10. Hukuk Dairesi 2024/7501 E. , 2024/10514 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/293 E., 2024/398 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/292 E., 2023/18 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun…
**10. Hukuk Dairesi 2024/7501 E. , 2024/10514 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/293 E., 2024/398 K. KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/292 E., 2023/18 K. Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının babasının 19.10.1988 tarihinde vefat etmesi üzerine davalı Kurumca kendisine ölüm aylığı bağlandığını, davacıya bağlanan maaşın daha sonra eski eşi ile birlikte yaşadığının tespitinden kaynaklı olarak davalı Kurumca kesildiğini, davacının 16.11.2000 yılında eşinden boşandığını ve bu tarihten bu yana da evlenmediğini, babasının vefatının ardından kendisine bağlanan aylığı yasal olarak hak ettiğini, davacının tek başına çocuklarıyla yaşadığını, herhangi bir kimseden destek almadıklarını, resmi veya gayri resmi bir evliliğinin olmadığını belirterek davacının babası olan ... ... Ordu'dan davalı Kurumca maaş kesme işleminin iptali ile davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine, aldığı yetim aylığının, kesilme tarihi itibariyle yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın, müvekkili Kurum tarafından yapılan yetim aylığının kesilmesi işleminin iptali istemi ile ilgili Adana 1. İş Mahkemesinin 2011/267 E., 2011/774 K. sayılı dosyası ile dava açtığını, tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine de kesinleşerek dosyanın kapandığını, aynı konu hakkında tarafları ve konusu aynı olan Adana 2. İş Mahkemesinin 2017/49 E., 2018/337 K. sayılı dosyası ile dava açıldığını, ancak daha önceden kesinleşmiş Mahkeme kararı olduğundan HMK 114/1-i maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiğini ve dosyanın kesinleşerek kapandığını beyanla davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adana 1. İş Mahkemesinin 2011/267 Esas sayılı dava dosyasının da davacısının ..., davalısının SGK Başkanlığı olduğu, dava sebebinin ve müddeabihin aynı olduğu, bu dosyada yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği ve hükmün 08.02.2012 tarihinde kesinleştiği, her iki davanın taraflarının, dava sebebinin ve konusunun aynı olduğu, eldeki davayla aynı nitelikte bir davanın daha önce kesin hükme bağlandığı değerlendirilerek davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; söz konusu davanın açılması sırasında yeni deliller sunulduğunu ve esasa ilişkin inceleme yapılması gerekirken hatalı şekilde davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali ile yeniden yetim aylığı bağlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Davanın, yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan madde 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir-aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır. Anılan 56 ncı maddede, oldukça yalın olarak “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen” ibareleri yer almakta olup, kanun koyucu tarafından örneğin; “sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan”, “hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan”, “gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan” veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan “boşanma” hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda “anlaşmalı boşanma” adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Gelirin-aylığın kesilme tarihi ile Kurumun geri alım (istirdat) hakkının kapsamına ilişkin olarak; eylemli birlikte yaşama olgusunun gerçekleşme-başlama tarihi esas alınarak bu tarih itibarıyla gelir-aylık kesme veya iptal işlemi tesis edilip ilgiliye, anılan tarihten itibaren yapılan ödemeler yasal dayanaktan yoksun-yersiz kabul edilmeli, ancak, söz konusu madde 01.10.2008 günü yürürlüğe girdiğinden, eylemli birliktelik daha önce başlamış olsa dahi maddenin yürürlük günü öncesine gidilmemeli, başka bir anlatımla 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin borç tahakkuku söz konusu olmamalı, böylelikle açıklığa kavuşturulacak yersiz ödeme dönemine ilişkin olarak 5510 sayılı Kanunun 96'ncı maddesine göre uygulama yapılmalıdır. İnceleme konusu 56 ncı maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir. Sonuç olarak; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20, 5510 sayılı Kanun'un 59, 100, 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun'un 28, 45, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3, 45 – 53, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6, 24 – 33, 189, 190, 191, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6, 19, 20 nci maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi-özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanan eşler 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta iseler adlarına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge-bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü-Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahalle-köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. 3. Değerlendirme 1.) Dosya kapsamından, davacı ile eşi ...'ın 16.11.2000 tarihinde boşandıkları, tahsis talebi üzerine davacıya ölen babasından dolayı 15.12.2000 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, davacının eski eşi ile birlikte yaşadığı hususunda davalı Kurumun ALO-170 ihbar hattına ... İşçi isimli şahıs tarafından yapılan ihbar üzerine Kurum denetmenleri tarafından inceleme başlatıldığı, Kurumun 17.01.2011 tarihli raporunda davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine aylığının kesildiği ve 18.10.2008-17.03.2011 tarihleri arasında ödenen aylıkların da borç tahakkuk ettirilerek davacıdan istendiği, söz konusu Kurum işleminin iptali amacıyla davacı tarafından 22.03.2011 tarihinde Adana 1. İş Mahkemesinin 2011/267 Esas sayılı dosyasından başlatılan davada yapılan yargılama sonucunda ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği ve kararın tarafların temyiz yoluna başvurmaması üzerine 08.02.2012 tarihinde kesinleştiği, dosya kapsamında mevcut kayıtlara göre davacının davalı Kuruma 22.10.2020, 14.10.2021, 06.11.2021 tarihlerinde yeniden müracaat ederek babasından aldığı ve kesilen yetim aylıklarının kendisine ödenmesi talebinde bulunduğu, Kurumun 23.06.2022 tarihli yazı cevabı ile reddedildiği, bu defa aldığı yetim aylığının, kesilme tarihi itibariyle yeniden bağlanması amacıyla huzurdaki davanın açıldığı, Mahkemece kesin hüküm bulunması nedeniyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. 2.) Somut uyuşmazlıkta, davacı ile boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşama olgusunun varlığına ilişkin Mahkeme kabulü eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup, hatalı değerlendirme ile hüküm kurulmuştur. İnceleme konusu davaya ilişkin olarak eldeki kayıtlar incelendiğinde; davacının Kuruma müracaat ederek kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına yönelik talebinin varlığı karşısında Mahkemece yeni dönem ile ilgili yeterli araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmiştir. 3.) Yapılacak iş; reddine karar verilen ilk dava dosyasının kesinleşme tarihi itibariyle davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; yerleşim yeri bilgileri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, getirtilen nüfus adres bilgileri raporunda kayıtlı bulunan, davacı ve boşandığı eşine ait tüm adreslerde, kesinleşme tarihi olan 08.02.2012 tarihinden sonraki dönemde birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk marifetiyle araştırılmalı, söz konusu adreslerdeki komşular tespit edilerek ifadelerine başvurulmalı, bütün adreslerde mahalle muhtar ve azaları dinlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel Kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, uyuşmazlık konusu dönem için MEDULA kayıtlarında görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, ortak MEDULA kaydının bulunup bulunmadığı saptanmalı, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek boşanılan eşle 08.02.2012 tarihinden itibaren eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konularak hüküm kurulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üyeler ... ve ...'ın muhalefetine karşı, Başkan ... ile Üyeler ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 06.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 1. Çoğunluk ile aramızdaki temel uyuşmazlık, “daha önce fiili birlikteliği nedeni ile kız çocuğu hak sahibi sıfatı ile murisinden aldığı aylığın Mahkeme kararından sonra kesilmesi üzerine, Kuruma birlikte yaşanmadığı, ayrı yaşandığı belirtilerek yeniden aylık bağlanması başvurusu üzerine, Kurumun önceki Mahkeme kararına dayanarak aylık bağlama talebinin reddine dair işleminin hukuka uygun olup olmadığı, bu konuda Kurumca araştırma yapılmadan hak sahibi kız çocuğunun Mahkemeye başvurarak karar almasının gerekip gerekmediği, Kurumun araştırma yapmadığı durumda Mahkemenin bu araştırmayı yapıp yapmayacağı, kısaca maddi olguya dayalı ve Mahkeme kararı ile sadece karar verilen dosyada davadan önceki fiili birlikteliği saptayan ilamın aylık bağlamama koşulları içinde yer alıp almadığı” noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesi “yapılan yargılama sonucunda davacının boşandığı eşi ile eylemli olarak birlikte yaşadığına yönelik Adana 1. İş Mahkemesinin 2011/267 Esas 2011/774 Karar sayılı kararının bu dava için kesin hüküm oluşturduğu gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir. 3. Kararın davalı Kurum tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi “Açılan ve kesinleşen dava dilekçesinde davacının aynı dönemlerde birlikte yaşama durumunun olmadığını ileri sürdüğünü bu nedenle kesin hüküm koşullarının oluştuğunu belirterek" istinaf talebinin reddine karar vermiştir. 4. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine, çoğunluk görüşü ile “davacının boşandıktan sonra hiçbir zaman boşanılan eş ile fiilen birlikte yaşamadığı iddia edildiğinden, ilk davanın kesinleşme tarihi ile ikinci davanın açılma tarihleri arasında farklı dönem olması nedeniyle kesin hüküm koşullarının oluşmadığı, bu davada dava konusu yapılan dönem yönünden fiili birlikteliğin araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yönünde gerekçe ile" hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 5. Sosyal güvenlik hakkının niteliği: Anayasa’nın 60. maddesi uyarınca “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”. Belirtmek gerekir ki; Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Sosyal güvenlik ... vazgeçilmez bir anayasal haktır ve kamu düzenindendir. 6. 5510 sayılı Kanunu’nun 34/.b.3 maddesine göre “Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının, her birine % 25'i oranında aylık bağlanır”. Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanmasını düzenleyen 35. maddesinde ise “Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir” ve “Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde, 34 üncü maddede belirtilen şartlar saklı kalmak kaydıyla, müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren yeniden aylık bağlanır” düzenlemesi yer almıştır. 7. Anılan Kanun'un 56 ncı maddesindeki “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96 ncı madde hükümlerine göre geri alınır” hükmü istisnai bir hükümdür. 34 üncü maddedeki hakkın kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla kanun sistematiğine sonradan eklenmiş, tartışmalara konu olan bir kesme nedenidir. Aylık bağlanma işleminden sonra Kurum denetim elemanları aracılığıyla yapılan denetim sonucunda boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı tespit edilen eşin aylığı kesilmektedir. Bu birliktelik fiili bir durum olup boşanan kadının aylığını tamamen ortadan kaldıran bir neden değildir. Fiili birlikteliğin sona ermesinden sonra başvuru halinde aylık derhal bağlanmalıdır. Aylık bağlanma koşullarında boşanma kararı hukuki geçerliliğini koruduğundan, davacının ilk defa aylık bağlanma işlemlerinden farklı bir işlem yapmasına gerek yoktur. Bunun aksine kabul edilen işlemler kanun koyucunun iradesi dışında ayrı bir aylık bağlama nedeni ihdası olup, bu yargının görevi değildir. Kanun koyucu aylık bağlama koşulları içinde 34 üncü maddede “dul kalan kızların kocaları ile birlikte yaşamama” saymamıştır. Esas olan aylığın hemen bağlanmasıdır. 8. Belirtmek gerekir ki, fiili birlikteliği belirleyen, maddi olguya dayalı Mahkeme kararı sadece kendi dönemi için dikkate alınır ve kesin delil niteliğine taşır. Karara konu dönemden sonra gerçekleşecek fiili durumları kapsamaz. 9. Kız çocuğu hak sahibi olarak, ayrı yaşadığını belirterek aylık bağlanmasını talep ettiğinde, bu istemi de doğrudan reddedilmemelidir. Kurum talep üzerine derhal aylık bağlamalı, ancak fiili birlikteliğin devam ettiği yönünde bir şüphesi varsa bir inceleme ve denetim yapmalı, koşulları varsa sonra aylık bağlama işlemini iptal etmelidir. 10. Somut uyuşmazlıkta, daha önce fiili birlikteliği Mahkeme kararı ile sabit olan davacı, aylık bağlama koşullarını tekrar taşıdığını, ayrı yaşadığını belirterek Kuruma başvurmuştur. Kurumun sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracak şekilde aylık bağlama şartları içinde yer alamayan ve önceki maddi olguyu saptayıp, kesin hüküm teşkil etmeyen karara dayanarak aylık bağlanması işlemini reddetmesi hukuka aykırıdır. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerekirken, aylık bağlanma şartı olmayan ve Kurumca aylık kesme nedeni olan fiili birlikteliğin, araştırılarak sonucuna göre karar verilmesine yönelik araştırma bozması görüşüne katılmıyoruz.