Başvuru, ruhsatı iptal edilen ilave çatı katının yıkılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ruhsatı iptal edilen ilave çatı katının yıkılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 30/1/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Uyuşmazlığın Arka Planı Başvurucu, Trabzon'un Çarşı Mahallesi 1 parselde yer alan binada bağımsız bölüm malikidir. Başvurucu, hissedarı olduğu kat mülkiyetine konu yapı için hazırladığı tadilat projesi ile beşinci normal kat ile birlikte dubleks kullanılmak üzere ilave çatı katı ruhsatı verilmesi talebiyle Trabzon Belediye Başkanlığına (Belediye) başvurmuştur. Başvuruyu kabul eden Belediye, 3/11/1995 tarihli ruhsatla yapı sahibi başvurucuya beşinci kat ile birlikte dubleks olarak kullanılmak üzere ilave çatı katı iznini vermiştir. Başvurucu, mezkur ruhsat uyarınca inşaata başlamış olmakla birlikte beş yıllık ruhsat süresi içinde inşaatı tamamlayamamıştır. Bunun üzerine 4/8/2004 tarihli dilekçeyle Belediyeden yapı ruhsatının yenilenmesi talep edilmiştir. Belediye 23/8/2004 tarihinde ruhsatı yenilemiştir. Başvurucu tarafından yenilenen ruhsat uyarınca tekrar inşaata başlanmıştır. Ancak ilave çatı katı ruhsatı verilen yapının bağımsız bölüm sahiplerinden olan K.Ö. 19/9/2005 tarihli dilekçe ile Belediyeye başvurarak çatı katının bağımsız bölüme katılamayacağını, ilave çatı katı ruhsatından bilgisinin olmadığını ve rızasının alınmadığını beyan etmiştir. Bunun üzerine Belediye 7/10/2005 tarihli yazıyla başvurucuya kat malikleri ile ilave çatı katının yapımına ilişkin bir ay içinde anlaşmaya varılıp rızalarının alınamaması hâlinde inşaat ruhsatının iptal edileceği ve bu sebeple inşaata devam edilmemesi gerektiği bildirilmiştir. Bu arada K.Ö., Belediyenin anılan yazısına rağmen inşaata devam edildiği iddiasıyla 4/9/2006 tarihinde Trabzon İdare Mahkemesinde (Mahkeme) çatı katı ruhsatının iptali talebiyle dava açmıştır. Belediye 4/10/2006 tarihli yazı ile başvurucuya K.Ö. tarafından açılan davanın sonucuna göre hareket edileceğini bildirmiştir. Mahkeme 7/11/2006 tarihli kararı ile davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Belediye, davanın reddedildiğini başvurucuya yazı ile bildirmiş, ruhsat bu aşamada iptal edilmemiştir. Anılan süre içinde başvurucu tarafından kat maliklerinin ilave çatı katı yapılması hususunda rızalarının bulunduğuna dair herhangi bir belge sunulamaması üzerine Belediye, ruhsat talebinde K.Ö.nün rızasının bulunmadığı gerekçesiyle 7/3/2007 tarihli kararıyla ilave çatı katı ruhsatını iptal etmiştir. Bunun üzerine yapı mühürlenerek inşaat durdurulmuştur. Başvurucu, Belediyenin 7/3/2007 tarihli ruhsat iptal işleminin iptali talebiyle dosya kapsamından tespit edilemeyen bir tarihte Mahkemede dava açmıştır. Mahkeme 18/10/2007 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda, 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kalan binanın ortak alanlarının diğer kat maliklerinin rızası olmaksızın ilave çatı katı olarak kullanılmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Danıştay Altıncı Dairesi (Daire) 5/2/2010 tarihinde kararın onanmasına hükmetmiştir. Bu arada Belediye Encümeninin 15/5/2007 tarihli kararıyla, iptal edilen yapı ruhsatı kapsamında yapılan imalatların verilen süre içinde yıkılmadığından bahisle 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun maddesi uyarınca yıkılmasına karar verilmiştir. Başvurucu bu defa Belediye Encümeninin yıkım kararının iptali talebiyle dosya kapsamından tespit edilemeyen bir tarihte Mahkemede dava açmıştır. Mahkeme 31/12/2007 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Daire yine dosya kapsamından tespit edilemeyen bir tarihte kararın onanmasına hükmetmiştir. Belediyece 14/12/2011 tarihinde de yıkım işlemi gerçekleştirilmiştir. Başvurucu ilave çatı katı inşaatı nedeniyle yaptığı harcamaların tespiti için Trabzon Asliye Hukuk Mahkemesine başvurmuştur. Bu kapsamda 2011/13 İş sayılı delil tespiti dosyasına sunulan bilirkişi raporunda çatı arası katta yapılan duvarların 2011 yılı piyasa rayiçlerine göre genel gider, nakliye ve katma değer vergisi (KDV) dâhil toplam değeri 585,20 TL olarak hesaplanmıştır.B. Başvuruya Konu Dava Süreci Başvurucu, taşınmazın ilgili kısmının yıkımı üzerine 19/12/2011 tarihinde Belediyeye başvurarak zararının giderilmesini talep etmiştir. Belediye 28/12/2011 tarihli yazı ile söz konusu talebe ilişkin bir mahkeme kararı bulunmadığından başvuruyu reddetmiştir. Başvurucu Belediye aleyhine tazminat ödenmesi istemiyle 4/1/2012 tarihinde Mahkemede tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde; somut olayda şahsına ait hiçbir hatalı ya da yanıltıcı işlemin bulunmadığını, Belediyece verilen ruhsat üzerine inşaatın yapıldığını, hatalı bir kararla ruhsat verilmesinin sorumlusunun Belediye olduğunu, dolayısıyla verilen ruhsat üzerine yapılan inşaat bedelinin ve bu inşaat nedeniyle uğranılan zararın karşılanması gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme 5/4/2013 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararda, kaçak olarak inşa edilen yapının yıkımının 3194 sayılı Kanun'un maddesi kapsamında idare açısından bir sorumluluk doğurmadığı vurgulanmıştır. Mahkemeye göre, tüm bağımsız bölüm maliklerinin rızasının alınması gerektiğini başvurucunun bilmemesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Yine Mahkemeye göre bağımsız bölüm maliklerinin rızası alınmadan ruhsat başvurusunda bulunulmasında başvurucunun kusursuz olduğundan bahsedilemeyecektir. Sonuç olarak kararda, zararın doğmasına neden olan yapı ruhsatının tanzim edilmesinde idareye atfi kabil ağır bir hizmet kusurunun bulunmadığı vurgulanmıştır. Başvurucu temyiz dilekçesinde, K.Ö.nün izni olmadığı gerekçesiyle ruhsatın verildiği tarihten yıllar sonra Belediye aleyhine dava açarken Belediyece ruhsatın iptal edilmediğine dikkat çekmiştir. Başvurucu dilekçesinde kendisine haksız yere kusur izafe edilmesine rağmen ruhsat talebinin mevzuata uygunluğunu araştırmakla yükümlü olan idareye ise hiçbir kusur izafe edilmediğinden yakınmıştır. Başvurucunun temyiz talebi Danıştay Dairesinin 16/4/2015 tarihli kararıyla reddedilerek karar onanmıştır. Karar düzeltme istemi de Dairenin 21/11/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar, başvurucu vekiline 30/12/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 30/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk Kanun Hükümleri 3194 sayılı Kanun’un "Yapı ruhsatiyesi" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir.” 3194 sayılı Kanun’un "Ruhsat alma şartları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir.Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” 3194 sayılı Kanun’un "Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.” 634 sayılı Kanun'un "Ortak yerler" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Ortak yerlerin konusu sözleşme ile belirtilebilir. Aşağıda yazılı yerler ve şeyler bu Kanun gereğince her halde ortak yer sayılır.a) Temeller ve ana duvarlar, taşıyıcı sistemi oluşturan kiriş, kolon ve perde duvarlar ile taşıyıcı sistemin parçası diğer elemanlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, tavan ve tabanlar, avlular, genel giriş kapıları, antreler, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar ve buralardaki genel tuvalet ve lavabolar, kapıcı daire veya odaları, genel çamaşırlık ve çamaşır kurutma yerleri, genel kömürlük ve ortak garajlar, elektrik, su ve havagazı saatlerinin korunmasına mahsus olup bağımsız bölüm dışında bulunan yuvalar ve kapalı kısımlar, kalorifer daireleri, kuyu ve sarnıçlar, yapının genel su depoları, sığınaklar,b) Her kat malikinin kendi bölümü dışındaki kanalizasyon tesisleri ve çöp kanalları ile kalorifer, su, havagazı ve elektrik tesisleri, telefon, radyo ve televizyon için ortak şebeke ve antenler sıcak ve soğuk hava tesisleri,c) Çatılar, bacalar, genel dam terasları, yağmur olukları, yangın emniyet merdivenleri.Yukarıda sayılanların dışında kalıp da, yine ortaklaşa kullanma, korunma veya faydalanma için zaruri olan diğer yerler ve şeyler de (Ortak yer) konusuna girer." 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesinin ikinci fıkrası şöyledir: "Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." Yargı Kararları Dairenin 24/12/1992 tarihli ve E.1991/1598, K.1992/5169 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Dava dosyasının incelenmesinden davacının 8 parsel sayılı taşınmazı için 17/6/1986 günlü, 2/14 sayılı inşaat ruhsatını alarak inşaata başlamak üzere davalı idarenin izniyle evini yıktığı, hafriyata başladığı sırada inşaat ruhsatının imar mevzuatına aykırı olarak verildiği gerekçesiyle iptal edildiği anlaşılmış olup, buna göre davacının davalı idarece hatalı olarak verilen inşaat ruhsatı nedeniyle evini yıkması sonucu zarar uğradığı açık olduğundan ve bu şekilde oluşan zararı belgelendirmesi de beklenemeyeceğinden İdare Mahkemesince belirtilen zararın takdiren ve maktuen tazminine karar verilmesi gerekirken istemin sözü edilen bölümünün kanıtlamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Danıştay Ondördüncü Dairesinin 19/2/2015 tarihli ve E.2012/5272, K.2015/1268 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"... Ancak; yıkım işlemi tesis edilmeden önce, hukuka aykırı bir şekilde plan oluşturan ve bu plana göre ruhsat veren idarenin kusurlu davranışı nedeniyle, iyi niyetli kişilere yıkıma konu taşınmaz bedelinin ödenmesi gerekmektedir.Bu nedenle; davalı idarece hatalı olarak verilen ruhsat üzerine yapısını yapan davacıya, yapı ruhsatının iptal edilmesi sonrası söz konusu yapının bedeli ödenmeden yıkımı yolunda tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir..." Dairenin 16/5/2001 tarihli ve E.2000/2008, K.2001/2638 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"... Uyuşmazlıkta davacıların almış oldukları ruhsata göre inşaata başladıkları ancak komşunun ruhsatın iptali istemiyle açtığı davada İdare Mahkemesince yürütmenin durdurulmasına karar verilmesi üzerine inşaatın mühürlenerek durdurulduğu açıktır. Başlangıcında idarenin vermiş olduğu ruhsat bulunduğu için inşaatın mühürlenerek durdurulmasına kadar geçen süreç içinde davacıların inşaat için yapmış oldukları harcamalar nedeniyle doğan zararın idarece tazmini gerektiği kuşkusuzdur. Ancak daha sonra mevzuata aykırı olduğu mahkeme kararıyla sabit olan inşaat ruhsatının alınması sırasında davacıların bir kusurunun bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden mahkeme kararında isabet görülmemiştir..." Dairenin 23/10/1997 tarihli ve E.1996/5789, K.1997/4716 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"...İmar planının iptali üzerine idarece inşaatların yıktırılması yasal bir zorunluluktur. Ancak, olayda plana ve ruhsata uygun yapılaşan davacıya yüklenilebilecek herhangi bir kusur bulunmayıp plan yapmakla görevli idarenin hizmeti hatalı işletmesinden doğan bir zarar sözkonusudur.Davacının 25/11/1988 günlü inşaat ruhsatı ile inşaatına başlayarak ruhsatın dayanağı imar planına karşı açılan davada verilen 14/6/1989 günlü yürütmenin durdurulmasına ilişkin yargı kararı gereği inşaatların durdurulduğu tarihe kadar ruhsatına uygun olarak yaptığı inşaata ilişkin gerçekleşen harcamalarının bulunduğu açıktır.Anılan harcamalar nedeniyle oluşan zarar ile idarece tesis edilen hatalı işlem arasında illiyet bağı bulunduğundan zararın tazmini zorunludur..." Dairenin 22/11/2018 tarihli ve E.2013/4718, K.2018/9659 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"... Hukuka aykırı işlemlerin belirli koşulların var olması halinde geri alınabileceği kuralı idare hukukunun genel esaslarından olup; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 tarihli, E:1968/8, K:1973/14 sayılı kararıyla, idarelerin açık hata, yokluk, ilgilinin gerçek dışı beyanı ve hilesi gibi hallerde, süre şartı aranmaksızın her zaman işlemlerini geri alabilecekleri hükme bağlanmıştır. Yapı ruhsatı ve dayanağı imar durumunun açıkça mevzuata aykırı şekilde düzenlenmiş olması halinde ilgili idare, aykırılığı gidermek amacıyla işlemini geri alabilir.Bu haliyle, uyuşmazlığa konu yapıya ilişkin imar mevzuatına aykırılık durumu ilgilinin, gerçek dışı beyanı ve hilesi gibi idareyi yanıltmaya yönelik bir eyleminden kaynaklanmıyorsa, yapının mevzuata uygun hale getirilmesi amacıyla yapı ruhsatı iptal edilerek binanın yıkılması halinde, yapı ruhsatına uygun şekilde biten kısımlar yönünden ilgilinin tazminat hakkının doğacağı tabidir ..."B. Uluslararası Hukuk Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye (B. No: 22035/10, 15/11/2016) kararına konu olay, başvuruculara ait 1997 yılında yaptırılan konutun bir okul inşaatı yapımı sırasında zarar görmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Bu olayda derece mahkemeleri konutun ruhsatsız olduğu gerekçesiyle başvurucuların tazminat taleplerini reddetmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından, özellikle ruhsatsız olarak yapılmış olsa da kamu makamlarınca bu yapının yıktırılmadığı veya yıkımı yönünde bir işleme de girişilmediğine dikkat çekilerek tapuya tescil edilen konut yönünden başvurucuların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün maddesinin birinci paragrafında ifade edilen anlamda mülk teşkil edebilecek menfaatlerinin olduğu belirtilmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 40-47). AİHM; başvuruyu genel ilke niteliğindeki mülkiyetten barışçıl yararlanma hakkına ilişkin birinci kural çerçevesinde incelemiş (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 52, 55), müdahalenin kanuni dayanağının çevreyi korumak yönünde bir meşru amacı içerdiğini kabul etmiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 68, 69). Ancak AİHM'e göre somut olayın koşullarında oluşan maddi zarara rağmen başvurucuların tazminat taleplerinin reddedilmesi, başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamındaki menfaatleri ile kamunun yararı arasındaki adil dengeyi bozmuş; başvuruculara aşırı ve olağan dışı bir külfet yükletilmesine yol açmıştır. AİHM, bu gerekçelerle başvurucuların mülkiyet haklarının ihlaline karar vermiştir (Keriman Tekin ve diğerleri/Türkiye, §§ 70, 71). Benzer şekilde Tiryakioğlu/Türkiye ((k.k.), B. No: 24404/02, 13/5/2008) kararında da AİHM, başvurucunun askerî güvenlik bölgesi içinde ruhsatsız olarak yapılan binanın yıkımına ilişkin şikâyetini incelemiştir. AİHM özellikle bu alanda bina yapılamayacağına dair düzenlemenin öngörülebilir olduğuna ve nitekim binanın yapımından kısa bir süre sonra da yıkım ile ilgili idare tarafından işlemler yapıldığına vurgu yapmıştır. AİHM, bu alanda kamu makamlarına tanınan geniş takdir yetkisi de dikkate alındığında başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklenmediğini belirterek müdahaleyi ölçülü bulmuştur.