Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/3810 E. , 2024/2021 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/3810 Karar No:2024/2021 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Elektrik Türk A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket hakkında 20…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2019/3810 E. , 2024/2021 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/3810 Karar No:2024/2021 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Elektrik Türk A.Ş. VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket hakkında 2016-2020 üçüncü uygulama dönemi dağıtım sistem işletim gelir gereksinimi ve ilgili parametrelerin düzeltilmesi için yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda;... tarih ve ...-... ile ...-... sayılı Kurul kararları ile davacı şirketin 2016-2020 üçüncü uygulama dönemi dağıtım sistem işletim gelir gereksinimi ve ilgili parametreleri belirlenerek 2016 yılı dağıtım sistem işletim gelir tavanının onaylandığı, davacı şirket tarafından 09/02/2016, 29/02/2016, 02/03/2019 ve 02/08/2016 tarihli başvurular ile adı geçen Kurul kararlarına karşı itirazda bulunulduğu, bu itirazların reddine dair ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının 2. maddesinin (c), (d) ve (e) fıkralarının iptali istemiyle açılan davanın ... İdare Mahkemesi’nin E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği, bilahare 27/3/2017 tarihinde şirketleri hakkında belirlenen 2016-2020 üçüncü uygulama dönemi dağıtım sistem işletim gelir gereksinimi ve ilgili parametrelerin düzeltilmesi için yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı; Davacı şirketin diğer 20 elektrik dağıtım şirketinden farklı olarak, %50'den fazla hissesinin ... Büyükşehir Belediyesi’ne ait ve bu nedenle bir kamu iştiraki olduğu, bu durumun sonucu olarak diğer 20 elektrik dağıtım şirketinin, 5510 sayılı Kanun'un 81/1-(ı) maddesi kapsamında yararlandığı sigorta primi teşvikinden yararlanamadığı, davacı şirket tarafından “bu teşvikten yararlanamadığı için personel gideri maliyetlerinin diğer şirketlere göre %5 daha fazla olduğunu, daha fazla personel gideri yaptığı için verimlilik katsayısının daha düşük çıktığını, verimlilik katsayısı düşük çıkınca, belirlenen gelir gereksinimin daha düşük çıktığını, %5'lik prim teşvikinin diğer şirketler tarafından giderlerden düşülerek hesaplarına dahil edildiğini, bunun sonucu olarak bu şirketlerin giderlerinin daha az göründüğünü, verimliliğin mümkün olan en az giderle en yüksek üretimi sağlamak anlamına geldiğinden diğer şirketlere göre daha az verimli sayıldığını, gelir gereksinimin hesaplanmasında verimliliğin arttırılmasını teşvik edilmesi için verimlilik parametresi kullanıldığından ve verimlilik parametresinin düşük görünmesi nedeniyle gelir gereksinimin daha az belirlendiğini” ileri sürüldüğü, buna karşı davalı idare tarafından ise, “bu şirketlerin gelir gereksinimi hesaplarında kullanılacak mali verilerin Elektrik Dağıtım Sektörü Düzenleyici Hesap Planına göre muhasebeleştirildiğini, bu plana göre de söz konuşu teşvik tutarının, Hazine, SGK payı ve diğer gelirler olarak kaydedildiğini, yani %5'lik prim teşvikinin gelir olarak kaydedilmediğini, davacının iddia ettiği gibi giderden düşülmediğini, SGK priminin indirimsiz haliyle giderlere kaydedildiğini, diğer şirketlerin gider hesabı bakımından bir avantaj oluşmadığını” ifade edildiği; Davalı idare tarafından verimlilik parametresi belirlenirken dağıtım şirketlerinin maliyet hesaplarının dikkate alındığı, 5510 sayılı Kanunun 81. maddesinin 1-ı bendi uyarınca verilen teşvik indirimi yapılmaksızın davacı şirket ile diğer özel dağıtım şirketlerinin personel sigorta primlerinin kullanıldığı, başka bir deyişle verimlilik parametresine esas verilerde 5510 sayılı Kanundan kaynaklanan değişimin yansıtılmadığı, her şirketin aynı şekilde kıyaslandığı ve sonuç olarak prim avantajının verimlilik parametresinde kullanılmadığı, bu durumda, özel dağıtım şirketlerinin 5510 sayılı Kanun uyarınca sahip oldukları prim avantajının verimlilik parametresinde kullanılmadığı ve kamu iştiraki olan davacı şirket için aleyhe bir durum söz konusu olmadığı anlaşıldığından tesis edilen işlemin bu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından “dışarıdan hizmet alımı yoluyla temin edilen taşeron firma işçilerinin de bu teşvikten yararlanamadığı, dolayısıyla taşeron firmaya ödenen bedelin de daha fazla olduğu, bu durumun sonucunda da diğer şirketlere göre daha az verimli sayıldığı, gelir gereksinimin hesaplanmasında verimliliğin arttırılmasını teşvik edilmesi için verimlilik parametresi kullanıldığından ve verimlilik parametresinin düşük görünmesi nedeniyle gelir gereksinimin daha az belirlendiği” ileri sürülmekteyse de söz konusu durumu ortaya koyan bir belgeye dosya kapsamında rastlanılmadığı, davalı idare tarafından davacının bu iddiasının varsayım olduğu iddia edilmekle birlikte, bu iddiayı bir inceleme raporu ile incelediği, dosyada mevcut 5/5/2017 tarih ve 20859 sayılı Tarifeler Dairesi Başkanlığı yazısı eki inceleme raporunda, davacı şirketin piyasa mevzuatı kapsamında bir ayrımcılığa maruz kalmadığı, bu mevzuat kapsamında kamu - özel ayrımı yapılamayacağı, davacının varsayımının doğru kabul edilmesi halinde, 5 yıllık toplam giderinin %0,11 oranında etkileneceği, gelir gereksinimi hesaplamalarında yapılan %2,7 oranında artış gözetildiğinde söz konusu etkinin zaten dikkate alınarak bir artış oranı belirlendiğinin ortaya çıktığı, baz dönem işletme giderlerinin sektörel büyüklükler çerçevesinde istatistiksel teknikler kullanılarak analizinin yapıldığı, baz TÜFE ile güncellenen kıyaslama birimi rakamlarında personel/DSFH normalizasyonunun yapıldığı, 2013 ve 2014 yılları için 21 şirket ağırlık ortalamalarına bakıldığında personel/DSFH oranının yaklaşık 33/67 olduğu, tüm şirketlerin rakamlarının bu oranlarla normalize edildiği, böylece bir işi kendi personeliyle yapan şirket ile aynı işi dışarıdan hizmet alımı suretiyle yapan başka bir şirketin verilerinin eş baza getirilmiş olduğu, kıyaslama birimlerinde paranın zaman değerinden ve şirketin yönetsel tercihlerinden kaynaklanan farklılıkların giderildiği ve şirketlerin maliyet kalemlerinin kıyaslanabilir hale getirildiği, bunun sonucunda davacı şirketin gelir gereksiniminin belirlendiği anlaşıldığından tesis edilen işlemin bu kısmında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, 5510 sayılı Kanun' da yer alan düzenleme ile özel sektör olarak kabul edilen elektrik dağıtım şirketlerinin yararlandığı teşvikten kendilerinin ... Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olması nedeniyle yararlanamadığı, kendilerinin bu durumu nedeniyle verimsiz kabul edildiği, davalı idare tarafından kendilerinin diğer dağıtım şirketlerinin maliyetleri ile eş baza getirilmeksizin kıyaslama yapıldığı, maliyet kıyaslamalarının hatalı oluşturulduğu ve kendilerinin haksız olarak verimsiz olarak kabul edildiği, diğer şirketlerin yararlandığı teşvikin gelir hesabından mı yoksa gider hesabından mı mahsup edildiğinin ortaya konulmadığı, bu konularda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, sadece idarenin beyanlarına göre karar verilmesinin hatalı olduğu, kanundan kaynaklanan durumun kendilerinin aleyhine bir durum oluşturduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ...... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 06/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.