Başvuru, sendikal nedenlerle iş akdinin feshedildiğini iddia eden başvurucunun işe iade talebinin reddedilmesi nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sendikal nedenlerle iş akdinin feshedildiğini iddia eden başvurucunun işe iade talebinin reddedilmesi nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 1/9/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:A. Genel Olarak Davalı Ford Otosan (Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.), Ford Motor Company ve Koç Holdingin eşit oranda hisse sahibi oldukları halka açık bir şirket olup Türkiye Metal Sanayicileri Sendikasına (MESS) bağlıdır (ilgili sendika hakkında detaylı bilgiler için bkz. Ahmet Sefa Topuz ve diğerleri, B. No: 2016/16056, 21/4/2021, § 8). Başvurucunun çalıştığı işyerinde yetkili sendika Türkiye Metal, Çelik, Mühimmat, Makina, Metalden Mamül Eşya ve Oto, Montaj ve Yardımcı İşçiler Sendikasıdır (Türk Metal) (ilgili sendika hakkında detaylı bilgiler için bkz. Ahmet Sefa Topuz ve diğerleri, § 9 ). Davalı işyeri 1/9/2014 ile 31/8/2017 tarihleri arasında yürürlükte olmak üzere 15/2/2014 tarihinde Türk Metal ile Toplu İş Sözleşmesi (TİS) imzalamıştır. Aynı iş kolundaki B. fabrikalarında ise sendikalar arasında yetki uyuşmazlığı nedeniyle konu yargıya taşınmış, yaklaşık dört ay boyunca TİS imzalanamamış ve sorunun çözülmesiyle 13/4/2015’te Türk Metal ile MESS arasında TİS imzalanmıştır. TİS'in imzalanması sırasında mutabakata varılarak işçilerin saat ücretlerinde artış yapılmıştır. Bunun üzerine aynı iş kolunda çalışan farklı firmalardaki çok sayıda işçi kendi ücretlerinin B. çalışanlarının ücretlerine göre düşük kaldığı ve sözleşmelerinin B. firmasındaki sözleşmelerle aynı statüye getirilmesi talebiyle bazı eylemler yapmıştır. İlk olarak Mayıs 2015’te R. Bursa’da ücret zammı talebiyle iş bırakma eylemleri başlamış ve eylemler büyüyerek metal iş kolundaki diğer işyerlerine sirayet etmiştir. Eylemde bulunan işçiler genel olarak Sendika üyesi olanların alacağı ücret oranları ve ücret zamlarının TİS ile kararlaştırıldığını ifade etmiş, buna karşın B. firması işçileri ile imzalanan TİS'in daha yüksek oranda zam maddesi içerdiğinden yakınmıştır (eylemlerin arka planına ilişkin detaylı bilgi için bkz. Ahmet Sefa Topuz ve diğerleri, §§ 14-18).B. Somut Başvuruya İlişkin Olaylar Davalıya ait Kocaeli'de bulunan işyerinde 21/5/2015 ile 3/6/2015 tarihleri arasında başvurucunun da aralarında bulunduğu yaklaşık 000 işçi eylem yapmıştır. Davalı işyerine 500 metre uzaklıkta üçüncü kişiye ait boş bir arazide toplanan işçiler, Türk Metalden toplu olarak istifa ettiklerini ve B. firması işçileri ile kendilerine aynı TİS hükümlerinin uygulanması şeklindeki talepleri yerine getirilene kadar üretimi durdurduklarını açıklamıştır. Eyleme katılan işçiler çalıştıkları işyerindeki yetkili Sendikanın B. firması ile kendilerine uygulanan TİS'ten daha iyi şartlar içeren bir TİS imzalamasını protesto etmiştir. İşçiler yaptıkları eylemde TİS'in üç yıl süreyle bağıtlanmış olmasına ve kendilerinin talep ettiği hususların TİS'te karşılanmamasına rağmen B. firması işçilerinin daha iyi şartları olan bir TİS imzalanması nedenleriyle iş bıraktıklarını açıklamıştır. Eyleme katılan yaklaşık 000 işçiden her gün 550 kişi eylem yaparken geri kalan işçiler zaman zaman eylemlere katılıp geri kalan zamanda işyerinde çalışmaya devam etmiştir. Başvurucu 550 kişilik grup içinde yer almaktadır. Başvurucu ve diğer işçiler ile bir kısım tanık beyanlarına göre işverenin hiç kimsenin işten atılmayacağını söylemesi üzerine on üç günün sonunda eylemler sonlandırılmıştır. Eylemin sonlandırılması üzerine eyleme sürekli olarak katıldığı işverence tespit edilen 550 işçi Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir. Başvurucunun da aralarında bulunduğu 50 kişinin iş akdinin 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun maddesinin (II) numaralı bendinin (g) alt bendi kapsamında mazeretsiz ve izinsiz işe gelmedikleri ve 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun maddesi gereğince kanun dışı grev yaptıkları gerekçesiyle haklı nedenle feshedildiği bildirilmiştir. Başvurucunun ve diğer işçilerin katıldığı eylemlerin sendikal faaliyet niteliğinde olmadığını ileri süren davalı ortada hâlen hukuken geçerli bir TİS varken bu sözleşme ile tanımlanan haklara ilişkin uyuşmazlık varmış gibi grev hakkının kullanılmaya çalışılmasının açıkça kanun dışı olduğunu, eyleme katılan işçilerin bir kısmı sendikalarından istifa etmiş olsalar da kanuna uygun bir şekilde bağıtlanmış geçerli bir TİS'in söz konusu olduğunu, bu itibarla ücretin yeniden tartışmaya açılmasının yasa dışı ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu beyan etmiştir. Başvurucu, yapılan feshin sendikal nedenle gerçekleştirilen haksız ve geçersiz fesih olduğunu ileri sürerek işe iade ve sendikal tazminat talepli dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, Türkiye genelinde binlerce metal işçisinin demokratik tepki göstermek adına bir araya geldiğini ve bu kapsamda barışçıl eylemler gerçekleştirdiklerini ifade etmiştir. Başvurucunun iddiasına göre davalı işveren sendika seçme özgürlüğüne saygı duyulacağını ve hiç kimsenin iş akdinin sonlandırılmayacağını söylemiş ve kendisi ile birlikte eyleme katılan diğer işçiler de eylemi sonlandırarak işbaşı yapmışlardır. Başvurucu işbaşı yaptıktan dört gün sonra iş akdinin sonlandırılmasının iyi niyet kurallarına ve işverenin eşit işlem borcuna aykırılık teşkil ettiğini, Türk Metal ile işveren arasında organik bir bağ olduğunu ve Türk Metal üyeliğinin istihdamın ön koşulu hâline geldiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; kendisinin ve iş akdi sonlandırılan diğer işçilerin 3/6/2015 ile 8/6/2015 tarihleri arasında B. Sendikasına üye olduklarını, bu Sendikanın çoğunluğu sağlamasını engellemek adına işten çıkarıldıklarını ve bu nedenle yapılan feshin sendikal nedene dayalı haksız ve geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Davalı, ilk derece mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde; işçilerin üye oldukları ya da işyerinde yetkili bulunan sendikadan bağımsız olarak örgütlenip gerçekleştirilen eylemin yasal olmadığını, başvurucunun da yasa dışı eylem nedeniyle devamsızlık yaptığını ve bu kapsamda iş akdinin sona erdirildiğini savunmuştur. Davalı; diğer işyerlerinde işçilere sağlanan hakların teklif edilmesine karşın Şirketinde çalışan işçilerin eylemlerini sürdürmeye devam ettiğini, son çare olarak sözleşmelerin feshi yoluna gidilmeye başlandığını ve bu şekilde işyerindeki eylemlerin son bulduğunu ifade etmiştir. Davalı; başvurucunun TİS yapılırken menfaatlerinin korunmadığını düşünüyorsa bir dahaki TİS döneminde sendikaya üye olup olmama konusundaki demokratik haklarını kullanabileceğini, bu konuda davalı işverene sorumluluk yüklenmesinin haklı olmadığını, başvurucunun katıldığı eylemin ölçülü de olmadığını iddia etmiştir. Yargılamayı yapan Kocaeli İş Mahkemesi 29/12/2015 tarihli kararıyla davanın kabulü ile başvurucunun işe iadesine ve 1 yıllık brüt ücret tutarında sendikal tazminat ödenmesine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"... davalı iş yerinde yetkili sendika olan Türk Metal Sendikası ile akdedilmiş 01/09/2014-31/08/2017 süreli grup TİS'in yürürlükte olduğu, davalı iş yerinin fabrikalarında çalışan işçilerin büyük çoğunluğunun (6018 işçinin) Türk Metal Sendikası'na üye olduğu, dinlenen tanık anlatımlarından iş yerinde çalışanların işe başladıkları andan itibaren Sendika'ya üye olmaları için işveren yetkilileri tarafından teşvik edilerek yönlendirildikleri anlaşılmıştır.Davalı iş yerinde davacı ve diğer bir kısım çalışanların yetkili sendika olan Türk Metal Sendikası ile işveren arasında yapılan ve halen yürürlükte olan TİS'de taleplerinin karşılanmaması, vaadedilen iyileştirmelerin yapılmaması ve daha önceki yıllarda da hep aynı sıkıntıların devam etmesi ve TİS'in yürürlük süresinin daha önceleri 2 yıl iken en son 3 yıla çıkartılmış olması nedenleriyle iş yerinde baştan itibaren işçilerin büyük çoğunluğunun üyesi olduğu yetkili Türk Metal Sendikası'nın davalı işverenlikle birlikte hareket ederek çalışanlar aleyhine şartlar oluşturmasına tepki olarak daha öncesinde... aynı sebeplerle yapılan grev eylemlerinin de etkisiyle 21/05/2015 tarihinden 03/06/2015 tarihine kadar davalı iş yerinin yaklaşık 500 metre uzaklığında ve üretim alanı dışında üçüncü bir şahsa ait özel bir arazide eylem yaptıkları görülmüştür.Eylem süresince üretime ve diğer çalışanlara müdahale edilmediği, üretime engel olacak herhangi bir davranış ve tavırda bulunulmadığı ve bu eyleme yaklaşık 3000-4000 kişinin katıldığı, bunlardan 550 kişinin her gün eyleme katıldıkları, geri kalanların bazen çalışıp bazen eyleme katıldığı, eylem başlangıcı ile birlikte Türk Metal Sendikası üyesi olan yaklaşık 4000 kişinin sendikadan istifa ettiği, bunlardan yaklaşık 1000-1500 kişinin B.M Sendikası'na üye olduğu, davacının da aynı şekilde Türk Metal Sendikası üyesi iken bu süreçte istifa ederek B.M Sendikası'na üye olduğu tespit edilmiştir.... eylem devam ettiği süreçte eyleme öncülük yaptığı işveren tarafından düşünülen 10 çalışanın iş akdinin eylemler nedeniyle feshedildiği, daha sonrasında 02/06/2015 tarihinde 5 işçinin ve 09/06/2015 tarihinde 47 işçinin eylem nedeniyle iş akitlerinin feshedildiği, 03/06/2015 tarihinde davacı ve bir kısım çalışanların kendiliğinden eylemi sona erdirerek iş yerine gelerek çalışmaya başladıkları ve işe başladıklarında işten çıkartılmayacaklarının fabrika genel müdürü ve insan kaynakları müdürlüğü tarafından söylendiği, eylem süresince de eyleme katılan çalışanların cep telefonuna mesaj gönderilerek işlerinin başına dönmeleri gerektiği, aksi takdirde işten atılacaklarının bildirildiği, eylemin sona erdirilmesinden sonra eylem süresince hiç işe gelmeyen ve eyleme katılmadığı işveren tarafından belirtilen 550 kişinin disiplin kuruluna sevk edildiği, bunlar arasında davacının da içinde bulunduğu 47 işçinin - ... dinlenen davalı tanığı A.R.A.nın beyanından da anlaşıldığı üzere iş yerinde huzursuzluğun devam etmesi nedeniyle disiplin sağlanması amacıyla- eylem sürecine denk gelen 22 Mayıs 2015 tarihinden 3 Haziran 2015 tarihine kadar mazeretsiz ve izinsiz işe gelmemeleri ve eyleme katılmaları nedeniyle İş Kanunu'nun 25/II-g ve 6356 sayılı Sendikalar Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun Maddeleri gereğince iş akitlerinin feshedildiği anlaşılmıştır.İrdelenen uluslararası normlar, Anayasa Maddeleri de değerlendirildiğinde, iş yerinde işveren tarafından bir sendikanın desteklenmesi ve işe başlanıldıklarında hemen söz konusu sendikaya yönlendirilmeleri ve bu sendikanın işverenle birlikte hareket ederek işçilerin aleyhine şartlar oluşturması ve iş yerinde sendika özgürlüğünün olmaması nedeniyle işçilerin kendi haklarının savunabilmek amacıyla örgütlü olarak iş yeri alanı dışında üretime engel olmadan ve iş yerine zarar vermeden yapmış oldukları eylemin demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Avrupa Sosyal Şartının 6/4 Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve İLO ile benimsenen kurallara göre de kısa süreli bir demokratik hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemlerinin toplu eylem hakkına dahil olduğu ve bu nitelikte gerçekleşen eylemin barışçıl eylem olarak kabul edilmesi gerektiği, her ne kadar iç hukuk mevzuatı yönünden yasa dışı bir eylem olarak görülse de Anayasa'nın maddesi gereğince de uluslar arası normların öncelikli olarak uygulanması gerektiğinden söz konusu nitelikte yapılan eylemin de yasa dışı bir eylem sayılmaması gerektiği belirtilmelidir. Ayrıca işverene telafisi imkansız zarar meydana getirmeyecek şekilde ve barışçıl nitelikle toplu eylemde bulunmanın işverene haklı ve geçerli nedenle fesih hakkı vermeyeceği ve demokratik bir hakkın kullanımının söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı işyerinde işçilerin işe ilk başladıklarında işverenin yönlendirdiği sendikaya üye olmaları, aksi durumda bazı sosyal haklardan mahrum kalacakları ve işverence hoş karşılanmayacağı endişesini duymaları ve bu yönde işverenin baskısı hissetmeleri işyerinde sendika seçme özgürlüğüne ve sendikal haklara engel olunduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Davacılar ve bir kısım işçiler işveren ve yetkili sendikanın dayanışmasına karşı kendi haklarını savunmak amacıyla son çare olarak toplu eylem yapmak zorunda kalmışlardır. Kaldı ki; iç hukuk mevzuatı yönünden değerlendirme yapıldığında; dosyadaki belgeler ve tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere eyleme katılan tüm işçilerin iş akdine son verilmemiştir. Aynı durumda olan ve eyleme katılmış işçilerin bazılarının iş akdi feshedilirken bazıları ile çalışmaya devam edilmiştir. İş yerinde davalı tanığın beyanında da başından beri eyleme katılan 550 kişiden iş yerinde huzursuzluğun devam etmesi nedeniyle disiplin sağlamak amacıyla sadece 47 kişinin işten çıkartıldığı ve bu kişiler işten çıkartılırken de söz konusu çıkartılanlar yerine işi yapacak kişi olup olmadığına ve bölüm bazında bir dengeye bakıldığı belirtilmiştir. Bu şekilde disiplin sağlamak amacıyla 47 kişinin iş akitlerinin fesih edilmesi hakkaniyete uygun olmadığı gibi İş Kanunu Maddesindeki eşit davranma borcuna da aykırıdır.Tüm bu nedenlerle gerek söz konusu yapılan eylemin barışçıl nitelikte toplu eylem olarak demokratik hakkın kullanılması niteliğinde olması nedeni ile ayrıca işverenin yapılan fesihte eşit davranma borcuna aykırı davranması nedenleri ile yapılan feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı kanaatine varılmıştır. İşveren tarafından yapılan fesihlerin asıl nedeninin iş yerinde işveren tarafından desteklenen Türk Metal Sendikası'ndan yapılan istifaları önlemek, B.M Sendikası'na geçen çalışanları tekrar Türk Metal Sendikası'na üye olmasını sağlamak olduğu ve iş yerinde yapılan eylemlerin açıklandığı üzere asıl nedeninin iş yerindeki sendikal örgütlenme hakkının ve sendika seçme özgürlüğünün bulunmamasından ve işverenin çalışanlara desteklediği sendikaya üye olması konusunda baskılar yapmasından kaynaklandığı, tüm bu nedenlerle davalı işverenin davacıların sendika seçme özgürlüklerine ve sendikal haklarına engel olmak amacı ile sendikal nedenler ile iş akitlerini feshettiği kanaatine varılarak 6356 sayılı yasa 25/5 maddesi gereğindeki düzenleme gereğince davacının başvurusu ve işverenin işe başlatması ve ya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın ödenmesi gereken tazminat miktarının 1 yıllık brüt ücret tutarında belirlenmesine karar verilmiştir." Temyiz üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 22/6/2016 tarihli ilamıyla kararın bozularak ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:" ... İşyerinde uygulanan TİS, 2014 – 2017 tarihleri arasında yürürlükte olmak üzere 2014 tarihinde imzalanmıştır. Metal sektöründe faaliyet gösteren başka bazı işyerlerinde daha yüksek oranda zam yapıldığını duyan işçiler tarafından ülke çapında bazı eylemler başlamış, bu arada da davalıya ait Kocaeli’nde bulunan işyerinde 21 Mayıs ile 03 Haziran 2015tarihleri arasında yaklaşık 3000-4000 işçinin katıldığı eylemler yapılmıştır. Eylemin işyerine yaklaşık 500 metre uzakta üçüncü şahsa ait boş bir arazide gerçekleştiği ve son olarak imzalanan TİS'in üç yıllık olarak bağıtlanmış olmasına ve TİS'de taleplerinin karşılanmamış olmasına tepki gösterildiği anlaşılmaktadır. Eylemin gerçekleştiği sırada yetki süreci söz konusu olmayıp, yaklaşık 6ay önce imzalanmış bir TİS bulunmaktadır. İşverence, TİS'in imzalanması öncesindeki yetki sürecinde işçilerin sendika seçme özgürlüğüne müdahalede bulunulduğu da ileri sürülmemiştir.Toplu eyleme katılan işçilere davalı işverence gerekli duyurular yapılmak suretiyle işe dönmeleri sağlanmaya çalışılmıştır. Zaman içinde eyleme katılan işçilerde azalma olmuş ve herhangi bir müdahaleye gerek olmaksızın eylem sona ermiştir. Buna rağmen eylem 13 gün devam etmiş ve davacının da aralarında bulunduğu işçiler tarafından işe devamsızlık sebebiyle üretim faaliyeti önemli ölçüde aksamıştır. Davalı işverence savunması alınan çok sayıda işçi de eylemin işverene karşı olmadığını, toplu iş sözleşmesini bağıtlayan sendikaya tepki olarak eylemlere katıldıklarını açıklamışlardır. Bazı işçiler ise uygunsuz çalışma koşulları sebebiyle toplu eylem haklarını kullandıklarını bildirmişlerse de uygunsuz çalışma koşullarının neler olduğunu ortaya koymamışlardır.6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun maddesinde,'... Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumak veya geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grev denir. Kanuni grev için aranan şartlar gerçekleşmeden yapılan grev kanun dışıdır” şeklinde kurala yer verilmiştir. Somut olayda, işyerinde TİS'in imzalanması sırasında çıkan uyuşmazlıkla ilgili bir kanuni grev hakkının kullanılmadığı açıktır. Bundan başka bireysel veya toplu iş hukukuna dair bazı hakların savunulması için işçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem haklarının olabileceği 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ile Anayasanın , ve maddelerinin bir gereği olsa da, eylemin işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve ölçülü olması gereklidir. Davalı işyerinde gerçekleşen ve 13 gün süreyle devam eden toplu iş bırakma eyleminin zamanlaması, katılımcı sayısı ve süresi değerlendirildiğinde ölçülü olmaktan uzaktır ve davacıların talepleri işveren yönelik değildir. Bu nedenle davacının da işi bırakmak suretiyle destek verdiği toplu eylemin, iç hukuk ve bağlı bulunduğumuz uluslar arası mevzuat çerçevesinde hukuka uygun olduğundan söz edilemez. Bu nedenle işverenin haklı fesih hakkının varlığı kabul edilmelidir. Öte yandan3000-4000 kadar işçinin katıldığı toplu eylem sebebiyle davalı işveren eylemin başından sonuna kadar destek verdiği 550 işçiyi belirlemek suretiyle disiplin kuruluna sevk etmiş ve bunlardan davacının da aralarında olduğu 50 kadar işçinin iş sözleşmesini feshettiğini bildirmiştir. Eyleme katılan ve baştan sona destek veren işçilerin bazılarının iş sözleşmesi feshedilmezken davacı işçinin iş sözleşmesinin feshi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesi uyarınca işverenin eşit davranma borcuna aykırılık oluşturur. Davalı işveren, davacı işçi ile iş sözleşmesi feshedilmeyen aynı durumdaki işçiler arasındaki ayrımı haklı kılan bir nedeni ortaya koyamamıştır. Davalı tanığı beyanında, disiplin kurulu tarafından 550 işçiden 50 kadar işçinin iş sözleşmesinin feshine gerekçe olarak, farklı birimlerde üretimin aksamaması için dengeli bir dağılım yaparak işten çıkarılacakların tespit edildiğini bildirmiştir. Sözü edilen gerekçe işçiden kaynaklanan ayrımı haklı kılan bir neden değildir. İşveren kendi iş organizasyonu kapsamında üretimi aksatmayacak şekilde işten çıkarılacak işçilere farklı ünitelere göre belirlemiş olmakla, feshin bu gerekçeyle haklı olduğundan söz edilemez. Ancak işverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket etmesi, geçerli nedeni ortadan kaldırmadığından ve davacının hukuka aykırı şekilde işi bırakmak suretiyle katıldığı toplu eylem sebebiyle işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir. Bu durumda davanın reddi gerekmiştir." Nihai karar başvurucuya 9/8/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 1/9/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun "Sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı" kenar başlıklı maddesi ve 6356 sayılı Kanun’un "Sendika özgürlüğünün güvencesi" kenar başlıklı maddesi ile anılan Kanun'un "Grevin tanımı" kenar başlıklı maddesi.