Dairemizin istikrar kazanan uygulamasına göre; borçlunun, istihkak iddiasına karşı tutumu belirli ise davada taraf olarak gösterilmesi gerekli değildir. Ne var ki, somut olayda borçlunun haciz esnasında hazır olmadığı,yine borçluya 103 davet kağıdı tebliğ edilmediği tespit edildiğinden, borçlu davaya dahil edilip taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru değildir. 3.Bu durumda, yukarıdaki bentlerde anlatılan ilke ve kabullere göre Mahkemece yapılacak iş, borçlunun davaya dahili ile alacaklı vekiline tebligat yapılarak usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra, takip miktarı veya mahcuzun değerinden hangisi az ise, o değer üzerinden nispi harç alınarak ve bu şekilde noksan harç tamamlattırılarak tarafların gösterdikleri delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Anılan bu hususlar dikkate alınmadan usulüne uygun biçimde taraf teşkili sağlanmadan, davalı alacaklıya savunma ve delil sunma imkanı verilmeden yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4-Bozma sebep ve şekline göre, davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 27.11.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.