9. Ceza Dairesi 2024/161 E. , 2024/2690 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/429 E., 2023/361 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı (İki kere) HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Sanık hakkında tehdit suçundan bozma öncesi kurulan mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek esastan ret ve ek karar verilerek anılan kararın kesinleştiğinin anlaşılması karşısında bozma sonrası tehdit suçundan kurulan …
**9. Ceza Dairesi 2024/161 E. , 2024/2690 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/429 E., 2023/361 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı (İki kere) HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Sanık hakkında tehdit suçundan bozma öncesi kurulan mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek esastan ret ve ek karar verilerek anılan kararın kesinleştiğinin anlaşılması karşısında bozma sonrası tehdit suçundan kurulan mahkumiyet kararının hukuken yok hükmünde olduğu anlaşılmakla incelemenin mağdurlara yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerle sınırlı yapılmasına karar verildi. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemi yönünden; usulüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir. Sanık müdafilerinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında mağdurlara yönelik çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile iki kere 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2020 tarihli ve 2020/149 Esas, 2020/150 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca mağdur sayısınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair kararının katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 23.10.2020 tarihli ve 2020/789 Esas, 2020/882 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 23.10.2020 tarihli ve 2020/789 Esas, 2020/882 Karar sayılı kararının katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafileri tarafından tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.09.2022 tarihli ve 2022/7554 Esas, 2022/7918 Karar sayılı kararı ile "5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanunun 210. maddesinin birinci fıkrasında ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda ilk derece mahkemesince olayların tek tanığı konumunda bulunan mağdurların duruşmaya getirilerek, iddiaya konu hususlarla ilgili ayrıntılı şekilde dinlenmelerinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi karşısında, anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi, İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda kurulan mahkumiyet hükümlerini temyiz eden müdafinin 11.11.2020 tarihli temyiz dilekçesinde sanığın çocukluğundan beri sinir hastası olduğu, psikolojik tedavi gördüğü ve ilaç kullandığını beyan ederek mevcut haliyle cezai sorumluluğunun bulunmadığını belirtmesi karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesi uyarınca sanığın, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle olay tarihinde işlediği müsnet suçla ilgili olarak fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiile ilişkin davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı konusunda usulüne uygun rapor alındıktan sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması nazara alınarak vaki istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi, sanık ile müdafisinin aşamalardaki savunmalarında, sanığın suç tarihi olarak kabul edilen 13.08.2019 tarihinde suça konu eve gitmediğini beyan etmeleri karşısında, sanığın suç tarihinde kullandığı iddia edilen telefon numarasının tespiti ile arama, aranma ve baz istasyon bilgilerinin ilgili kurumdan temin edilip savunma ile karşılaştırılmasından sonra ilk derece mahkemesince sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle anılan karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddedilmesi..." gerekçesiyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2023 tarihli ve 2022/429 Esas, 2023/361 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümleleri, dördüncü fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca mağdur sayısınca 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafii Av. ...'in Temyiz İstemi Sanığın aşamalarda samimi ve istikrarlı anlatımlarda bulunduğu, çocuklarla oyun oynamasının cinsel tatmin maksadı taşımadığı, BTK kayıtlarına göre sanığın olay günü suça konu adrese gitmediği, mağdurların beyanlarının çelişkili olduğu, mağdurlar için alınan cinsel muayene raporlarında herhangi bir bulguya rastlanmadığı, katılan ...'in aşamalarda değişen ifadelerde bulunduğu, Mahkemenin kabulü ile kararı arasında çelişki olduğu, 5237 Sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanmasının ceza hukuku prensipleriyle uygunluk göstermediği, kabul etmemek kaydıyla takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu beyanıyla şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafileri Av. ... ve Av. ...'un Temyiz İstemi Mağdurların beyanlarının kendi içinde ve birbiriyle çelişkili olduğu, mağdurlar için alınan cinsel muayene raporlarında herhangi bir bulguya rastlanmadığı, katılan ile sanığın annesi arasında alacak meselesi olduğundan dolayı iftira atıldığı, kabul etmemek kaydıyla aile içerisinde gerçekleştiği iddia edilen eylemlerin cinsel istismar suçunu oluşturmadığı, bir an için cinsel içerikli söz ya da temas olduğu kabul edilse bile cinsel taciz ile sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçlarından hüküm kurulabileceği, somut olayda cebir ya da tehdit bulunmadığı, tehdit suçundan verilen hükmün bozma öncesinde kesinleştiği, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu, katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı beyanıyla şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Katılan Bakanlık vekili usulüne uygun şekilde tebliğ edilen kararı, kanunî süre içerisinde sunduğu temyiz dilekçesiyle temyiz etmiş ise de 5271 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde ''Şöyle ki; verilen hükümde indirimlerin yapılması hukuka ve caydırıcılık ilkesine aykırıdır." şeklindeki ifadelerin dosyaya özgüleştirilen bir gerekçe olmadığı, bu yönüyle tesis edilen hükümlere münhasır herhangi bir temyiz sebebi gösterilmediği anlaşılmıştır. B. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, ilk derece mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanunun 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmamasına rağmen koşulları oluşmadığı halde katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuk aykırı bulunmuştur. Belirtilen gerekçeyle Tebliğnamedeki onama görüşüne iştirak edilmemiştir. IV. KARAR A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde dosyaya münhasır herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2023 tarihli ve 2022/429 Esas, 2023/361 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasında yer alan katılan Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmesine ilişkin bölümün karardan çıkarılması suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2024 tarihinde karar verildi. ...