3. Ceza Dairesi 2023/16082 E. , 2024/2679 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1586 E.- 2023/616 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyar
**3. Ceza Dairesi 2023/16082 E. , 2024/2679 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1586 E.- 2023/616 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2021 tarihli ve 2021/77 Esas, 2021/178 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 220 nci maddesinin yedinci fıkrası yollamasıyla 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı karar verilmiştir. 2. Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek duruşmalı yapılan yargılama sonucunda; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 03.05.2023 tarihli ve 2021/1586 Esas, 2023/616 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılarak, sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan beraat kararı verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.06.2023 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının (aleyhe) temyiz sebepleri özetle; 1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2. Sanığın lise son ve ondan sonraki iki yıl boyunca FEM dershanesine gittiğine, 2005 yılında Balıkesir Üniversitesi sınıf öğretmenliği bölümünü okuduktan sonra; Ümraniye'de bulunan ... Koleji'nde 2010-2012 yılları arası sınıf öğretmeni olarak çalıştığına, 2012-2016 yılları arasında Bursa İnegöl'de ... Kolejinde sınıf öğretmeni olarak çalıştığına, 667 sayılı KHK ile çalışma izninin iptal edildiğine, 3. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı nedeniyle faaliyetlerine son verilen; Manolya Eğitim Hizm. Özel Çamlıca Anafen İ.Ö.Okulu isimli şirkette 09.2010-06.2012 tarihleri arasında, Afşar Özel Eğitim Hism. A.Ş isimli şirkette 07.2012-07.2016 tarihleri arasında SGK kaydının bulunduğuna. 4. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olması nedeniyle 667 sayılı KHK ile faaliyetlerine son verilen Pak Eğitim-İş isimli sendikada 02.10.2014 tarihli üyelik kaydının bulunduğuna. 5.FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeleri ile irtibatına yönelik HTS kayıtları ile tespit edildiğine. 6. Bank Asyaya destek olmak amacıyla para yatırdığına, 7. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara , İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek duruşmalı yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılarak, sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanık hakkında tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde mahkemenin kabul, uygulama ve gerekçesi yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, beraat eden sanık lehine iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi kanuna aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde yer alan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 03.05.2023 tarihli ve 2021/1586 Esas, 2023/616 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği hükmün üçüncü fıkrasından “ilk derece mahkemesi aşaması için 8.200 TL.” ibaresinin çıkartılması suretiyle Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Vekalet ücreti, avukatın müvekkiline karşı üstlendiği savunma görevinin yerine getirilmesi sonucu hak kazandığı değerdir. Kuşkusuz bu ücret, müvekkil ile avukat arasında gerçekleşen sözleşme ilişkisinden kaynaklanır. Sunulan bu avukatlık hizmeti; dava dışı bir danışmanlık, mütalaa veya idari bir başvuru gibi pek çok hukuki temsil işlemi olabileceği gibi, somut olayda olduğu gibi bir ceza yargılamasının tarafı olan müvekkiline yargı organları önünde temsil veya savunma hizmeti sunulması şeklinde de gerçekleşebilir. Yargı yoluyla kişilerin haklarını savunmak ve hakkın ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla avukatlar tarafından sunulan hukuki yardımla birlikte, yargılama süreci lehine sonuçlanan taraflar için kendilerini bir vekil ile temsil ettirmeleri halinde gerek hukuk gerekse ceza davasında haksız çıkan taraf aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gereklidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Yargılama Giderleri" başlıklı 324. ve devamı maddelerinde de "tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri" yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Ayrıca mahkemelerce verilecek hüküm ve kararlarda yargılama giderlerinin ve kimlere yükletileceğinin gösterilmesi gerektiği de aynı Kanunda gösterilmiştir. CMK'nin "beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi halinde gider" başlıklı 327. maddesi gereği; "...kişi, sadece kendi kusurundan kaynaklı giderleri ödemeye mahkum edilir, ...bu kişinin önceden ödemek zorunda olduğu giderler, Devlet Hazinesince üstlenilir..." şeklindedir. Maddeye göre, ceza yargılamasında sanık hakkında beraat kararı verilmesi ve kendisini vekille temsil ettirmesi halinde sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve bu ücretin haksız yargılamaya sebebiyet veren Devlet Hazinesince ödenmesi gerektiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında ilk derece mahkemelerince verilen hükümlere karşı başvurulacak olağan kanun yollarından birisi olan istinaf, temyiz kanun yolundan farklı özellikler içermektedir. İstinaf kanun yoluna ilişkin hükümler, CMK'nin 272 ila 285. maddeleri arasında düzenlenmekte olup, bölge adliye mahkemesi dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra, ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığı takdirde istinaf başvurusunun esastan reddine, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, ilk derece mahkemesinin kararında CMK'nin 289/1. maddesi "g ve h" bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması halinde hükmün bozulmasına, diğer hallerde gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesi ve duruşma yapılmasından sonra, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması olanaklıdır. Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesince yapılan inceleme sonucu duruşma açılarak davanın yeniden görülmesine karar verilmiş, yeniden yapılan yargılama sonucunda sanığın beraatine karar verilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş farklılığının nedeni ise; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi tarafından yapılan duruşma sonucunda beraatine karar verilen sanık lehine hem ilk derece yargılaması hem de istinaf kanun yolu yargılaması için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi konusundadır. Sanık kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği ilk derece ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda hakkında verilen "mahkumiyete ilişkin" hüküm aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulmasını üzerine, ilgili ilk derece ceza mahkemesi kararlarını inceleyen bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin, CMK'nın 280. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verip yapmış olduğu yargılama neticesinde sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı vermesi halinde, yalnızca istinaf kanun yolu yargılaması için değil, aslında ilk derece mahkemesince sanık hakkında hukuka uygun ve doğru karar verilmiş olsa idi lehine hükmedilmesi muhakkak olan vekalet ücretine de ayrıca hükmetmesi gerekli olacaktır. Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince ilk derece mahkemesince görevlendirilen müdafi veya vekilin bölge adliye mahkemelerinde görülen duruşmalı davalar katılması halinde yeniden ücret ödenmesinin mümkün olup olmadığı hususunda Türkiye Barolar Birliği tarafından, ... Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden görüş sorulması üzerine, verilen 24.01.2017 günlü yanıt yazıda; “Müdaf'i veya vekil, soruşturma evresinde ifade alma ve sorguya, kovuşturma evresinde ise bir oturuma katılmakla Tarifede belirlenen meblağı almaya hak kazanır. Müdafi veya vekil ilk defa ilk derece mahkemesinde görevlendirilerek bir oturuma katılmış ve daha sonra istinaf aşamasında da duruşmaya katılmış ise Tarifede ilk derece mahkemeleri ye bölge adliye mahkemeleri için belirlenen ücreti ayrı ayrı alacak, ancak ilk defa istinaf duruşmasında görevlendirilmiş ise Tarifede bölge adliye mahkemeleri için öngörülen ücreti almaya hak kazanacaktır.” şeklinde görüş bildirilmiştir. İstinaf kanun yolu incelemesi usulü ile ilk derece mahkemelerinin yargılama usullerinin farklılıklar içermesi, yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettiren ve yargılama sonucu haklı çıkan taraf lehine avukatlık asgari ücret tarifesinin karar tarihindeki düzenlemesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesinin zorunlu olması karşısında; yerel mahkeme hükmünün hukuka aykırı olduğunu belirleyerek mahkumiyet hükmünün kaldırılmasına ve sanığın beraatine karar veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin yalnızca istinaf kanun yolu yargılaması için değil, ilk derece mahkemesi tarafından aslında doğru ve hukuka uygun tespit yapılıp sanığın beraatine karar verilseydi hükmedilmesi gerekecek olan vekalet ücretine de hükmetmesi yerinde ve doğru bir uygulama olup, sanık lehine yalnızca istinaf kanun yolu yargılaması için vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini benimseyen sayın çoğunluğun düzelterek onama kararındaki görüşüne iştirak olunmamıştır.