11. Ceza Dairesi 2011/9633 E. , 2012/20527 K. "İçtihat Metni" 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/12/2010 tarihli ve 2010/576 esas, 2010/927 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İz
**11. Ceza Dairesi 2011/9633 E. , 2012/20527 K.** **"İçtihat Metni"** 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık ...'ın, anılan Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/12/2010 tarihli ve 2010/576 esas, 2010/927 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/02/2011 tarihli ve 2011/167 değişik iş sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre, 18/05/2010 tarihli vergi inceleme raporunda, sanığın 2005 takvim yılına ilişkin haksız vergi iadesi aldığı ve hazineyi vergi ziyaına uğrattığının belirtilmiş olması karşısında, suçun işlenmesiyle 5271 sayılı Kanun'un 231/6-c maddesinde yer alan kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi şartının somut olayda gerçekleşmediği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 04/05/2011 gün ve 2011/5580/25081 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/06/2011 gün ve KYB.2011/196617 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü: Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 ve 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için diğer şartların yanında, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi de gerekmektedir. Burada, uğranılan zararlardan kast edilen maddi zararlar olup, manevi zararlar bu kapsamda değerlendirilmemelidir. Maddi zararın bizzat sanık tarafından yerine getirilmesi gerekmeyip, sanık adına onun bilgisi ve rızası tahtında üçüncü kişiler tarafından da tazmin, aynen iade veya eski hale getirme suretiyle giderilmesi de olanaklıdır. Ancak, herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşul aranmayacaktır. Zararın belirlenmesinde hâkim, ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşuluyla, kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi gibi gerçek zararı tam anlamıyla saptamaya çalışmamalıdır. Zira 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki düzenleme, kişinin ileride hukuk mahkemesinde şahsi hak davası açmasına ve giderilmediğini düşündüğü gerçek zararının saptanarak kalan kısmına da hükmedilmesini isteme yönünden bir engel oluşturmamaktadır. Öte yandan yine ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 22.05.2001 gün ve 99/104 sayılı kararında açıklandığı üzere; defter ve belgelerin gizlenmesi halinde, sağlıklı bir vergi incelemesi yapılamayacağı açıktır. Vergi denetimi olanağını kaldıran bu halde artık somut bir vergi ziyaının tespiti olanağı da ortadan kalkmaktadır. O halde, mükellefin sorumluluğunu kaldıracak olan ve 213 sayılı Yasanın 13. maddesinde düzenlenen durumlarda veya kastı ortadan kaldıran diğer hallerin kanıtlanması dışında, vergi ziyaının varlığının kabulü de zorunludur. Bir başka anlatımla yukarıda değinilen haller dışında mefruz (soyut) vergi ziyaı bulunduğu kabul edilmeli, müspet (somut) vergi ziyaının varlığı aranmamalıdır. Kaldı ki, 29.07.1998 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 4369 sayılı Yasa ile 213 sayılı Yasada yapılan değişiklikler ile vergi kaçakçılığı suçlarında “vergi ziyaının varlığı” suçun unsuru olmaktan çıkarılmış ve defter ve belgeleri gizleme halinde, suçun oluştuğu hükme bağlanmıştır. İncelenen dosya içeriğine göre; 18.05.2010 gün ve VDENR-2010-1931/18 sayılı vergi inceleme raporunda, şüpheliye yüklenen defter ve belge gizlemek suçu yönünden özel usulsüzlük cezasının öngörüldüğü, 213 sayılı Yasanın 30/3 ve 6. maddesi gereğince re’sen tarh edilmesi istenen Katma Değer Vergisinin sahte fatura kullanmak suçu ile ilgili olduğu, keza haksız alındığından bahisle geri alınması öngörülen KDV iadesinin de bu suç nedeniyle meydana geldiği anlaşılmakla; sanığa yüklenen defter ve belge gizlemek suçu yönünden 5271 sayılı CMK’nun 231/5. maddesinin ( c ) bendi kapsamında aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle giderilmesi gerekli somut bir zarar meydana gelmediği cihetle, objektif koşullar yönünden değerlendirmede bulunup, engel bir durum olmadığı gerekçesiyle takdir hakkını da kullanmak suretiyle sanık hakkında CMK’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2010 gün ve 2010/576 esas, 2010/927 sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair mercii İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 16.02.2011 gün ve 2011/167 değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, kanun yararına bozma isteminin CMK’nun 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 28.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.