Ceza Genel Kurulu 2015/1069 E. , 2017/467 K. "" Kararı veren Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 21. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Günü : 25.04.2011 Sayısı : 132-255 Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ...'nun, TCK'nun 204/1, 62 ve 53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.04.2011 gün ve 132-255 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı in…
**Ceza Genel Kurulu 2015/1069 E. , 2017/467 K.** **"İçtihat Metni"** Kararı veren Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 21. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Günü : 25.04.2011 Sayısı : 132-255 Resmî belgede sahtecilik suçundan sanık ...'nun, TCK'nun 204/1, 62 ve 53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.04.2011 gün ve 132-255 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 18.06.2015 gün ve 1888-2182 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 15.07.2015 gün ve 301439 sayı ile; "...Belgede sahtecilik suçlarında suça konu belgenin aldatma kabiliyetinin bulunması suçun zorunlu unsurudur, aldatma kabiliyeti bulunmadığı takdirde suç oluşmayacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 gün ve 232-250, 09.10.2012 gün ve 335-1804 sayılı kararlarında, belgenin nesnel olarak aldatıcılık yeteneğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatma yeteneğinin varlığını göstermeyeceği hususu vurgulanmış, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin istikrar kazanan kararlarında da yukarıdaki Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına atıf yapılarak, belgede sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hâkime ait olduğu, bu nedenle suça konu belge aslının incelenip, özelliklerinin ve yasal unsurlarını taşıyıp taşımadığının duruşma tutanağına yazılması, aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığı yönüyle gözlemde bulunulup, belge aslının Yargıtay denetimine imkân verecek şekilde dosyaya konulması, aldatma yeteneğinin ne şekilde gerçekleştiğinin karar yerinde tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği hususları vurgulanmıştır. Somut olayda suça konu senet aslı temin edilip adli emanete alınmamıştır. Dosya içerisinde sadece fotokopisi bulunmaktadır. Senetle ilgili dosya içerisinde sadece İcra Hukuk Mahkemesinin aldırmış olduğu bilirkişi raporu bulunmakta olup, bu raporda da belgenin aldatma kabiliyeti olup olmadığı yönüyle bir tespite yer verilmemiştir. Ceza yargılaması aşamasında, soruşturma ve kovuşturma safhalarında senetle ilgili bir ekspertiz, bilirkişi raporu aldırılmamış, mahkemece de senet temin edilerek duruşmada incelenmemiş, belgenin bu hâliyle aldatma yeteneğinin olup olmadığı yönünde bir gözlemde bulunulmamış, senet aslı Yargıtay denetimine imkân verecek şekilde dosya içerisine alınmamış ve gerekçeli kararda senedin aldatma yeteneğinin ne şekilde gerçekleştiği tartışılıp değerlendirilmemiştir. Bu itibarla, yerel mahkeme eksik inceleme sonucu karar vermiştir" düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.