10. Hukuk Dairesi 2011/8910 E. , 2012/12062 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi No :156-206 Dava, 01.07.1979 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin davacıya aidiyetinin ve sigortalılık başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki …
**10. Hukuk Dairesi 2011/8910 E. , 2012/12062 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :156-206 Dava, 01.07.1979 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin davacıya aidiyetinin ve sigortalılık başlangıcı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Davacı, baba adı ve doğum tarihi farklı olarak yazılan 01.07.1979 başlangıç tarihli işe giriş bildirgesinin aidiyetinin ve belirtilen tarihin sigortalılık başlangıcı olarak tespitini talep etmiştir. Mahkemece, aidiyetin tespitine, ancak çalışmanın çırak olarak geçtiği anlaşıldığından sigortalılık başlangıcının tespitine yönelik talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemece, aidiyetin tespitine yönelik olarak verilen hüküm isabetliyse de; sigortalılık başlangıcının tespiti yönünden verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. 506 sayılı Yasa'nın 3. maddesinin 2/B bendine göre, "Özel Kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları..." uygulanmamaktadır. Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Yasası'nın 4. maddesinde, bu Kanuna tabi bir sanatı o sanat için düzenlenen tarih ve pratik öğrenim programına göre o işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesi ile, bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimseye çırak deneceği; 16. maddesinde ise, işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmaya başlamadan önce velisi veya kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu; 20. maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesi'ne, derneğe kayıtlı ise, ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu bildirilmiştir. Diğer taraftan bir kişiye çırak denilebilmesi için, o kimsenin durumunun bu özel kanunda çıraklar hakkında yapılan tarife ve nitelendirmeye uyması gerekir. Yani, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının belirtilen tarihte çırak olup-olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılarak karar verilmelidir. Kişi işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bir fiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Dosyadaki kayıt ve belgelere göre; davacının 01.07.1979 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinde çırak olarak çalıştığına dair bir açıklama olmadığı gibi, taraflar arasında yapılmış çıraklık sözleşmesine ilişkin, yazılı bir belge de ibraz edilmemiştir. Ancak, davacının çıraklar için verilen dönem bordrosunda 01.07.1979 tarihinden itibaren 517 gün bildiriminin bulunduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, anılan bildirime esas “çıraklık sözleşmesinin” varlığı araştırılmadığı gibi, beyanlarına başvurulan komşu işyeri tanık anlatımlarından, davacının çalışmalarının, meslek ve sanat eğitimine veya üretime yönelik olup olmadığı konusunda bir kanaate ulaşılamamaktadır. Mahkemece; taraflar arasında yapılmış bir çıraklık sözleşmesinin varlığı usulünce araştırılmalı; çalışmaların geçtiği işyerine ait, talebe konu dönemi içerir 110054.33 no'lu işyerine ait tüm sigorta kollarından verilmiş dönem bordroları celbedilmeli; celbedilen bu bordrolardan re’sen belirlenecek tanık anlatımlarına başvurulmalı; varsa ibraz edilecek sair bilgi ve belgeler incelenip değerlendirilerek, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde yapılacak değerlendirme ile, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.