Başvurucu, somut suç şüphesi bulunmadığı halde uzun süredir tutuklu olması ve adil bir yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, somut suç şüphesi bulunmadığı halde uzun süredir tutuklu olması ve adil bir yargılama yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, cezaevinde bulunan başvurucu tarafından gönderilen 5/12/2013 tarihli dilekçe ile yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 21/2/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 15/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 11/6/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 2/12/2007 tarihinde gözaltına alınmış, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 5/12/2007 tarih ve 2007/455 sayılı kararıyla suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma ve nitelikli yağma suçlarından tutuklanmıştır. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 8/2/2008 tarih ve 2008/49 sayılı iddianamesiyle, başvurucu hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve nitelikli yağma suçlarından kamu davası açılmıştır. Başvurucu yargılandığı Adana Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/35 sayılı dosyasında 30/6/2008 tarihinde tahliye edilmiş, yargılama sonucunda, Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 27/5/2010 tarih ve E.2008/35, K.2010/90 sayılı kararıyla mahkûmiyetine ve hakkında yakalama kararı çıkartılmasına karar verilmiştir. Anılan yakalama kararına istinaden başvurucu Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 29/5/2010 tarih ve 2008/35 sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Temyiz edilen karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarih ve E.2012/12989, K.2012/15932 sayılı kararıyla bozulmuştur. Bozma üzerine dava, E.2012/365 sayısıyla Adana Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar görülmeye başlamıştır. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2013 tarih ve E.2012/365, K.2013/181 kararıyla başvurucunun üzerine atılı suçlardan toplam 46 yıl 34 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, 1/11/2013 tarihli dilekçeyle tutukluluk halinin devamına ilişkin karara karşı itiraz etmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 7/11/2013 tarihinde itirazı reddetmiştir. Adana Ağır Ceza Mahkemesi 19/11/2013 tarihli yazı ile kararın başvurucuya tebliğ edilmesi için başvurucunun bulunduğu Cezaevine yazı yazmıştır. Başvurucunun 5/12/2013 tarihli dilekçesi 18/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine ulaşmıştır. Adana Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2013 tarih ve E.2012/365, K.2013/181 kararının temyiz incelemesini yapan Yargıtay Ceza Dairesi 11/2/2015 tarih ve E.2014/7499, K.2015/10403 sayılı kararla başvurucu hakkındaki bir kısım hükümlerin onanmasına, bir kısmın ise bozulmasına karar vermiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: “(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Aynı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:“Yağma suçunun; a) Silâhla, …c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,d) (Değişik bent: 18/06/2014-6545 S.K./ md) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,....f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, İşlenmesi hâlinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … (Ek bent: 06/12/2006 - 5560 S.K.md) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),…. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, Madde 220), ….”