T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/11/2022 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 12/03/2026 Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Daire…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/11/2022 DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ: 05/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 12/03/2026 Yukarıda tarih, esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiş olup inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle ... tarihinde saat ... sularında davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ... mahallesi ... Bulvarı üzerinde seyir halinde iken aynı istikamette seyir halinde olan ... in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile çarpıştığını ve bu yolla müvekkilinin özürlü kalacak şekilde yaralandığını, kaza sonrası olaya ilişkin olarak Antalya 19. Asliye Ceza Mahkemesinde ...esas sayılı dosya ile yargılama yapıldığını, bu dosyada alınan kusur raporunda davacının asli kusurlu olduğu, davalı .. in ise tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak sonuç alınamadığını, davacının manevi zararlarının olduğunu iddia ederek toplamda 3.700,00 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline (manevi tazminatın davalı sigorta şirketi haricindeki davalılardan) karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle ATK'den kusur raporu aldırılmasını talep ettiklerini, maluliyetin üniversiteden veya ATK’den alınacak bir raporla belirlenmesi gerektiğini, SGK’den davacıya bir gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulmasını, geçici iş göremezlik talebinin tedavi teminatı içinde değerlendirilmesi gerektiğini iddia ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince özetle davacının maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine; davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve .. den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından özetle manevi tazminat miktarının düşük olduğu ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı ... vekili tarafından özetle ceza davasındaki rapora göre istinaf edenin kusursuz olduğu, sürücünün beraatine karar verildiği, kararın kesinleştiği, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği, davacının kaskı ve sürücü belgesinin bulunmadığı, kaldırımdan yola inip “U” dönüşü yapmak isteyen davacının tam kusurlu olduğu, yargılama giderlerinin müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmemesi gerektiği, ayrıca davalıların sadece manevi tazminat yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve maddi tazminat yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği, istinaf edenin kazayı önleme imkanının bulunmadığı, ATK üst kuruldan rapor alınması gerektiği, maddi tazminat yönünden istinaf eden lehine vekâlet ücretine hükmedilmediği, manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı ....tarafından özetle ceza davasındaki rapora göre davalı sürücünün kusursuz olduğu, sürücünün beraatine karar verildiği, kararın kesinleştiği, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediği, davacının kaskı ve sürücü belgesinin bulunmadığı, davacının tam kusurlu olduğu, yargılama giderlerinin müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmemesi gerektiği, ayrıca davalıların sadece manevi tazminat yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve maddi tazminat yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluna başvurulmuştur. Duruşma açılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından inceleme ve görüşmeler HMK'nin 342, 353, 355 ve 356 maddeleri uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olmak üzere dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, yaralamalı trafik kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. TBK'nin 49/1. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. TBK’nin 56/1. maddesine göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Antalya ili ... ilçesi, ... Caddesi üzerinde davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ... istikametinden .... istikametine sağ şeritten seyir halindeyken trafik işaret kontrollü dört yönlü kavşaktan sola dönüş manevrası yapmasıyla aynı istikamette sol şeritten seyir halindeki davalı ...’ün maliki olduğu, davalıya sigortalı ve diğer davalı ,...idaresindeki ... plakalı otomobilin ön kesimleriyle ... günü saat ...sıralarında çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı bir trafik kazası meydana gelmiştir. Kaza tespit tutanağı ile ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı raporunda davalı sürücünün kusurlu olmadığı yazılı ise de ceza dava dosyasına sunulan bilirkişi ve adli tıp raporunda davalının tali kusurlu olduğu görüşü bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince iki kez İTÜ öğretim üyelerinden oluşturulmuş bilirkişi kurulundan rapor alınmış olup her iki raporda da davalı sürücünün tali kusurlu olduğu görüşü bildirilmiştir. Olayın gerçekleşme biçimi, davacının yaralanma ve araçların hasarlanma durumu gözetildiğinde davalı sürücünün dikkatsiz ve tedbirsizce seyrettiği, bu durumun kazanın oluşumunda ikinci derece etkili olduğu sonucuna varılmakla kaza tespit tutanağı ile ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı raporundaki davalı sürücünün kusursuz olduğu görüşlerine itibar edilmesi mümkün görülmediği ve kazanın oluşumu, kaldırımdan yola katılma, kasksız ve yetersiz sürücü belgesiz olmanın sonucu olmadığından ilk derece mahkemesince davalı sürücünün tali kusurlu olduğuna ilişkin raporlar hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir. Hukuk hakimi, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleri, ceza mahkemesinin beraat, kusur değerlendirilmesi ve zararın belirlenmesine ilişkin kararları ile bağlı olmadığından (TBK Md. 74) ceza mahkemesince ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı raporuna itibar edilerek davalı sürücü sanık hakkında beraat kararı verilmesi, işbu davada davalı sürücünün kusursuz kabul edilmesi sonucunu doğurmaz. Davalı sürücünün kusurlu olup olmadığı ilk derece mahkemesince gerektiği gibi araştırılıp tespit edilmiş olup kusura ilişkin başkaca rapor alınmaması isabetli bulunmuştur. O halde davalı sürücü tali kusuruyla davacının yaralanmasına neden olduğundan gerek davalı sürücü gerekse davalı işleten davacının talep konusu maddi ve manevi zararlarını tazmin ile sorumludur. Kaza tarihindeki Yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış maluliyete ilişkin raporda davacının dokuz ay boyunca iş göremediği, % 28 oranında malul kaldığı bildirilmiştir. Maddi tazminat davası yönünden, dava açıldıktan sonra davacı, maddi tazminat davasına konu alacağını davalı sigorta şirketinden tahsil ettiğinden maddi tazminat davası yönünden davadan feragat etmiş olup maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine ilişkin kısım istinaf konusu yapılmamıştır. Her ne kadar maddi tazminat yönünden davanın reddi sebebiyle davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de davacı, dava tarihinden sonra ödeme nedeniyle davadan feragat ettiği yani dava tarihi itibariyle davacı davasında haklı olduğundan davalı sürücü lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi isabetli bulunmuştur. Aktüerya bilirkişi raporu alınmadığına göre yargılama giderlerinin manevi tazminat davasında hüküm altına alınmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak maddi tazminat davası yönünden karar harcı hakkında hüküm kurulmaması, peşin harcın manevi tazminat davasında mahsup edilip bakiye karar harcının kabul edilen manevi tazminat miktarına göre hesaplanıp alınmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. İşleten ve sürücünün sorumluluğu müteselsil sorumluluk olup (2918 sayılı KTK Md. 85) ilk derece mahkemesince davalılarının yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu tutulmaları, HMK’nin 326/3. maddesinde düzenlemeye uygun bulunmuştur. Manevi tazminat davası yönünden, olay nedeniyle davacının bedensel bütünlüğü zedelendiğinden, davacıya uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir. İlk derece mahkemesince 4.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş ise de TBK’nin 56. maddesine göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda olayın oluş şekli, olay tarihi, yaralanmanın derecesi, paranın satın alma gücü, talep edilen tazminat miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı az bulunmuştur. Dairemizce tazminat miktarının 10.000 TL olmasının hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilmiştir (TBK Md. 56, TMK Md. 4). Bu durumda manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkin davacı taraf istinaf başvurusu yerinde, davalı taraf istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Belirtilen bu nedenlerle HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan (davalılar yönünden kısmen olmak üzere) kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. KARAR: Yukarıda açıklanan nedenler ve gerekçe ile 1- HMK'nin 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esastan (davalılar yönünden kısmen olmak üzere) kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 2- Maddi tazminat davasının reddine, 3- Manevi tazminat davasının kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4- Harçlar Kanunu uyarınca maddi tazminat davası yönünden alınması gereken karar harcından peşin alınan harç ile davacının yatırdığı istinaf karar harcının mahsubu ile 615,40 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 5- Harçlar Kanunu uyarınca manevi tazminat davası yönünden alınması gereken karar harcından peşin alınan harç ile davalıların yatırdığı istinaf karar harçlarının mahsubu ile 559,70 TL eksik harcın sigorta şirketi haricindeki davalılardan müteselsilen alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 6- Maddi tazminat davası yönünden vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7- Manevi tazminat davası yönünden davacı yargılamada vekil ile temsil edildiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 10.000 TL vekâlet ücretinin sigorta şirketi haricindeki davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8- Maddi tazminat davası yönünden yatırılan 35,90 TL karar harcının davacı üzerinde bırakılmasına, 9- Manevi tazminat davası yönünden davacı tarafından yatırılan 267,50 TL yargı harcı ile bilirkişi, tebligat ve posta için sarf edilen 5.248,30 TL yargılama giderinin sigorta şirketi haricindeki davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10- Davalı tarafça yapılan giderlerin davalılar üzerinde bırakılmasına, 11- Yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK’nin 333. maddesi uyarınca iadesine, HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 05/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.