Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/9/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, doktor olup 1991 yılında memuriyet hayatına başlamıştır. A. Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezasına İlişkin İdari ve Yargısal Süreç Adli Tıp Kurumu merkez teşkilatında görev yapmakta iken 2011 yılında Konya Adli Tıp Şube Müdürlüğü emrine uzman olarak atanan başvurucu hakkında göreve gelmediği yönünde yapılan ihbar üzerine soruşturma başlatılmıştır. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) Başmüfettişliğince yapılan soruşturma neticesinde düzenlenen raporda; başvurucunun 19/5/2011-23/5/2011, 2/6/2011-13/6/2011, 23/6/2011-26/6/2011, 30/6/2011-6/7/2011 tarihleri arasında olmak üzere özürsüz toplam yirmi sekiz gün göreve gelmediği tespitinde bulunulmuş ve ilgili kanunda özürsüz olarak bir yıl içinde 20 gün göreve gelmemek fiilinin karşılığı olarak öngörülen devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir. Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu 1/2/2013 tarihinde, soruşturma raporunda belirtilen tarihler arasında özürsüz olarak toplam yirmi beş gün göreve gelmediği gerekçesiyle başvurucunun 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlem 5/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş ve aynı gün başvurucunun görevinden ilişiği kesilmiştir. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle 14/3/2013 tarihinde Konya İdare Mahkemesinde ( İdare Mahkemesi) dava açmıştır. İdare Mahkemesi 22/11/2013 tarihli kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. Kararın gerekçesinde 30/6/2011 ile 6/7/2011 tarihleri arasında başvurucunun görevine gelmediği hususunda somut bir tespitin yapılamadığına dikkat çekilmiş, öte yandan davalı idarece ara kararına cevaben gönderilen yazılarda başvurucunun izinsiz ve mazeretsiz olarak görev mahallini terk ettiğine ilişkin olarak düzenlenmiş bir tutanağın bulunmadığının bildirildiği hatırlatılmıştır. Buna göre 30/6/2011 ile 6/7/2011 tarihleri arasında görevine gelmediğine ilişkin somut tespit yapılmayan başvurucunun özürsüz olarak bir yılda toplam yirmi gün göreve gelmediğinden bahisle hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Söz konusu karar Danıştay Onaltıncı Dairesinin 24/6/2015 tarihli kararıyla onanmış, davalı idarenin karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 18/5/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir.B. Müstafi Sayılma İşlemine İlişkin İdari ve Yargısal Süreç Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılan başvurucu ayrıca, soruşturma raporuna göre usulüne uygun izni veya mazereti olmaksızın 2/6/2011 ile 13/6/2011 tarihleri arasında görevinin başında bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 5/2/2013 tarihli Bakanlık onayı ilegörevinden çekilmiş (müstafi) sayılmıştır. Müstafi sayılmasına ilişkin işlem 21/2/2013 tarihli üst yazı ekinde başvurucunun mernis adresine tebliğe çıkarılmıştır. Bu tebligat 8/4/2013 tarihinde, başvurucunun söz konusu adreste birlikte ikamet ettiği annesine teslim edilmek suretiyle gerçekleştirilmiştir. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin yargı kararı ile iptal edilmesi üzerine (bkz.§ 12) 21/1/2014 tarihinde Bakanlığa başvurmuş ve yeniden göreve başlatılması talebinde bulunmuştur. Bakanlık, başvurucunun göreve başlatılma talebini 30/1/2014 tarihli yazı ile reddetmiştir. Söz konusu yazıda; yargı kararı ile iptal edilen devlet memurluğundan çıkarma cezası dışındabaşvurucu hakkında tesis edilmiş müstafi sayılmasına ilişkin 5/2/2013 tarihli başka bir işlem daha bulunduğu, bu işlemin 8/4/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği ancak dava konusu edilmediği ifade edilmiştir. Hakkında tesis edilen müstafi sayılma işleminin hukuken yürürlükte olması karşısında başvurucunun İdare Mahkemesinin iptal kararı uyarınca tekrar göreve başlatılmasına fiilen olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, müstafi sayılmasına ilişkin 5/2/2013 tarihli işlemin ve müstafilik sebebiyle göreve başlatılmamasına ilişkin 30/1/2014 tarihli işlemin iptali istemiyle 12/3/2014 tarihinde Konya İdare Mahkemesinde ( İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde memuriyetten ilişiğinin kesilmesinden sonra tesis edilen müstafi sayılmasına ilişkin işlemin Anayasa'nın maddesinde öngörülen usule uygun olarak tarafına bildirilmediğini, bu bağlamda söz konusu işlemde hangi süre içinde hangi kanun yollarına başvurabileceğine dair herhangi bir açıklamaya yer verilmediğini belirtmiştir. İdare Mahkemesinin iptal kararında yer verilen gerekçe dikkate alındığında görevine kesintisiz on gün süreyle gelmediği yönündeki iddianın da dayanaksız kaldığını ifade eden başvurucu, dava konusu işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. İdare Mahkemesi 31/12/2014 tarihli kararıyla davanın müstafi sayılma işleminin iptali istemine ilişkin kısmını süre aşımından, göreve başlatılmama işleminin iptali istemine ilişkin kısmını ise esastan reddetmiştir. Kararın süre aşımından ret hükmüne ilişkin gerekçesinde öncelikle Anayasa'nın maddesi hükmünün dava açma sürelerine etkisiyle ilgili değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu bağlamda idarenin Anayasa’nın maddesinde öngörülen yükümlülüğünü yerine getirmesinin esas olduğu, ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin idari işlemlere karşı açılan davalarda dava açma süresinin işletilmeyip ihmal edilmesi sonucunudoğurmaması gerektiği belirtilmiştir. Özel yasalarda genel dava açma süreleri dışında ayrı -daha kısa- dava açma sürelerinin öngörülmüş olması hâlinde idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığı, bu durumda dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiği, anılan düzenlemenin genel dava açma süresinin aşılmasına sebep olacak şekilde yorumlanmasına imkân bulunmadığı ifade edilmiştir. Söz konusu değerlendirmenin ardından başvurucunun müstafi sayılmasına ilişkin işlemin 8/4/2013 tarihinde mernis adresinde annesinin imzasıyla tebellüğ edildiği tespitine yer verilen kararda, tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçtikten çok sonra idareye yapılan ve dava açma süresini canlandırmayan başvurunun reddi üzerine açılan davanın bu kısmının süresinde olmadığı belirtilmiştir. Kararın esastan ret hükmüne ilişkin gerekçesinde ise başvurucunun müstafi sayılması işlemine ilişkin idari ve yargısal süreç ile devlet memurluğundan çıkarılması işlemine ilişkinidari ve yargısal sürecin birbirinden farklı ve bağımsız olduğunun altı çizilmiştir. Buna göre müstafi sayılmasına ilişkin işlem hukuken geçerli olduğu sürece devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin işlemin iptal edilmesinin tek başına başvurucunun göreve başlatılmasına olanak sağlamayacağı, dolayısıyla bu yönde tesis edilen dava konusu işlemdehukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir. Söz konusu karar Danıştay Onaltıncı Dairesinin 24/6/2015 tarihli kararıyla onanmıştır. Nihai karar 20/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) Adil yargılanma hakkı kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..." Sözleşme'nin Etkili başvuru hakkı kenar başlıklı maddesi şöyledir:"İşbu Sözleşmede tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen her şahıs ihlâl fiilî resmî vazifelerini ifa eden kimseler tarafından bu vazifelerin ifası sırasında yapılmış da olsa, millî bir makama fiilen müracaat hakkına sahiptir."