1. Hukuk Dairesi 2009/2996 E. , 2009/4153 K. "" MAHKEMESİ : SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 08/04/2008 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, miras bırakan babaları K.E.’in 804 parsel sayılı taşınmazının satışı için oğlu davalı Ş.’i vekil tayin ettiğini, vekilin taşınmazı murisin ölümünden dört gün önce davalı S.Y.’a, bu şahsında kısa bir süre sonra diğer davalı ve Ş.’in eşinin arkadaşı olan S. V.’e temlik ettiğini, davalı S.’in 18 yaşından k…
**1. Hukuk Dairesi 2009/2996 E. , 2009/4153 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SİLİVRİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ, TARİHİ : 08/04/2008 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, miras bırakan babaları K.E.’in 804 parsel sayılı taşınmazının satışı için oğlu davalı Ş.’i vekil tayin ettiğini, vekilin taşınmazı murisin ölümünden dört gün önce davalı S.Y.’a, bu şahsında kısa bir süre sonra diğer davalı ve Ş.’in eşinin arkadaşı olan S. V.’e temlik ettiğini, davalı S.’in 18 yaşından küçük olup alım gücü bulunmadığını, tüm devirlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile davacılar ve davalı Ş. adına tescili olmazsa tenkis isteminde bulunmuşlardır. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, muvazaa olgusunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, Borçlar Yasasının 18.maddesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı taktirde tenkis isteğine ilişkindir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlar, mahkemece muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Miras bırakan K.E.'in 05.05.2003 tarihinde vefat ettiği, mirasçıları olarak davacılar ile davalı Ş.'in kaldıkları, 804 sayılı parsel murise aitken, vekili olan davalı Ş. tarafından 31.03.2003 tarihinde davalı S.'e 1.600.000.000 lira bedelle satış suretiyle temlik edildiği, S.'in de murisin ölümünden kısa bir süre sonra henüz reşit olmayan davalı S.'e 15 milyar bedelle yine satış suretiyle devrettiği kayden sabittir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.