Başvuru, açılan davadan haberdar olunmaması, icra aşamasında faturanın tebliğ edilmemesi ve tahkikat aşamasında bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi sebebiyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, yargılamanın uzun sürmesi sebebi ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları ile likit olmayan alacak yönünden icra inkar tazminatına hükmolunması sebebi ile yargılama sonucunun adil olmadığı iddiasına ilişkindir.
Başvuru; açılan davadan haberdar olunmaması, icra aşamasında faturanın tebliğ edilmemesi ve tahkikat aşamasında bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi sebebiyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, yargılamanın uzun sürmesi sebebi ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları ile likit olmayan alacak yönünden icra inkar tazminatına hükmolunması sebebi ile yargılama sonucunun adil olmadığı iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Özel hastanede sağlık hizmeti alan başvurucu adına aldığı hizmete karşılık olarak 015,15 TL tutarında fatura tanzim edilmiş ve anılan faturaya dayalı olarak başvurucu hakkında ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Hakkında yürütülen icra takibine itiraz eden başvurucu aleyhine 10/8/2012 tarihinde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkeme, 14/8/2012 tarihli tensip zaptı ile dava dilekçesinin, davacı tarafça davalı başvurucuya ait olduğu bildirilen adrese, tebliği için işlem yapmıştır. 30/1/2014 tarihli celsede başvurucuya çıkarılan tebligatın bila tebliğ döndüğü ve icra dosyasına vekil aracılığı ile itirazda bulunulduğu tespitinde bulunan Mahkeme, başvurucunun Amerika Birleşik Devletlerindeki (ABD) adresinin tespiti için New York Türkiye Konsolosluğuna yazı yazılmasına, icra dosyasındaki vekil adına bilgi amaçlı davetiye çıkarılmasına karar vermiştir. 22/5/2014 tarihli ikinci celsede ise başvurucuya ait olduğu bildirilen yurt dışı adresine tebligat yapılması şeklinde ara karar tesis etmiştir. Başvurucunun yurt dışı adresine yapılan tebligat da başvurucu bildirilen adreste bulunmadığından bila ikmal iade edilmiştir. 5/3/2015 tarihli dördüncü celsede başvurucunun Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) kaydının da bulunmadığının tespitinin ardından davacının talebi üzerine başvurucuya ilanen tebliğ yapılması yönünde ara karar tesis edilmiştir. 22/10/2015 tarihli altıncı celsede dava dilekçesi ve tensip zaptının başvurucuya ilanen tebliğinin yapıldığı belirtilmiş ve yargılamanın esasına geçilerek bilirkişi incelemesi yapılması yönünde ara karar tesis edilmiştir. Yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporu dikkate alınarak başvurucunun aldığı tedavi hizmetinin acil kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu sebeple ücrete tabi olduğu, başvurucu tarafından ilgili hastanenin tercih edildiği, başvurucunun Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hastası olarak değerlendirildiğine dair bir belge olmadığı ve özel hasta statüsünde ücretlendirildiği belirtilerek 6/7/2017 tarihinde davanın kabulüne ve itirazın iptaline karar verilmiştir. Karar 2/10/2017 tarihinde başvurucunun Türkiye'de yaşayan annesine, başvurucu ile aynı konutta yaşadığı şerhi ile tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 16/10/2017 tanzim tarihli dilekçe ile karara karşı istinaf isteminde bulunmuştur. Başvurucu; istinaf dilekçesinde takibe dayanak faturanın kendisine tebliğ edilmediğini, faturanın delil olabilmesi için tebliğ zorunluluğu bulunduğunu, bilirkişi raporunun hastane kayıtları ve hasta dosyası olmadan ve davacı şirketin ticari defterleri incelenmeden hazırlandığını, davacının faturada belirtilen sağlık hizmetini verdiğini ispatlayamadığını, MERNİS adresinin ABD olmasına rağmen kendisine dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edilmeden gıyabında yargılama yürütülmesinin savunma hakkını ihlal ettiğini, bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edilmediğini, aldığı tedavi hizmetinin acil müdahale niteliği taşıdığını, ücretin fahiş olarak belirlendiğini ve bu durumun Anayasa ile teminat altına alınan sağlık ve sosyal güvenlik haklarına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Duruşmalı yapılan istinaf yargılaması sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 18/7/2018 tarihli kararı ile başvurucunun istinaf isteminin esastan kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun yurt dışı adresi olarak bildirdiği adres de dâhil olmak üzere tebligat çıkartıldığı bununla birlikte tebligatların bila tebliğ iade edildiği belirtilerek başvurucuya yasal prosedür yerine getirilerek dava dilekçesinin ilanen tebliğ edilmiş olduğuna işaret edilmiştir. İlamda; başvurucu hakkında icra takibi yapılabilmesi için faturanın tebliğini zorunlu kılacak bir yasal düzenleme bulunmadığı, başvurucunun duçar olduğu kanser hastalığının bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere hastanelerin acil servisinde müdahale ve tedavi gerektiren bir hastalık olmadığı, bu hastalık nedeniyle davacı hastanede hem teşhis hem de yatarak tedavi gördüğü saptamasına yer verilmiştir. 2010 tarihli Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan ilave ücret alınmayacağı yönündeki hükmün SGK ile sözleşme imzalayan sağlık kuruluşlarını bağlayıcı nitelik arz ettiğini belirten Bölge Adliye Mahkemesi davacı hastanenin SGK ile sağlık hizmeti sunum sözleşmesi bulunmadığını ve 2010 tarihli SUT'ta yer alan ilave ücret alınmayacağı yönündeki hükmün SGK ile sözleşme imzalayan sağlık kuruluşlarını bağlayıcı mahiyette olduğuna dikkat çekmiştir. Başvurucunun istinaf dilekçesinde bilirkişi raporunun kendisine tebliğ edilmeden dosyanın karara bağlandığına ilişkin itirazlarına yönelik olarak ise istinaf incelemesinin duruşmalı yapıldığı, bu aşamada başvurucuya bilirkişi raporu tebliği sağlanarak itirazlarını bildirme imkânı tanındığı belirtilmiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 2/8/2018 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 31/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun "Siyasî Temsilcilik Aracılığıyla Yabancı Ülkedeki Türk Vatandaşlarına Tebligat" kenar başlıklı 25/a maddesi şöyledir:"Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir.Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar.Tebliğin konusu ile hangi merci tarafından çıkarıldığı bilgilerinin yer aldığı ve otuz gün içinde başvurulmadığı takdirde tebliğin yapılmış sayılacağı ihtarını içeren bildirim, muhataba o ülkenin mevzuatının izin verdiği yöntemle gönderilir.Bildirimin o ülkenin mevzuatına göre muhataba tebliğ edildiği belgelendirildiğinde, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurulmadığı takdirde tebligat otuzuncu günün bitiminde yapılmış sayılır. Muhatap Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna başvurduğu takdirde tebliğ evrakını almaktan kaçınırsa bu hususta düzenlenecek tutanak tarihinde tebliğ yapılmış sayılır. Evrak bekletilmeksizin merciine iade edilir.Bu maddeye göre kazaî merciler tarafından çıkarılacak tebligatta, tebliğ evrakı doğrudan o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğuna gönderilebilir." 7201 sayılı Kanun’un "İlanen Tebligat" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır.Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar. ” 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Fatura ve Teyit Mektubu" başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. " 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun ''İtirazın İptali'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.'' 2004 sayılı Kanun'un "İlamsız Takip" üst başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Bir paranın ödenmesine veya bir teminatın verilmesine dair olan cebri icralar takip talebiyle başlar ve haciz yoliyle veya rehnin paraya çevrilmesi yahut iflas suretiyle cereyan eder." 25/4/2006 tarihli 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun "Adres Bilgisi ve Güncellenmesi " başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: "Yerleşim yeri adresi yurt dışında olan Türk vatandaşlarının adres kayıtları, yaşadıkları ülkede kullanılan adres verilerine veya o ülke ve bağlı olduğu temsilcilik bilgisine göre tutulur. " 5490 sayılı Kanun'un "Bildirim Yükümlülüğü ve Süresi" başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: "Adres bildiriminin, yirmi işgünü içinde yapılması zorunludur "B. Yargıtay Kararı Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire), tedavi masrafı nedeni ile faturaya bağlı başlatılan ilamsız alacak takibine yapılan itirazın iptali davasında davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararı temyiz mahkemesi sıfatıyla incelemiştir. Daire, borçlu tarafından alacağın tutarının tahkik ve tayininin mümkün olduğunu, bu hâli ile alacağın likit ve muayyen sayılacağını belirterek kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu, alacağın bilirkişi incelemesi sonucunda belirlendiği ve davacının başka zararının oluşmadığı gerekçesiyle bu istemin reddedilmiş olmasını düzelterek onama nedeni yapmıştır (13/7/2011 tarihli ve E.2011/4844, K.2011/11447 sayılı karar).