Başvuru, davanın yanlış değerlendirilerek husumet yokluğundan reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, davanın yanlış değerlendirilerek husumet yokluğundan reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/6/2017 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Yurt dışında yaşayan başvurucuların eşi/annesi 21/8/2011 tarihinde Türkiye'de geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. A. Bireysel Başvuruya Konu Yargılamadan Önceki Süreç Başvurucu Serkan Ayaltı 22/11/2011 tarihli genel vekâletname ile kendi adına asaleten ve çocukları adına velayeten Av. H. ile Av. G.yi vekil olarak tayin etmiştir. Başvurucu ayrıca aynı tarihli bir talimat göndermiştir. Talimat şu şekildedir: "Talimattır. Namıma sigorta şirketinden ödenecek paranın sigorta şirketi ile yapılacak pazarlığın Avukatım G. tarafından yapılmasını, ödenecek olan paranın G.'ye ya da belirteceğim herhangi bir Banka şubesine ait hesaba aktarılmasını şimdiden kabul ediyorum." Talimatta ismi geçen G., Av. H.nin ofisinde çalışandır ve avukat değildir. Başvurucuların vekil olarak tayin ettiği Av. H., başvurucular adına kazada sorumluluğu bulunan aracın sigorta şirketine başvuruda bulunarak zararların tazminini talep etmiş ve söz konusu sigorta şirketi tarafından Av. H.ye 658 TL ödeme yapılmıştır. Sigorta şirketince Av. H.ye ödeme yapılması üzerine başvurucu Serkan Ayaltı tarafından, söz konusu tazminatın kendilerine teslim edilmediği ve Av. H.nin parayı uhdesinde tuttuğu belirtilerek Av. H. hakkında ilamsız icra takibi başlatılmış ve anılan bedel faiziyle birlikte talep edilmiştir. Av. H., borcunun bulunmadığını ifade ederek ödeme emrine itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde, başvurucular yani alacaklılar namına ilgili sigorta şirketi tarafından hesabına gönderilen tazminat bedeline yönelik, başvurucu Serkan Ayaltı'nın konsolosluktan çektiği faksta yer alan yazılı talimatı doğrultusunda işlem yapıldığı ve hukuki sorumluluğun yerine getirildiği belirtilmiştir.B. Bireysel Başvuruya Konu Yargılama Süreci Başvurucu tarafından, Av. H.nin ilamsız icra takibine itirazı üzerine İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) itirazın iptali davası açılmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, eşi Ç.A.yı trafik kazasında kaybetmesi nedeniyle kendine ve çocuklarına karşı açılmış ya da açılacak davalarda kendilerini temsil etmesi için Av. H.yi vekil olarak tayin ettiğini, ilgili avukatın trafik kazasından ötürü açılan ceza davasına katılmadığını, kendilerinin maddi ve manevi zararlarının tazmini için sorumlular aleyhine ikame edilebilecek tazminat davasını açmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca, Av. H.nin sadece kazada sorumluluğu bulunan aracın sigorta şirketine başvuruda bulunarak ödeme yapılmasını talep ettiğini, yapılan ödemenin tümünün Av. H. tarafından uhdesinde tutulduğunu ve kendilerine hiçbir ödeme yapılmadığını, söz konusu bedelin taraflarına ödendiğine yönelik hiçbir belgenin ibraz edilmediğini ifade ederek itirazın iptaline, davalının borçlu bulunduğunun tespitine ve dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme 4/12/2014 tarihli karar duruşmasında davalı tanığı olan ve başvurucu tarafından düzenlenen talimatta ismi geçen G.yi dinlemiştir. G. beyanında kısaca; 2011 yılında Av. H.nin bürosunda yardımcı yönetici olarak çalışmakta olduğunu, başvurucu ile görüştükten sonra olayı araştırmak için altı kişilik bir grup kurduğunu ve olayı araştırdığını, bu kapsamda sigortadan gelen paranın da başvurucu tarafından faks ile gönderilen talimat doğrultusunda Av. H. tarafından kendisine verildiğini, söz konusu bedelin masraflar ve işlemler için harcandığını, Av. H.nin olay sebebi ile hiç para almadığını, kendisine teklif ettiğinde bu işte kendisinin bir katkısının olmadığını ve para istemediğini belirttiğini ifade etmiştir. Mahkeme 4/12/2014 tarihli kararıyla davayı husumet yokluğu nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Dava, itirazın iptaline ilişkindir....Mahkememizce yapılan tüm yargılamalar neticesinde, taraf beyanları, dosyaya celp edilen 'Talimattır' başlıklı belge ve 'Para teslim tutanağı başlıklı' belge, tanık beyanı ve tüm dosya içeriğine göre, yurt dışında yaşayan davacının eşinin Türkiye'de 21/08/2011 tarihlitrafik kazası sonucu hayatını kaybettiği, bu olay neticesinde sigorta şirketinden ölüm nedeni ile tazminat işlemlerini takip için davacı tarafından davalı avukata vekalet verildiği,22/11/2011 tarihli dosyaya da örneği sunulan 'Talimattır' başlıklı belge ile davacının sigorta şirketi tarafından namı hesabına ödenecek olan tazminat bedelinin G.ye verilmesini istediği, davalı avukat tarafından sigorta şirketinden tahsil edilen paranın 'Para teslim tutanağı başlıklı' belge ile G.ye teslim edildiği G.nin de beyanı ile sabittir. Davacı, sigorta şirketince ödenen bu paranın davalı avukat uhdesinde kaldığı kendisine iade edilmediğini iddia etmiş ise de, dosyaya sunulan belgelerle ve tanık G.'nin beyanından da anlaşılacağı üzere sigorta şirketi tarafından ödenen paranın davalı avukat uhdesinde kalmadığı, paranın tanık olarak dinlenilen G.ye davacının da isteği üzerine teslim edildiği, bu durumun da tanık G. tarafından kabul gördüğü anlaşıldığından, davanın davalı avukata yöneltilemeyeceği, davacının davayı parayı tahsil eden kişi olan G.ye yöneltebileceği kanaatine varıldığından, davalı aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi yoluna gidilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." Mahkeme kararına karşı taraflarca temyiz isteminde bulunulmuştur. Başvurucu temyiz dilekçesinde; davaların açılması ve takibi için davalı avukatın ofisinde görevli G.nin eşi P.G.ye çeşitli kerelerde olmak üzere toplamda 714 avro ödeme yaptığını, sigorta şirketinden tahsil edilen paraların tarafına ödenmediğini, Mahkemece her ne kadar dava husumet yönünden reddedilmiş ise de davanın özü ve niteliği itibarıyla avukatın şahsına karşı sorumluluğunun bulunduğunu ve davanın Av. H.ye yöneltilebileceğini, aksine hükmün hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı Av. H. ise kararı gerekçe yönünden temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde, ilk derece mahkemesince ilgili paranın uhdesinde kalmadığına, tarafınca iade edilmesi gereken bir para borcu bulunmadığına hükmedilmişse de davanın parayı aldığını kabul eden G.ye yöneltilmesi gerektiği belirtilerek davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığını, söz konusu hususların başka bir yargılamanın konusu olduğunu, bu nedenle sübut bulmayan davanın esastan reddinin gerektiğini ifade etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 11/4/2016 tarihli kararıyla temyiz istemlerini reddetmiştir. Yine aynı Dairenin 13/4/2017 tarihli kararıyla başvurucunun karar düzeltme istemi de reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir. Nihai karar 8/5/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve süresinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraf ehliyeti" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1)Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir." 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartları" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Dava şartları şunlardır:...d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları..." 6100 sayılı Kanun'un "Dava şartlarının incelenmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır... (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..."