21. Ceza Dairesi 2015/8453 E. , 2016/4500 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat Yapılan yargılama sonunda, her iki sanığın da suç kastının bulunmadığından bahisle beraatına karar verilmiş ise de; Sanıklar ... ve ...'ın 09.10.1992 tarihinde evlendikleri, olay tarihi itibarıyla yaklaşık 18 yıllık evli oldukları, çocukları olmadığından herhangi bir bebeği evlat edinmek istedikleri, fakat bürokratik engeller nedeniyle bunun kısa bir …
**21. Ceza Dairesi 2015/8453 E. , 2016/4500 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Beraat Yapılan yargılama sonunda, her iki sanığın da suç kastının bulunmadığından bahisle beraatına karar verilmiş ise de; Sanıklar ... ve ...'ın 09.10.1992 tarihinde evlendikleri, olay tarihi itibarıyla yaklaşık 18 yıllık evli oldukları, çocukları olmadığından herhangi bir bebeği evlat edinmek istedikleri, fakat bürokratik engeller nedeniyle bunun kısa bir süre içerisinde olamayacağını düşündüklerinden, hastanede yeni doğmuş olan...'yu gerçek annesinin rızası ile alıp gayriresmi olarak sahiplendikleri (evlat edindikleri), 15 gün içerisinde çocuğun ciddi bir hastalığının olduğunu öğrendikleri, kendileri Antalya'da yaşadıkları ve bu hastalığın tedavisinin sadece Ankara ve İstanbul'da yapılabildiği için bebeğin nüfusa kayıtlı olmamasının önemli bir sorun oluşturduğu, hastalığın yaşamsal tehlike oluşturan ciddi bir hastalık olması ve gerçek anneye de ulaşamamaları nedeniyle, çocuğu 05.03.2010 tarihinde kendi çocuklarıymış gibi nüfus kütüğüne kaydettirip daha sonra tedavisini yaptırabildikleri tüm dosya kapsamından anlaşılan somut olayda; Sanıkların atılı eylemi işlediklerinde ve kabul edilen eylemin TCK'nın 231. maddesinde düzenlenen "çocuğun soybağını değiştirme" suçunu oluşturacağında kuşku bulunmamakla birlikte, değerlendirilmesi gereken asıl husus, çocuğun soybağını değiştirme suçunu işleme kastı bulunan sanıkların bu suçu zorunluluk hali koşulları altında işleyip işlemediklerinin belirlenmesine ilişkindir: 765 sayılı TCK'da, hukuka uygunluk sebeplerinden birisi olarak sayılan zorunluluk hali, 5237 sayılı TCK'da kusurluluğu ortadan kaldıran bir hal olarak 25. maddesinin 2. fıkrasında; "Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilemez." biçiminde düzenlenmiştir. Kusurluluğu ortadan kaldıran sebeplerden birisi olarak sayılan zorunluluk halinin bulunduğu durumlarda kast vardır ve suç oluşur, ancak bu suç sebebiyle fail kusurlu olmadığı için sorumlu tutulamaz. Eğer kişinin içinde bulunduğu şartlara göre, normlara uygun hareket etmesi kendisinden beklenemeyecekse, kişinin kusurlu olduğu kabul edilemez. Zorunluluk halinin koşullarını; tehlikeye ilişkin şartlar ve korunmaya ilişkin şartlar şeklinde iki grup halinde sayabiliriz: