Başvuru, ceza davasında delillerin değerlendirilmesinde ve kuralların yorumlanmasında hata yapılmasının ve infazın ertelenmesi ile kefalet bedelinin iadesi taleplerinin reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında delillerin değerlendirilmesinde ve kuralların yorumlanmasında hata yapılmasının ve infazın ertelenmesi ile kefalet bedelinin iadesi taleplerinin reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 23/8/2013 tarihinde Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. 27/11/2013 tarihinde aynı başvurucuya ait 2013/8572 ve 2013/8363 numaralı bireysel başvuruların mükerrer kayıt nedeniyle birleştirilmelerine, 7/2/2014 tarihinde ise 2013/8363 numaralı bireysel başvurunun kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2013/6807 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, belirtilen bireysel başvuru dosyasının kapatılmasına ve incelemenin 2013/6807 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 19/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:a. Ceza Yargılaması Başvuruya konu olaylar sırasında başvurucu belediye başkanı, S.K. sayman ve H.A. mutemet olarak görev yapmaktadır. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 23/6/2000 ve 27/6/2000 tarihli iddianameleri ile Belediyenin alacaklılarından farklı kişiler adına 18/2/1997 ile 9/4/1997 tarihleri arasında çek kesilmesi suretiyle zimmet suçunu işledikleri iddiasıyla S.K., H.A., Ö. ve başvurucunun cezalandırılmaları talep edilmiştir. Başvurucu ve S.K. tarafından imzalanarak doğrudan H.A. ya da alacaklı lehine düzenlenen çeklerin H.A. veya Ö.’ye ciro edildiği, ayrıca çek bedellerinin tahsil edilerek alacaklılara ödenmeksizin zimmete geçirildiği ifade edilmiştir. Başvurucu ve diğer on üç sanık hakkında zimmet suçlarından farklı tarihlerde açılan davalar Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesinin E.2000/271 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Başvurucu 20/11/2000 tarihinde tutuklanmış, 17/5/2001 tarihinde 000 TL kefalet karşılığında serbest bırakılmıştır. Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamaya konu eylemlere ilişkin olarak bilirkişi raporu hazırlatmıştır. Üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 19/3/2008 tarihli rapor Mahkemeye gönderilmiştir. Mahkeme, 9/5/2008 tarihli duruşmada taraflardan bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sormuş; başvurucu ve vekili, rapora ilişkin yazılı beyanlarını Mahkemeye sunmuşlardır. Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi 5/11/2008 tarihli ve E.200/271, K.2008/536 sayılı kararı ile başvurucunun Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 23/6/2000 ve 27/6/2000 tarihli iddianamelerine konu eylemleri nedeniyle basit zimmet suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme, başvurucunun inkâra yönelik savunmasına, tanıkların dinlenmesinden sonra alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya içeriğine uygun düştüğünü belirterek itibar etmemiştir. Ağır Ceza Mahkemesi; çekin alacaklı yerine H.A. adına düzenlenmesini ve okuma yazması olmayan diğer alacaklının imzalayarak çeki iki sanığa ciro etmesinin hayatın doğal akışına uygun olmadığını, ikinci durum bakımından sanıkların paranın ödendiğine dair alacaklıdan imza almaları gerektiğini bilecek durumda olduklarını değerlendirmiş ve sanıkların birlikte hareket ettikleri sonucuna varmıştır. Mahkeme son olarak lehe kanun değerlendirmesi yapmış; 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun değil, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerinin ceza itibarıyla lehe olduğuna karar vermiştir. Yargıtay Ceza Dairesi 29/5/2013 tarihli ve E.2012/13985, K.2013/5846 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır. Yargıtay ilamında, cezaların alt sınırdan belirlenmesi ve eylemlerin nitelikli zimmet suçunu oluşturmasına rağmen basit zimmet suçundan hüküm kurulmasının aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca eylemlerin nitelikli zimmet olması nedeniyle suçun zamanaşımına uğramadığı sonucuna varılmıştır. Başvurucu, nihai kararı 21/8/20013 tarihinde öğrendiğini belirtmiştir. Başvurucunun karardan daha erken bir tarihte haberdar olduğunu gösteren herhangi bir bilgi tespit edilememiştir. Başvurucu 23/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.b. İnfazın Ertelenmesi ve Kefaletin İadesi Talebi Başvurucu 19/8/2013 tarihinde infazın ertelenmesini ve kefalet bedelinin iadesini talep etmiştir. Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi 20/8/2008 tarihli ek kararında yasal ve zorunlu unsurların bulunmadığı gerekçesiyle infazın durdurulması talebini reddetmiştir. Kararda Yargıtay ilamında suçun nitelikli zimmet olarak değerlendirilmesi nedeniyle zamanaşımının bu suç esas alınarak hesaplanacağına, 765 sayılı mülga Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki ceza miktarı gözetildiğinde uzamış zamanaşımı süresinin 22 yıl 6 ay olduğuna, bu sürenin dolmadığına ve lehe kanun uygulanarak hükmedilen cezanın onandığına dikkat çekilmiştir. Kefalet bedelinin iadesi yönünden ise 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun maddesi uyarınca hürriyeti bağlayıcı cezanın infazından kaçınma hâlinde dahi kefalet akçesi irat kaydedileceğinden bu konunun infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle kefaletin iadesi talebi de reddedilmiştir. Başvurucunun itirazı üzerine Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi 11/9/2013 tarihli ve 2013/2507 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir. İtirazın reddi kararı başvurucuya 26/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/11/2013 tarihinde yeniden bireysel başvuruda bulunmuştur (birleşen 2013/8572 ve 2013/8363 numaralı başvurular).B. İlgili Hukuk 765 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:“Görevi sebebiyle kendisine tevdi olunan veya muhafaza, denetim veya sorumluluğu altında bulunan para veya para yerine geçen evrak veya senetleri veya diğer malları zimmetine geçiren memura altı yıldan oniki yıla kadar ağır hapis ve meydana gelen zararın bir misli kadar ağır para cezası verilir. Yukarıdaki fıkrada gösterilen cürüm, dairesini aldatacak ve fiilin açığa çıkmamasını sağlayacak her türlü hileli faaliyette bulunmak suretiyle işlenmiş ise faile oniki yıldan aşağı olmamak üzere ağır hapis ve meydana gelen zararın üç misli kadar ağır para cezası verilir.” 765 sayılı mülga Kanun’un maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:“Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ve müebbet ağır hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder. Muvakkat ağır hapis, kanunda tasrih edilmiyen yerlerde 1 seneden 24 seneye kadardır.” 765 sayılı mülga Kanun’un maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası: …(2) Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,(3) - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,… geçmesile ortadan kalkar.” 765 sayılı mülga Kanun’un maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:“Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.” 5237 sayılı Kanun’un “Zimmet” kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun, zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.” 5237 sayılı Kanun’un “Dava zamanaşımı” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; …d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, …Geçmesiyle düşer.” 5237 sayılı Kanun’un “Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi” kenar başlıklı maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:“(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” 1412 sayılı mülga Kanun’un “Tevkiften kefaletle vazgeçilebilmesi” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“104 üncü maddenin ilk fıkrasının ikinci bendi hükmü haricindeki sebeblerden dolayı tevkifine karar verilen maznunun kefalet vermesi şartile tevkifinden vazgeçilebilir.” 1412 sayılı mülga Kanun’un “Kefalet parasının irad kaydı ve acele itiraz” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:“Sanık soruşturma veya duruşmada mazeretsiz hazır bulunmaz veya mahküm olup da hürriyeti bağlayıcı cezanın infazından kaçarsa kefalet karşılığı hazineye gelir kaydedilir veya para cezasını, ödeme emrinin tebliğine rağmen süresinde ödemez ise kefalet karşılığından para cezası mahsup edilerek kalan para hazineye gelir kaydedilir.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Adli kontrol” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası ile (3) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:“(1) (Değişik: 2/7/2012-6352/98 md.) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.…(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:…f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak.” 5237 sayılı Kanun’un “Güvence” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:“(1) Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar: a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.…” 5237 sayılı Kanun’un “Güvencenin geri verilmesi” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“(1) Hükümlü, 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise güvencenin 113 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve aynı maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı kendisine geri verilir.”