Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/5/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 17/3/2017 tarihli kararı ile -Soma hâkimi olarak görev yapmakta olan- başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talimatıyla 18/3/2017 tarihinde gözaltına alınmış ve hakkında soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu 23/3/2017 tarihinde müdafii huzurunda Başsavcılıkta ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde özetle ekonomik sebeplerle öğrencilik yıllarında yurt ve evlerinde kaldığını, istemeyerek de olsa bir süre ev ağabeyliği görevinde bulunduğunu, şu an eşi olan kız arkadaşıyla görüşmesini istemedikleri ve kötü olduklarını anladığı için yapıdan soğuduğunu ve sonrasında bu yapılanma içinde yer almadığını belirterek FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle aynı tarihte İzmir Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu İzmir Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 23/3/2017 tarihinde yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY'nin 17-25 Aralık 2013 tarihlerinde yapılan operasyonlardan sonra sonra terör örgütü ilan edildiğini, kendisinin irtibatının ise bu tarihten önce olduğunu belirterek isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"Şüpheli Ziya Arslan'ın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dosyada mevcut şüphelinin ifadesi, dosya kapsamı içerisinde bulunan tanık beyanı doğrultusunda Fetö örgütü içerisinde ev abiliği yaptığı yönüyle üniversite yıllarında 4 yıl süreyle bu yapının içerisinde kaldığı hususunun belirtilmiş olduğu bu yönüyle üzerine atılı suçu işlediği hususunda kuvvetli delilin bulunduğu, Fetö terör örgütü ile ilgili olarak hücre yapılanmasın nedeniyle delillerin tam olarak toplanamadığı, delillerin toplanma safahatinde olduğu, atılı suçu ön görülen cezanın alt ve üst sınırı, şüphelinin delilleri karartma ihtimalinin olması, atılı suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu, tutuklama tedbirinin ölçülü bulunması , adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı dikkate alındığında CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.]" Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İzmir Sulh Ceza Hâkimliği 4/4/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"... şüpheli hakkında vermiş olduğu yukarıda belirtilen tarih ve sayılı tutuklama kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, şüpheliye isnat edilen suçun vasıf ve mahiyeti, soruşturma evrakındaki mevcut delil durumu, şüphelinin serbest bırakılması halinde kaçma ve delilleri karartma ihtimalinin bulunması ve tutuklama kararından bu yana şüpheli lehine bir değişme ve gelişme olmadığından ... şüphelinin tutukluluk halinin devamına ... [karar verildi.]" Başvurucu, kararın 21/4/2017 tarihinde tebliğ edildiğini beyan etmiştir. Başvurucu 18/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başsavcılık 7/6/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna, yargı yapılanmasına ve şüphelinin eylemlerine değinilmiştir. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK'nın 17/3/2017 tarihli kararı ile başvurucunun meslekten ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun etkin pişmanlıktan yararlanma isteğiyle verdiği savunması ve ayrıca hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönünde beyanların yer aldığı belirtilmiştir. İddianamede, başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarak etkin pişmanlıktan yararlanma isteğiyle verdiği kendi beyanına ve H.T. isimli şahsın beyanına dayanılmıştır. Tanık H.T.nin beyanın içeriği özetle şöyledir: "... dönem Adli Yargı Hâkim adayıdır. Sicilini bilmiyorum. 2012 Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. 4 yıl boyunca cemaat evinde kalmıştır. Ev abiliği yaptığını biliyorum. Şuan nereye atandığını bilmiyorum..." Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"... şüpheli Ziya ARSLAN'ın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu, dinlenen tanık H.T.nin bu hususu doğruladığı gibi alınan savunmasında da şüphelinin cemaat yapılanmasında EV ABİLİĞİ yaptığının açıkça ikrar ettiği, dolayısıyla silahlı terör örgütünün içerisinden yargıya sızması için gönderilen üyelerden biri olduğu tespit olunmakla eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturduğu anlaşıl[mıştır.]" İzmir Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 18/6/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/445 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 26/10/2017 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtmiştir. Başvurucu, yapılan duruşma sonunda tutuksuz olarak yargılanmasına devam edilmek üzere Mahkemece tahliye edilmiştir. Mahkemece 17/1/2019 tarihli duruşmada başvurucu hakkında bilgi sahibi olduğu anlaşılan eski yargı mensubu S.B. tanık sıfatıyla dinlenilmiştir. Adı geçen tanığın ifadesi şöyledir:"Ben eski Cumhuriyet Savcısıyım, sanıkla aynı suçtan dolayı Gaziantep'te yargılanmaktayım. Ben 2012 yılında Hakimlik sınavlarına hazırlanırken Ankara'da örgüte müzahir olan çalışma evlerde kalıyordum. Sanık Ankara Hukuk mezunudur. Ben de Ankara Hukuk mezunuyum. Kendisini fakülteden sadece simaen tanıyordum. Sanıkla Ankara'da örgüte müzahir olan ve Etlik semtinde bulunan Çalışma Evinde 2012 yılının Temmuz ayı ve Aralık ayları arasında birlikte kaldık. O dönemden sonra ayrıldık. Akademi de kendisi ile görüştüm. Ancak örgütle alakalı herhangi bir sohbetimiz ve görüşmemiz olmadı. ... 2014 yılından sonra sanıkla hiçbir şekilde kendisi ile bir bağlantım ve görüşmemin olması söz konusu değildir. Sanığın, üniversite döneminde görüştüğü bir kız arkadaşı vardı. Daha sonradan bu kız arkadaşı ile evlendiğini duydum. Ya da kendisi bu şekilde bana söylemişti. 2012 yılında girmiş olduğum adli yargı sınavlarından sonra sanıkla birlikte İstanbul ili Üsküdar ilçesinde yine bu yapı ile bağlantılı olan bir öğrenci yurdunda bir hafta kadar kaldım. Zannedersem gezi için gitmiştik. Yine yurtta kaldığımız sırada da Risaleyi Nur okuduk, Kur'an-ı Kerim okuduk. Örgüt lideri olan Fethullah GÜLEN'e ait kitaplar okuduk." Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. A. İlgili Kanun Hükümleri İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-B. Yargıtay İçtihatları Yargıtay Ceza Dairesinin 14/1/2019 tarihli ve E.2018/3259, K.2019/207 sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:"Bir hücre evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu erkekler için 'abi', kadınlar için “abla”dır. Abilik örgütte hocalık makamıdır. Hiyerarşiye göre üst tabaka belirler ve görevine son verir. Üyeler abiye itaat etmek mecburiyetindedir. Lider ve abilerin alttakiler tarafından seçimi söz konusu olmaz ve onaylamalarına da gerek yoktur. Abilik dokunulmazdır."