DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2127 E. , 2024/3158 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2127 Karar No : 2024/3158 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili, İlkadım ilçesi, ... M…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/2127 E. , 2024/3158 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2127 Karar No : 2024/3158 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU :... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili, İlkadım ilçesi, ... Mahallesi, ... pafta, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının yargı kararına uyulmayarak yıkıldığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 35.000,00-TL manevi zararın tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Davacıya ait iş yerinin davalı idarece kamulaştırılmasına ilişkin işlem hakkında... İdare Mahkemesince 26/12/2014 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş ise de, anılan taşınmaz hakkında davalı idarenin kamulaştırma kararına istinaden açılan bedel tespiti ve tescil davasında ...Asliye Hukuk Mahkemesince 09/01/2014 tarihli karar ile binanın davalı idare adına tesciline karar verildiğinden, taşınmazın tasarruf yetkisinin 09/01/2014 tarihi itibarıyla davalı idareye geçtiği, Mahkemece belirlenen kamulaştırma bedelinin de davacı hesabına yatırıldığı, ayrıca ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, ... tarih ve K:... sayılı karar ile de dava konusu işlemlerden kamulaştırma işlemi yönünden davanın reddine karar verildiği, Dolayısıyla, her ne kadar ...İdare Mahkemesinin 26/12/2014 tarihi itibarıyla kamulaştırma kararı yönünden yürütmenin durdurulması istemi kabul edilmiş ise de, karar henüz idareye tebliğ edilmeden 09/01/2014 tarihinde taşınmazın tasarruf hakkının davalı idareye geçtiği, taşınmaz üzerindeki yapının 10/02/2014 tarihinde yıkıldığı, kamulaştırma işleminin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararın dava konusu taşınmazın tesciline ilişkin mahkeme kararını ortadan kaldıramayacağı, ancak tescil kararının temyizi için gerekçe olarak ileri sürülebileceği, Bu durumda, davacıya ait iken davalı idarece imar planları gereği kamulaştırılmasına karar verilerek Asliye Hukuk Mahkemesi kararı uyarınca 09/01/2014 tarihi itibarıyla adına tescil edilen taşınmaz üzerindeki yapıların yıkılması işlemlerinin davalı idarenin tasarruf yetkisi kapsamında kaldığından, tazmini gereken manevi kayba ilişkin bir zararın olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 03/03/2021 tarih ve E:2016/8597, K:2021/2933 sayılı kararıyla; Uyuşmazlık konusu yapının kamulaştırılmasına dayanak teşkil eden parselasyon işleminin yürütülmesinin durdurulması yolundaki idare mahkemesi kararının tebliği üzerine, davalı idarece kamulaştırma işleminin uygulanmasının durdurulması gerekirken, söz konusu işlemin uygulanmasına devam edilerek davacıya ait yapının yıktırılması yolunda hareket edilmesinin hukuka aykırı olup idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran bir hizmet kusuru niteliğinde olduğu, Davalı idarece, uyuşmazlık konusu yapının davalı idareye aidiyetine ilişkin asliye hukuk mahkemesi kararına dayanılarak yıktırıldığı ileri sürülmekte ise de, sonradan verilen Yargıtay kararıyla uyuşmazlık konusu yapının kamulaştırılmasının dayanağını teşkil eden parselasyon işleminin yürütülmesinin durdurulması yolundaki idare mahkemesi kararı bekletici mesele yapılmayarak karar verildiği gerekçesiyle, anılan kararın bozulmasına karar verildiği, dolayısıyla, her ne kadar uyuşmazlık konusu yapının yıkıldığı tarihte, bu yapının davalı idareye aidiyetine ilişkin bir asliye hukuk mahkemesi kararı bulunsa da, sonradan hukuka aykırı bulunarak Yargıtayca bozulan bu kararın tek başına yıkım işlemini hukuka uygun hale getirmeyeceği, Bu durumda, davacıya ait yapının hukuka aykırı şekilde yıktırılması nedeniyle davacının yaşadığı ağır üzüntü ve sarsıntı nedeniyle tespit edilecek manevi zarar bedelinin hizmet kusuru prensibine göre davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak, ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, asliye hukuk mahkemesi kararlarının kesin karar niteliğinde olmayıp temyiz yolu açık olan kararlar olduğu, nitekim Yargıtay tarafından, uyuşmazlığa konu binanın davalı idare adına tesciline ilişkin kararın bozulduğu, tescil hükmü kesinleşmeden yıkım işlemi gerçekleştirilmemesi gerekirken binanın yıkıldığı, Samsun 1. İdare Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar da dikkate alınmayarak yıkım eylemini gerçekleştiren Belediye tarafından, idareye göre daha güçsüz durumda olan tarafına yaşatılan acı, elem ve üzüntünün bedelinin ödenmesi gerektiği, belirtilen nedenlerle, ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu ısrar kararının Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararı doğrultusunda bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanda 20/03/1992 ve 29/11/2011 tarihlerinde onaylanan koruma amaçlı imar planlarında, taşınmazın "yol" kullanımına ayrıldığı, imar planına dayalı olarak parselasyon yapılmasına ilişkin Samsun Büyükşehir Belediye Encümeninin ...tarih ve ... sayılı kararının ve daha sonra, taşınmaz üzerinde yer alan binanın kamulaştırılmasına yönelik Samsun Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve ... ile ... tarih ve ... sayılı kararlarının alındığı görülmüştür. 29/11/2011 tarihli imar planlarının, parselasyon ve kamulaştırma işleminin iptali istemiyle davacı tarafından açılan davada,... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile parselasyon ve kamulaştırma işlemlerinin yürütmesinin durdurulmasına, imar planları açısından yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmiş, bu karar 15/01/2014 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmiştir. Bu arada, kamulaştırma kararına istinaden, taşınmazda bulunan binanın davalı idare adına tesciline karar verilmesi istemiyle davalı idare tarafından açılan davada, ...Asliye Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile taşınmazın davalı idare adına tesciline karar verilmiş, anılan kararın temyiz edilmesi neticesinde, Yargıtay ...Hukuk Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, yapının bedelinin tespiti ve davalı idareye aidiyetine yönelik Asliye Hukuk Mahkemesi kararı, parselasyon işleminin yürütülmesinin durdurulması yolundaki İdare Mahkemesi kararı dikkate alınmaksızın verildiği gerekçesiyle bozulmuş, ...Asliye Hukuk Mahkemesince bu karara uyularak,... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bedel tespit ve tescil davasının reddine karar verilmiş, bu karar onanarak kesinleşmiştir. Diğer yandan, 11/02/2014 tarihinde, kamulaştırmaya konu bina yıkılmıştır. Bunun üzerine, davacı tarafından 18/02/2014 tarihinde, davalı idareye başvurularak, yıkılan yapının yeniden inşası talep edilmiş, bu başvurunun zımnen reddi üzerine, ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında, yapının yıkımından kaynaklanan kira kaybının tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada, anılan Mahkemenin K:...sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, ayrıca,... Asliye Hukuk Mahkemesinin E... sayılı dosyasında, ilgililer hakkında tazminat davası açılmış, bu davada, ...tarih ve K:... sayılı karar ile davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine, manevi tazminat istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu kurala bağlanmış olup, hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devleti ifade etmektedir. Yine Anayasa'nın 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu belirtilerek Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü vurgulandıktan sonra, 125. maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında da, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu, 129. maddesinin 1. fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü oldukları; 138. maddesinin son fıkrasında ise, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarını uygulamak zorunda olduğu, bu organların ve idarenin mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükümlerine yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, 3. fıkrada da, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan yargı kararlarını "aynen" ve "gecikmeksizin" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Dolayısıyla, bir kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında hukuk kurallarına uyulmamasının hizmeti yürüten idarenin "ağır hizmet kusuru" işlediğini göstereceği ve tazmin sorumluluğunu doğuracağı kuşkusuzdur. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinin, işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olan halinin 1. fıkrasında, "İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır." hükmüne, 10. fıkrasında, "Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan yapılar, belediye veya valilikçe kamulaştırılmadıkça yıktırılamaz." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlıklı 10. maddesinde, "...14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır." hükmü, "Taşınmaz malın boşaltılması" başlıklı 20. maddesinde, "Bu Kanun uyarınca lehine kamulaştırma yapılan idare adına tapu dairesince tescil edilen taşınmaz malın boşaltılması idarece icra memurundan istenir. İcra memuru taşınmaz malı onbeş gün içinde boşaltmalarını içindekilere tebliğ eder. Bu süre içinde taşınmaz mal boşaltılmazsa icraca boşaltılır. İtiraz ve şikayet boşaltmayı durdurmaz ve mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilemez." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle oluşan manevi zarara dayalı tazminat isteminden ibarettir. Manevi tazminat ise, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı olmayıp, bir manevi tatmin aracıdır. Başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminata hükmedilebilmesi; idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması halinde söz konusu olabilir. Dosyanın incelenmesinden; maddi olay kısmında yer verildiği üzere, uyuşmazlığa konu taşınmazı kapsayan alanda onaylanan imar planları ile parselasyon ve kamulaştırma işleminin iptali istemiyle açılan davada,... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:...sayılı kararıyla, hem kamulaştırma işleminin dayanağını teşkil eden parselasyon işleminin hem de kamulaştırma işleminin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği ve bu kararın 15/01/2014 tarihinde davalı idareye tebliğine karşın, 11/02/2014 tarihinde, binanın davalı idarece yıkıldığı görülmektedir. Halbuki, binanın davalı idare adına tesciline ilişkin asliye hukuk mahkemesi kararına dayalı olarak, davalı tarafından, Kamulaştırma Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca, taşınmaz malın boşaltılması için icra müdürlüğüne başvurulduğu, bunun üzerine davacı tarafından, 21/01/2014 tarihinde icra dairesine sunulan dilekçe ile, idare mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması kararına istinaden tahliye işleminin durdurulmasının talep edildiği, ... İcra Dairesinin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile de, " Açıklandığı üzere ... nolu parselin hakkında idare mahkemesince yürütmenin durdurulması kararı verildiğinden, ... nolu parsel yönünden anılan mahkeme tarafından yeni bir karar verilene kadar tahliyeye ilişkin herhangi bir işlem yapılmamasına..." şeklinde karar verildiği, bu karara karşı davalı idarece yapılan itirazın reddedildiği görülmektedir. İcra dairesince, yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar dikkate alınarak tahliye işlemi durdurulmuş olmasına karşın, davalı idare tarafından yargı kararı dikkate alınmayarak yıkım işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu itibarla, davalı idarece, uyuşmazlık konusu yapının davalı idare adına tesciline yönelik asliye hukuk mahkemesi kararına dayalı olarak yıkım gerçekleştirildiği belirtilmiş ise de, yıkımın gerçekleştiği tarihte, 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca uyulması zorunlu olan bir yürütmenin durdurulması kararı bulunması nedeniyle, kamulaştırma işleminin uygulanmasının durdurulması gerekirken, söz konusu işlemin uygulanmasına devam edilerek davacıya ait yapının yıkılmasının, anılan Kanun hükmüne aykırılık teşkil ettiği ve idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran bir hizmet kusuru niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Her ne kadar; bedel tespit ve tescil davasında, parselasyon ve kamulaştırma işlemine karşı dava açıldığı ve yürütmenin durdurulmasına karar verildiğinin davacı tarafından beyan edilmesine ve idari yargıda açılan davanın bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılmasının Kamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca, asliye hukuk mahkemesinden istenilmesine karşın, asliye hukuk mahkemesince, binanın davalı idare adına tesciline karar verildiği ve yapının yıkıldığı tarihte, bu yapının davalı idare adına tesciline yönelik yargı kararı bulunmakta ise de, daha sonra verilen Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararıyla, uyuşmazlık konusu yapının kamulaştırılmasının dayanağını teşkil eden parselasyon işleminin yürütülmesinin durdurulması yolundaki idare mahkemesi kararı bekletici mesele yapılmayarak karar verildiği gerekçesiyle, asliye hukuk mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bunun üzerine, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onandığı görülmektedir. Anayasa'da ve 2577 sayılı Kanun'da yer alan emredici kurallar karşısında idarenin, maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan yargı kararını aynen ve gecikmeksizin uygulamaktan kaçınması nedeniyle, idari işlemin tarafı olan ve hukuk devletine olan inancı ve güveni zedelenen davacının duyduğu sıkıntı ve üzüntüden kaynaklanan manevi zararının giderilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, aksi yönde değerlendirme ile verilen davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanda 20/03/1992 ve 29/11/2011 tarihlerinde onaylanan koruma amaçlı imar planlarında, taşınmazın "yol" kullanımına ayrıldığı, imar planına dayalı olarak parselasyon yapılmasına ilişkin Samsun Büyükşehir Belediye Encümeninin... tarih ve ... sayılı kararının alındığı ve daha sonra, taşınmaz üzerinde yer alan binanın kamulaştırılmasına yönelik Samsun Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ve ... ile ...tarih ve ... sayılı kararlarının alındığı, 29/11/2011 tarihli imar planlarının, parselasyon ve kamulaştırma işleminin iptali istemiyle davacı tarafından açılan davada,... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:... sayılı kararı ile parselasyon ve kamulaştırma işlemlerinin yürütmesinin durdurulmasına, imar planları açısından yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, daha sonra, anılan Mahkemece, imar planları ve kamulaştırma işlemi yönünden davanın reddine, parselasyon işleminin ise iptaline karar verildiği, bu kararın iptale ilişkin kısmının temyiz edildiği ve Danıştay Altıncı Dairesinin 10/12/2019 tarih ve E:2014/8935, K:2019/13806 sayılı kararı ile onandığı görülmektedir. Uyuşmazlığa konu binanın kamulaştırılmasına yönelik işlemin dayanağının, imar planları olduğu açıktır. Her ne kadar binanın yıkıldığı tarihte, taşınmazı kapsayan alanda onaylanan parselasyon işlemi ile binanın kamulaştırılmasına ilişkin belediye encümeni kararları yönünden verilmiş bir yürütmenin durdurulması kararı mevcut ise de; idare mahkemesince, daha sonra, hem imar planları hem de kamulaştırma işlemi yönünden davanın reddine karar verildiği ve kararın bu kısmının davacı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşıldığından, olayda, binanın adına tescil edildiği davalı idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte; ısrar kararında, ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:...sayılı yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararının, 15/07/2014 tarihinde davalı idareye tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, anılan kararın tebliğ tarihinin 15/01/2014 olduğu, diğer yandan, binanın davalı idare adına tesciline ilişkin asliye hukuk mahkemesi kararının icrası için ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında başlatılan takibe, davacı tarafından yapılan itirazın, icra müdürlüğünce, uyuşmazlığa konu parsel açısından kabul edilerek tahliye işlemlerinin durdurulmasına ve bu karara karşı davalı idare tarafından yapılan itirazın ... İcra Hukuk Mahkemesince reddine karar verilmiş olmasına karşın, yine temyize konu kararda, davacının takibe ilişkin itirazının reddine karar verilerek takip işlemlerine devam edildiği yönünde ifadeye yer verildiği görülmekte ise de, maddi olayın ortaya konulmasındaki anılan isabetsizlikler, işin esasına yönelik olarak ısrar kararını sakatlamamaktadır. Bu itibarla; İdare Mahkemesince verilen kararın, işin esası açısından usul ve hukuka uygun bulunduğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile ısrar kararında yer alan isabetsiz ifadelerin düzeltilmesi suretiyle, temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.