T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2467 KARAR NO: 2026/485 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 26/06/2025 NUMARASI: 2022/164 Esas - 2025/548 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müza…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2025/2467 KARAR NO: 2026/485 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 26/06/2025 NUMARASI: 2022/164 Esas - 2025/548 Karar DAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat KARAR TARİHİ: 27/02/2026 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un 11.10.2012 tarihinde D-100 Karayolunda seyir halindeyken davalılardan ...'un sevk ve idaresindeki yolda sabit şekilde duran araca arkadan çarpması suretiyle yaralamalı ve maddi hasarlı kaza gerçekleştiğini, söz konusu davalı idaresinde bulunan ve ...'a ait olduğu bilinen aracın bir süre önce başka bir araç ile kaza yapmış olması nedeniyle karayolunda durur vaziyette olduğunu, gerçekleşen kaza sonrası yola hiçbir işaret ve uyarı levhası konulmaması nedeniyle müvekkilinin bol şeritli ve işlek olan bu yolda kaçınılmaz bir şekilde kaza yaptığını, müvekkilinin bu olay nedeniyle yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşuluyla 10.000 TL maddi tazminat talebinin kaza tarihinden itibaren işleyen mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte (... A.Ş. poliçe bedeli ile sınırlı olmak kaydıyla) tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, 100.000 TL manevi tazminat talebinin kaza tarihinden itibaren işleyen mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 10.293 TL ödeme aldığını ifade etmişse de bu ödemeyi hangi sigorta şirketinden, hangi tarihte aldığını belirtmediğini, kazaya karışan müvekkili şirkete ait ...Plakalı aracın kaza tarihindeki Zorunlu Mali Mesuliyet sigortasının ... A.Ş tarafından yapıldığını, şayet müvekkili şirket aracını sigortalayan Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı şirketten almış ise bu kere gerekli tüm evraklar sigorta şirketinden istenmeli ve ibraname verilmiş ise hak düşürücü süre yönünden davanın müvekkili bakımından maddi tazminat yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıların manevi tazminat taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, davacının asli kusurlu olduğunu, bununla birlikte müvekkili şirkete ait aracın emniyet şeridinde olduğu da dikkate alındığında müvekkiline kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davacının kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması gerektiğini, manevi tazminat anlamında 100.000 TL nin çok afaki ve gerçekçi olmayan bir miktar olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan başvuru neticesinde 04/02/2014 tarihinde 10.293 TL ödeme yapıldığını, davacının kendi can güvenliği nedeniyle gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı ve müterafık kusur durumunun tespiti bakımından Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmasını, müvekkili şirketin poliçe dahilinde davacının tedavi giderlerinden ve tedavi giderleri dönemine ait olduğu Yargıtay'ca da kabul edilen geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden sorumlu olmadığını, ayrıca tazminat hesabı yapılması halinde davacının gelirinin somut belgelerle ispatlanması gerektiğini, müvekkili şirkete sigortalı aracın kusurlu bulunması durumunda; sorumluluğunun azami limit ile sınırlı olacağını, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davacıların maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, sürekli iş göremezliğe ilişkin 43.292,46 TL ve tedavi giderine ilişkin 1.290,00 TL maddi tazminatın davalı ... ve .... Şti yönünden 11/10/2012 tarihinden itibaren, davalı ... AŞ yönünden ise 04/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ile müteveffa davacı ... terekesine ait olmak üzere davacılara verilmesine, davacıların geçici iş göremezlik ve fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 2-Davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 15.000,00 TL manevi tazminatın 11/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... ve .... Şti'den müştereken ve müteselsilen alınarak müteveffa davacı ... terekesine ait olmak üzere davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... Şti vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... Şti vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama safhasında kaldırma kararından önce yapılan icra takibi neticesinde 15.000 TL manevi tazminat tutarının, manevi tazminatın faizinin ve de maddi tazminatın müvekkili şirketin sorumluluğuna olan 11.10.2012 tarihinden itibaren olan faizi tutarı ve avukatlık ücretlerinin davacı tarafa ödendiğine dair beyanları ve sundukları dekontlara rağmen yeniden bu hususta karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın ödeme alındıktan sonra iki senelik hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açıldığı da sabit olduğuna göre davanın hak düşürücü süre yönünden de reddinin gerektiğini, kaldırma kararından sonra alınan aktüerya raporunda da ödemenin % 76,6'sını karşıladğı rapor edildiğine göre davanın ibra nedeniyle reddi gerekmekte iken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, kaldırma kararı öncesi davacının maluliyeti %28,2 iken kaldırma kararı sonrası maluliyet % 12,1 e düştüğünü, o halde % 28,2 maluliyet oranı var iken 15.000 TL taktir edilen manevi tazminat tutarının maluliyetin % 12,1 e düşmesiyle 15.000 TL den daha az bir tutar olarak belirlenmesi gerektiğini, buna rağmen yine fazla olacak şekilde 15.000 TL olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın reddedilen kısmı üzerinden karar tarihindeki maktu avukatlık ücreti olan 30.000 TL ücrete hükmedilmesi gerekirken 2.400 TL avukatlık ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, maddi tazminat tutarı bakımından kaldırma kararına göre mevcut kararda daha az tutara hükmedilmesine rağmen reddedilen kısım yönünden davalı müvekkil lehine vekalet ücretine hükmedilmemesini istinaf ettiklerini, davacı tarafın müvekkilinin aracına arkadan çarptığını, davacının yaşanan trafik kazasında asli ve tek kusurlu olduğunu, davacının emniyet kemerinin takılı olmadığının tespitiyle beraber hem maddi hem manevi tazminatta müterafik kusur sebebiyle indirim yapılması hususunun mümkün olacağını, hem maddi hem manevi tazminata yasal faiz işletilmesi gerekirken avans faizi işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Mahkemece ilk verilen hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 24/01/2022 tarih, 2019/3517 Esas ve 2022/89 Karar sayılı kararı ile " ...Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporunda davalı sürücünün %30 oranında tali, davacı sürücünün %70 oranında asli kusurlu olduğu belirlenmiştir. Davalı ... Şti vekili tarafından süresinde tanık listesi sunulmadığından mahkemece tanıklarının dinlenmemiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü kaldı ki ceza mahkemesi kararının kesinleştiğinden olayın oluşuna ilişkin vakıalar yönünden hukuk mahkemesini bağlayıcı nitelikte olduğu nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Kazaya ilişkin tutulan trafik kazası tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptama bulunmadığı gibi aksinin davalı tarafça da ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereğince bakıcı ücretinin hesaplanmasında kaza tarihindeki asgari ücretin brüt tutarının (tamamının) esas alınması gerektiğinden bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Dosya kapsamında hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporuna davalı ... Şti vekili tarafından muhtemel yaşam süresi yönünden itiraz edilmemiştir. Bu haliyle HMK'nın 357/1 maddesi çerçevesinde rapordaki muhtemel yaşam süresine ilişkin değerlendirme davacı taraf için usulü kazanılmış hak oluşturmakta olup bu yöne ilişkin istinaf itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.Davalı ... Şti ait olan ... plakalı aracın araç ruhsatının bulunmadığı ancak poliçe içeriğinde aracın kullanım şekli ve tipinin çekici olarak belirtildiği görülmektedir. Bu nedenle kazaya sebebiyet veren aracın ticari nitelikte olmasına, göre avans faiz uygulanmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Kurulunun 22/06/2018 tarihli raporunun kaza tarihinde yürürlükte olmayan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlenmesi doğru olmamıştır. Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111.maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır. Somut olayda; kazada davacıya davalı sigorta şirketi tarafından poliçe hükümleri gereğince davadan önce ödeme yapıldığı, taraflar arasında 30/01/2014 tarihli ibraname imzalandığı anlaşılmaktadır. Mahkemece ibranamenin aslı getirtilerek ibranamenin KTK'nın 111. Maddesi hükmüne göre tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır. ( Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/3501 E. ve 2018/6820 sayılı kararı). Mahkemece.......'ya yazı yazılarak davacılara tazminata konu kaza nedeni ile maluliyetleri ile ilgili ödeme yapılıp yapılmadığının sorulduğu ancak bu konu da cevap verilmediği halde Mahkemece yeniden müzekkere yazılarak sonucuna göre değerlendirme yapılmaması; Dava konusu uyuşmazlıkta maruz kalınan zarar hesap edilirken davacının kaza tarihindeki son geliri tespit edilerek hesaplama yapılması gerektiğinden davacının dosyaya sunduğu maaş bordrosunda Eylül/2007 yılında maaşı tutarı içerisinde gözüken ek ödemelerin her ay düzenli olarak ödenip ödenmediğinin tespit edilmemesi de eksik incelmeye dayalı olmuştur..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Daire kararımız ile zamanaşımı, kusur, müterafik kusur, bilirkişi raporuna, faizin türüne ilişkin istinafların esastan değerlendirilerek karar verildiği anlaşıldığından aynı yöne değinen istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketi tarafından ibranamenin sunulmadığı anlaşılmasına göre, ödeme ancak makbuz hükmündedir. Bu nedenle somut olayda KTK'nın 111.maddesinin uygulama imkanı olmayıp, ödemenin yeterli olduğuna ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2025 yılı AAÜT'nin 10/2.maddesinde manevi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlendiğinden davalılar vekilinin reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerektiği yönündeki istinaf itirazı yerinde değildir. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın belirlenmesine hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine belirlenen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen taraf vekillerinin istinaf itirazlarının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle; davalı ... Şti vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Şti vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 4.070,10TL harçtan peşin alınan 1.017,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.052,50 TL harcın davalı ... Şti'den tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.27/02/2026