1. Hukuk Dairesi 2010/8573 E. , 2010/10171 K. "" MAHKEMESİ : KARASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakanları İ.çekişmeli taşınmazları mirastan mal kaçırmak amacıyla bedelsiz olarak davalı oğluna temlik ettiğini ileri sürerek, tapuların miras payı oranında iptal ve tescilini, olmadığı takdirde tenkisini istemiştir. Davalı, 06.05.2002 tarihli feragatname ile davacının dava konusu taşınmazlara yönelik dava hakkı…
**1. Hukuk Dairesi 2010/8573 E. , 2010/10171 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARASU ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakanları İ.çekişmeli taşınmazları mirastan mal kaçırmak amacıyla bedelsiz olarak davalı oğluna temlik ettiğini ileri sürerek, tapuların miras payı oranında iptal ve tescilini, olmadığı takdirde tenkisini istemiştir. Davalı, 06.05.2002 tarihli feragatname ile davacının dava konusu taşınmazlara yönelik dava hakkından feragat ettiğini, temlikin muvazaalı olmadığını bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 06.05.2002 tarih 1653 yevmiye nolu feragatnameye değer verilerek davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; dava konusu 304 ada 122, 123, 127 ve 263 parsel sayılı taşınmazların 06.05.2002 tarihli akitle miras bırakan İ.arafından davalıya satış suretiyle temlik edildiği, davacının yapılan temliklerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, miras bırakanın ölümünden önce, çekişmeli taşınmazların davalıya temlik tarihinde davacı ve dava dışı mirasçı tarafından 06.05.2002 tarih 1653 yevmiye nolu Karasu noterliğinde düzenlenen "feragatname" ile anılan taşınmazlara yönelik dava haklarından feragat ettikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; doğmamış haktan vazgeçme olamayacağı bu yöndeki beyana hukuki sonuç bağlanamayacağı ilkesi gözardı edilerek muris muvazaası iddiası yönünden hükme yeterli bir araştırma yapılmadan neticeye gidilmiş olması doğru değildir. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.