Başvuru, işçilik alacaklarına ilişkin davanın ıslah ile artırılan kısmının herhangi bir dayanak gösterilmeksizin zamanaşımı gerekçesi ile reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; işçilik alacaklarına ilişkin davanın ıslah ile artırılan kısmının herhangi bir dayanak gösterilmeksizin zamanaşımı gerekçesi ile reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 24/9/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun iş akdi, işveren tarafından çekilen 1/10/2010 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. Başvurucu 1/2/1999-7/11/2010 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını belirterek işvereni aleyhine 17/1/2011 tarihinde alacak davası açmıştır. Başvurucu davasında; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, bayram tatili ve hafta sonu çalışma ücreti, izin ücreti ile anlaşma ücreti olarak adlandırılan altı ayrı alacak kalemi için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak yasal faizleriyle birlikte 450 TL'nin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davayı gören İstanbul İş Mahkemesi (İş Mahkemesi) bilirkişi raporları almıştır. Başvurucu, son bilirkişi raporunun ardından 28/9/2015 tarihli dilekçeyle talep miktarını artırmıştır. İş Mahkemesi 29/9/2015 tarihli duruşmada ıslah harcının yatırılması için bir haftalık süre vermiştir. Başvurucu 2/10/2015 tarihinde ıslah harcını yatırmıştır. Davalı işveren, bilirkişi raporuna karşı verdiği dilekçede diğer iddialarının yanı sıra zamanaşımına uğramış kısımların hesaplamadan düşülmesi gerektiğini belirtmiştir. İş Mahkemesi 11/1/2016 tarihinde davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar vermiştir. Mahkeme; başvurucunun artırım talebinin yıllık izin, fazla mesai ve anlaşma alacağına yönelik kısmını zamanaşımı gerekçesiyle reddetmiş ve bu üç alacak kalemi yönünden dava dilekçesinde talep edilen tutarı esas alarak hüküm kurmuştur. Kıdem ve ihbar tazminatlarına yönelik artırım talebinde ise zamanaşımı yönünden sorun görmemiştir. Ayrıca bayram tatili ve hafta sonu çalışma ücreti taleplerinin tümden reddine karar vermiştir. Mahkeme, kararında gerekçeye dayanak bir kanun hükmü göstermemiştir. Gerekçenin zamanaşımı ile ilgili olan kısmı şöyledir:" Davalı vekilinin ıslah suretiyle zamanaşımı defi itirazının, dava dilekçesinin davalıya 2011 de tebliğ edildiği, davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi verilmediği, ilk celseye mazeretsiz gelmediği, akabinde 2011 tarihinde cevap dilekçesi verdiği, süresinden çok sonra verilen cevap dilekçesinde de zamanaşımı definde bulunulmadığı, ıslah edilebilecek usulüne uygun bir cevap dilekçesinin bulunmadığı anlaşıldığından ıslah suretiyle zamanaşımı defi itirazının reddi gerektiği, davalı vekilinin bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesine karşı beyanda bulunmak için verilen süre içerisindeki dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı definin yine dilekçesinde 'Kabul anlamına gelmemekle birlikte zamanaşımına uğramış kısımların hesaplamadan düşülmesi gerekmektedir' beyanı karşısında ıslaha karşı zamanaşımı defi itirazı nedeni ile yıllık izin, fazla mesai ve anlaşma alacağı yönünden ilk dava ile talep edilen kısım yönünden hüküm kurulmuştur. " Başvurucu, diğer iddialarının yanı sıra özellikle fesihten itibaren beş yıllık süre geçmeden artırım talebinde bulunduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Dilekçesinde alacağın zamanaşımına uğramadığını ve Mahkemenin bu konuda gerekçe belirtmediğini özellikle dile getirmiştir. Ayrıca davalının usulüne uygun olduğunu ve süresi içinde zamanaşımı defi ileri sürmediğini iddia etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 9/4/2019 tarihinde yalnızca kıdem tazminatı yönünden kararı düzelterek onamıştır. Başvurucunun başta zamanaşımına dair olmak üzere diğer temyiz iddialarını ayrı bir gerekçe belirtilmeksizin reddetmiştir. Yargıtay kararı başvurucuya 27/5/2019 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 24/6/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Davanın açıldığı tarihinde yürürlükte bulunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun maddesi şöyledir:''İki taraftan her biri usule mütaallik olarak yaptığı muameleyi tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Aynı davada her taraf ancak bir kere ıslah hakkını kullanabilir.'' 1086 sayılı mülga Kanun'un maddesi şöyledir:''lslah, tahkikata tabi olan davalarda tahkikat bitinciye kadar ve tabi olmıyanlarda muhakemenin hitamına kadar yapılabilir.'' 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesinin son fıkrası şöyledir:"Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır."