12. Ceza Dairesi 2021/718 E. , 2024/6536 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/1064 Esas, 2016/719 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece san…
**12. Ceza Dairesi 2021/718 E. , 2024/6536 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/1064 Esas, 2016/719 Karar SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 50/1-a, 52/2-4 ve 63/1. maddeleri uyarınca 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; ölümlü trafik kazasında traktörün sanık tarafından kullanılmadığını, ölen ...’in traktörü kullandığı esnada meydana gelen kazada kendi ölümüne sebebiyet verdiğini, kusur raporlarına itiraz edildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, aksi durumda dahi en yakın arkadaşının vefatı nedeniyle hakkında TCK 22/6 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.09.2015 günü saat 03:30 civarında gece vakti, aydınlatmanın bulunmadığı, iki yönlü zeminin asfalt ve kuru olduğu meskun mahal dışında, kaza akabinde yapılan ölçümde 1,37 promil alkollü olan sanık sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı traktör ile Uzunpınar Mahallesi'nden Akdere Mahallesi istikametine seyir halinde iken 3900.mt'ye geldiği sırada sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun solunda bulunan ağaç dallarına çarptığı,daha sonra sağa manevra yaparak yolun sağ tarafında bulunan taşlara çarparak devrilmesi sonucu kabin içerisinde bulunan yolcu ...’in ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, kaza tespit tutanağında: bu kazada ... plakalı traktör sürücüsü ...'in 2918 sayılı KTK’nın 48/5.maddesi uyarınca alkollü araç kullanmak kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği, Mahkemece keşfe binaen trafik bilirkişisinden alınan 20.01.2016 tarihli raporda: sanık sürücü ...’in 2918 sayılı KTK’nın 52/1-a-b.maddesi uyarınca sürücülerin kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken hızlarını azaltmak ve aracının hızını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadır kurallarını ihlal ederek asli kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 30.03.2016 tarihli adli raporda: sanık sürücü ...'in yönetimindeki traktör ile yolun eğimli olduğunu dikkate almadan seyrini mahal şartlarına göre ayarlamadığı,sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun solunda bulunan ağaçlara ardından yolun sağ tarafında bulunan taşlara çarparak devrilip yol dışı kaldığı, şoför kabini içerisinde nizamsiz şekilde yolcu taşıdığı olayda dikkatsiz ve özensiz davrandığından asli kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, Yerel Mahkemece, sanığın traktörü kullanmadığına yönelik savunmalarına itibar edilmeyerek olaydan sonra sıcağı sıcağına soruşturma aşamasında alınan ifadesinin olayın başlangıcı, gelişimi, sonuçlanmasına uygun olduğu, bir kimsenin traktörü kullanmadığı halde kullandım demesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dosya kapsamında alınan raporlar ve tanık beyanları ile mahallinde yapılan keşif de dikkate alındığında sanığın traktörü kullandığı ve bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu ancak salt alkollü olmasının hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasını gerektirmeyeceği kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık ... ve ölen ...'in içinde bulunduğu ... plaka sayılı traktör ile Uzunpınar Mahallesi'nden Akdere Mahallesi istikametine seyir halinde iken 3900.mt'ye geldiği sırada sürücünün sevk ve idare hatası ile direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun solunda bulunan ağaç dallarına çarptığı, daha sonra sağa manevra yaparak yolun sağ tarafında bulunan taşlara çarparak devrilmesi sonucu kabin içerisinde bulunan yolcu ...’in ölümü ile sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında traktörü kullananın kendisi olduğunu, ölen ...'in sol yanında ayakta bulunduğunu, ...'in direksiyona tutunarak, direksiyonu sol tarafa çevirdiğini, kendisinin direksiyonu tekrar sağ tarafa çevirdiğini bu sırada traktörü kayaya çarptığını beyan etmesine karşılık mahkemede alınan savunmalarında olay günü mekandan çıktıktan sonra traktörü önce kendisinin kullandığını ölen ...'in traktörün sol tarafında ayakta durdurduğunu ve Nallıcakaşı mevkiinde traktörü sağa çekip tuvalet ihtiyaçları için durduklarını tekrar yola devam ettiklerinde ölen ...'in traktörü kullanmaya başladığını, kendisinin sol tarafında ayakta dikildiğini, bu şekilde giderken ... 'ın direksiyon hakimiyetini kaybedip direksiyonu sola kırdığını, kendisinin direksiyonu toparlamadığını ve sağ şeride geçtikleri sırada traktörün taşa çarpması sonucu devrildiğini beyan ettiği, olay günü kazadan önce devriye atan jandarma ekiplerinin söz konusu traktörü sollarken sanığın traktörü kullandıklarını gördüklerine ilişkin beyanları ve tutanak içeriğine ilişkin sanığın savunmalarında jandarmanın aracının kendilerini solladıklarından sonra tuvalet ihtiyacı için durduklarına ilişkin mahkemede verdiği savunmasının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek sanığın aşamalarda değişen ve çelişkili beyanlarda bulunarak suçtan ve cezadan kurtulmaya çalıştığı değerlendirildiği sanığın savunmalarına itibar edilmeyerek mahkumiyetine karar verilmişse de; dosya kapsamında ölen ...'in otopsi raporundaki yaralanmalarının "göğüs bölgesinde özellikle sağ yarıda yaygın kontüzyonel ekimoz olduğu, sağ göğüs yarısında çökme deformitesi olduğu, palpasyon ile muayenede sağda 2-3-4-5-6-7.kotlarda ön koltuk altı çizgisi seviyesinde parçalı kot kırıklarına bağlı krepitasyon olduğu, her iki göğüs boşluğuna enjektör ile yapılan ponksiyonda hafif kan gelişi olduğu, sağ omuz ön ve arka bölgesinde geniş çaplı ekimoz olduğu, sağ kol distal yarısının ön ve medial bölgelerinde geniş mor renk ekimoz olduğu, her iki SİAS lateralinde küçük çaplı abrazyonların olduğu, sağ diz üstü lateralde 2 cmlik ekimoz olduğu, sağ ayak sırtında 1x1 cm abrazyon olduğu, sol bacak 1/3 üst bölgede 3 cmlik ekimoz olduğunun, şahsın genel vücut travması sonucu solunum yolları yaralanması ile kot kırıklarının neden olduğu dış kanama, akciğer kontüzyonu ve asfiksi nedeniyle öldüğünün" tespit edildiği, sanığın kaza akabinde alınan doktor raporunda ise sol omzunda hassasiyet ve sol kulak memesinde yüzeysel sıyrık şeklinde basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığının belirtildiği, olay günü kaza anını gören tanık beyanının bulunmadığı, kaza neticesinde sağ tarafa devrilen traktör sürücüsünün sürücü koltuğundan ve kapalı kabin içerisinden yaralanmadan sadece sol kulak memesinden sıyrık şeklinde yaralanarak çıkmasının mümkün olmadığı, ölen ...'in otopsi raporunda ölümüne ilişkin yaralanmalarının bulunduğu bölgelerinin göğüs bölgeleri ve bacak bölgeleri arasında olduğu değerlendirildiğinde, sanığın traktörü kendisinin kullanmadığı ve sol tarafta ayakta durduğuna ilişkin beyanlarına, meydana gelen kazada sanığın ve ölenin yaralanmalarının niteliği ve bölgeleri itibariyle itibar edilmesi gerektiği, nitekim tüm dosya kapsamında aracı kullanan kişinin sanık ... olduğuna ilişkin sanık savunmalarının aksine her türlü şüpheden uzak somut herhangi bir delil elde edilemediği anlaşıldığından, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden olan ''şüpheden sanık yararlanır'' ilkesi uyarınca sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince isnat edilen suçtan beraatine karar verilmesi yerine mahkumiyet hükmü kurulması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi.