Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa ilişkin karar veren sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlarda alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi, tutukluluğa ilişkin kararlara yönelik itirazların karara bağlanmasının gecikmesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hak
Başvuru; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa ilişkin karar veren sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmaması, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlarda alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi, tutukluluğa ilişkin kararlara yönelik itirazların karara bağlanmasının gecikmesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 12/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Yürütülen bir soruşturma sırasında E.İ. adlı kişinin başvurucuyla ilgili olarak "Bana fotoğrafı gösterilen şahıstır. 2010 yılında Şahin Apartmanında kaldığım cemaat evinin abisi olan Tahir Kod adlı Tarık Korkmaz isimli şahıstır" şeklinde beyanda bulunması üzerine başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturmanın devamında, F.A. adlı kişinin 2009 yılında Trakya Üniversitesini kazandığında başvurucunun kendisinin yanına gelerek kalacak yere ihtiyacı olup olmadığını sorduğunu, akabinde cemaat evinde kalabileceği teklifinde bulunduğunu ve kendisini bir öğrenci evine götürdüğünü beyan etmesi üzerine başvurucu 17/1/2018 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığında ifadesini verdikten sonra adli kontrol altına alınma istemiyle 22/1/2018 tarihinde Edirne Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Edirne Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun yurt dışına çıkmama suretiyle adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli Tarık Korkmaz ile ilgili olarak, dosya içerisinde bulunan, arama ve el koyma tutanağı, fotoğraf teşhis tutanağı, diğer şüphelinin etkin pişmanlık kapsamındaki ifade tutanakları, şüphelinin savunması ve diğer muameleli evraklar birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, 5271 sayılı CMK’nın 109/1-2 maddesi kapsamında, somut olayda adli kontrol tedbirine ilişkin şartların oluştuğu, suçun vasıf ve mahiyeti, işleniş şekli, kanundaki cezasının alt ve üst sınırı dikkate alındığında, adli kontrol tedbirinin ölçülü olacağı anlaşıldığından, Edirne Başsavcılığı'nın şüphelinin adli kontrol altına alınması talebinin kısmen kabulüne, şüphelinin CMK'nın maddesi kapsamında adli kontrol altına alınmasına. bu kapsamda şüphelinin kovuşturma aşamasında savunması alınıncaya kadar aşağıda belirtilen yükümlülüklere tabi tutulmasına, CMK'nın 109/3-a maddesi uyarınca şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmasına, Edirne Başsavcılığı'nın CMK'nın 109/3-b maddesi uyarınca belirlenen yerlere başvurmak şeklinde adli kontrol tedbirinin mevcut delil durumu dikkate alındığında ölçülü olmayacağı kanaatine varıldığından reddine ... [karar verildi.]" Anılan karardan sonra yeni deliller elde edilmesi üzerine Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Edirne Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk yazısının ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelinin adli kontrol talebiyle serbest bırakılmasından sonra şüpheli hakkında yeni deliler elde edilmiş; 1-B.Ç.nin teşhis tutanağında 'Tarık isimli şahıs: ifademde belirtmediğim ancak burada fotoğraflardan tanıdığım şahsın BLM (Bölge Lise Mesulü) olduğunu hatırlıyorum' şeklinde beyanda bulunduğu, 2-B.nin teşhis tutanağında 'Fotoğrafını gördüğüm şahsı tanırım. Şahsın ismini Tarık olarak biliyorum. Cami durağının yan tarafında bulunan Baran Apartmanında ev imamlığı yaptığını daha sonra BTM olarak faaliyet yürüttüğünü biliyorum. Sonradan duyduğuma göre bu şahıs yurtdışına gitti. Şahsı kesin ve net olarak teşhis ettim. Bu şahıs bilgisayar mühendisliği mezunuydu. Cemaat tarafından yurt dışına gönderildi. Kayserili olduğunu bilirim.' şeklinde beyanda bulunduğu, 3-Tanık S.Ü.nün ifadesinde ' ...Ancak sorduğunuz Tarık Korkmaz'ı tanırım. Aynı yıllarda benim kaldığım cemaat evinin karşısındaki apartmanda başka bir cemaat evinde kalırdı. BİM (Bölge İlkokul Mesulü) ya da BLM (Bölge Lise Mesulü) olarak faaliyet yürüttüğünü hatırlıyorum. Y.S.K. ile aynı evde ikamet ederlerdi. Yaser kod Y.Ş. ile beraber görürdüm. Sonraki yıllarda yurt dışına gittiğini biliyorum. Ancak cemaatin gönderip göndermediği konusunda bilgim yoktur.' şeklinde beyanda bulunduğu, 4-Tanık Y.S.P.nin ifadesinde 'Sormuş olduğunuz Tarık Korkmaz'ı tanıyorum. Benim Sınıfta olduğum 2009 yılında arkadaşlarımın kaldıkları bir cemaat evinde bu şahsın da ev abisi olarak vazife yürüttüğünü hatırlıyorum. Tamamen emin olmamakla birlikte sonraki yıllarda vazife olarak yükseldiğini ve BTM olduğunu düşünüyorum. Bir dönem Tahir kod adını kullandı. Hakkında başka bir bilgim yoktur.' şeklinde beyanda bulunduğu,5-Mali Bilirkişi raporuna göre şüphelinin 15/9/2014 tarihinde Bank Asya'da hesap açtırdığı, 30/9/2014-6/2/2015 tarihleri arasında üç seferde hesabına 300 TL yatırarak bireysel emeklilik poliçesi ödediği, şüphelinin hesap açtırdığı tarihten üç gün sonra yani 18/09/2014 tarihinde eşinin kendi hesabına 000 TL yatırdığı, takip eden tarihlerde 000 TL yatırarak parayı başka hesaplara havale ettiği anlaşılmıştır. Şüphelinin 21/1/2018 tarihli ilk ifadesinde Arnavutluk ülkesine gittiğini, burada 4 yıl teknik serviste çalıştığını beyan ettiği 5/10/2018 tarihli ifadesinde de kendisine sorulan yukarıdaki beyanları kabul etmediği,Tüm dosya kapsamında göre şüphelinin örgüt içerisinde ev abiliği, BLM, BİM, BTM gibi vazifeler icra ettiği, deşifre olmamak için Tahir Kod adını kullandığı, örgüt tarafından vazife yürütmek için Arnavutluk Ülkesine gönderildiği, Bank Asya'da hesap açtırılması ve para yatırılması için örgüt liderince talimat verildiği dönemde hesap açtırdığı, eşinin de aynı tarihte fahiş miktarda para yatırarak örgüt bankasına destekte bulunduğu, bu nedenle şüphelinin aile olarak örgüt taassubuyla hareket ettikleri görülmüş, şüphelinin FETÖ örgütünün üyesi olduğu anlaşılmıştır. Şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK’nın vd. maddeleri uyarınca tutuklanmasına karar verilmesi kamu adına talep olunur." Başvurucu 5/10/2018 tarihinde Edirne Sulh Ceza Hâkimliğince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli Tarık Korkmaz ile ilgili olarak, dosya içerisinde bulunan banka kayıtları, bilirkişi raporları, teşhis tutanakları, ayrıntılı ifade tutanakları, MASAK raporu, şüphelinin savunması ve diğer muameleli evraklar birlikte değerlendirildiğinde, şüphelinin kod adı kullandığı, talimat ile Bank Asya'ya para yatırdığı, örgüte eleman kazandırdığı, örgüt içerisinde sorumlu olarak görev aldığı yönünde oluşan somut deliller nazara alındığında şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, şüpheliye isnat edilen suçun 5271 sayılı CMK’nın 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması sebebiyle somut olayda bir tutuklama nedeninin de bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, işleniş şekli, suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırı dikkate alındığında tutuklama tedbirinin ölçülülük sınırları içerisinde kaldığı ve yukarıdaki gerekçelerle 5271 sayılı CMK'nın maddesinde yazılı adli kontrol tedbirlerinin somut olayda yetersiz kalacağı anlaşıldığından şüphelinin tutuklanmasına ... [karar verildi.]" Edirne Cumhuriyet Başsavcılığının 29/10/2018 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle Edirne Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır. İddianamede, tutuklamaya sevk yazısında yer alan delillere değinilmiş ve aşağıdaki değerlendirmelerde bulunulmuştur:"Silahlı terör örgütünün öğrenci yapılanmasında örgüt üyelerine belli sorumluluklar, belli görevler ve bu görevleri yürütecekleri belli bölgeler verdiği, öncelikle evlere 'abi-abla' sıfatıyla faaliyet yürüten bir kişinin lider olarak atandığı, ev abisi olan kişinin evdeki faaliyetlerden ve evde kalan öğrencilerin faaliyetlerinden sorumlu olduğu, BTM (bölge talebe mesulü) olarak görevlendirilen kişilerin ise 4 veya 5 evden sorumlu olup, deyim yerindeyse ev abilerinin abisi konumunda bulundukları, ev abilerinin düzenli olarak kendilerinden sorumlu BTM'ye rapor verdikleri ve BTM'den aldıkları talimatları yerine getirdikleri, BTM'lerin ise BBTM (büyük bölge talebe mesulü) olarak adlandırılan bir üst kademedeki örgüt üyelerine bağlı oldukları, bu şekilde örgüt içerisinde sorumlulukların dağıtılarak yürütüldüğü, yapılanmayı yönetme noktasında boş alan bırakılmadığı, neredeyse her coğrafi bölgenin ve her eğitim kademesinin (lise, üniversite vs) görevlendirilen sorumlularca idare edildiği, bölünerek organize edilen öğrenci yapılanmasında lise sorumlusu (BLM), üniversite sorumlusu, (BÜM ya da GÜM) gibi görevler verildiği, yukarıdan aşağıya doğru bir hiyerarşi bulunmakla birlikte düzenli şekilde faaliyetlerden hesap sorulduğu bir sistem oluşturulduğu,Örgütün her yapılanmasında olduğu gibi öğrenci yapılanmasında da gizliliğe önem verdiği, BTM ve üst mertebedeki kişilerin çoğunlukla kod isim kullandıkları, örgüt dışındaki kişilere ya da devlete karşı deşifre olmama maksadı yanısıra, alt mertebedeki örgüt üyelerine karşı da gizlilik sağlanmaya çalışıldığı, evde kalan öğrencilerin kendilerinden sorumlu olan BTM'yi çoğunlukla görmedikleri ve tanımadıkları, BTM ile mümkün mertebe ev abisinin muhatap olduğu, ev abilerinin de BBTM'yi tanımadıkları, bu şekilde daha hücresel ve müstakil gruplar oluşturulduğu,BLM (bölge lise mesulü) konumundaki kişilerin lise çağındaki öğrencilerle ilgilenerek onlara örgütün tanıtılması, üniversite çağına geldiklerine örgüt içerisinde kalmalarının sağlanması, örgütsel aidiyetlerinin sağlanması ve artırılması gibi görevlerinin bulunduğu, BÜM (Bölge Üniversite Mesulü) konumundaki kişilerin BBTM’ye bağlı oldukları, Üniversitede cemaat evlerinde veya yurtlarında kalmayan kişileri cemaate kazandırmak ile görevli oldukları, Bu izahlardan sonra şüphelinin örgüt içerisinde ev abiliği, BLM, BİM, BTM gibi vazifeler icra ettiği, deşifre olmamak için Tahir Kod adını kullandığı, kod adı kullandığı hususunda tanıkların ittifak ettikleri, örgüt tarafından vazife yürütmek için Arnavutluk Ülkesine gönderildiği, Bank Asya'da hesap açtırılması ve para yatırılması için örgüt liderince talimat verildiği dönemde hesap açtırdığı, bu şekilde örgüt bankasına destekte bulunduğu ve örgütün üyesi olduğu,Şüphelinin eşinin de aynı dönemde 000 TL bankaya para yatırarak örgüt liderinin çağrısına uyduğu, hakkında başka mahalde soruşturmanın devam ettiği anlaşılmıştır." İddianame, Edirne Ağır Ceza Mahkemesince 5/11/2018 tarihinde kabul edilmiş ve E.2018/323 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Başvurucunun tutukluluk durumu 4/12/2018 ve 18/1/2019 tarihlerinde dosya üzerinden incelenmiştir. Başvurucunun tutukluluk durumu 27/12/2018 tarihli duruşmada incelenmiş, başvurucu bu duruşmada savunmasını yapmış ve duruşmanın sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yaptığı itirazlar ise yine dosya üzerinden 5/12/2018, 8/1/2019, 16/1/2019 tarihlerinde reddedilmiştir. Başvurucunun ve müdafiinin katıldığı 13/2/2019 tarihli duruşmada da başvurucunun tutukluluk durumu değerlendirilmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. 13/2/2019 tarihli duruşmadan sonra başvurucunun tutukluluk durumu 11/3/2019 tarihinde dosya üzerinden incelenmiş; 27/2/2019, 6/3/2019, 22/4/2019 tarihlerinde de yine dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tutukluluğa itirazının reddine karar verilmiştir. 8/4/2019 tarihli duruşmada başvurucu da hazır bulunmuş ve bu duruşmanın sonunda başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Başvurucu 12/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Edirne Ağır Ceza Mahkemesi 10/7/2019 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"1-Suç tarihi ve öncesinde bankada mühendis olarak görev yapan sanığın 2007 yılında Trakya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünü kazanması ve kalacak yer arayışı neticesinde örgüt mensubunca kendisine ulaşılması üzerine örgüte ait evlerde kalmaya başladığı, 2012-2016 yılları arasında Arnavutluk ülkesinde birkaç küçük teknik servislik yâda analistlik yapacağım firmalarda çalıştığı, 2016 yılı Mayıs ayında Türkiye'ye geldiği, 2016 Temmuz ayında Türkiye Finans Katılım Bankasında Mühendis olarak işe başladığı ve devam ettiğini beyan ettiği, sanığın her ne kadar tüm aşamalarda verdiği ifadelerinde örgütle bağlantısı olmadığını beyan etmiş ise de;2-E.İ.nin 'Bana fotoğrafı gösterilen şahıstır. 2010 yılında Şahin Apartmanında kaldığım cemaat evinin abisi olan Tahir kod adlı Tarık Korkmaz isimli şahıstır' şeklinde beyanda bulunduğu,Tanık B.Ç.nin soruşturma aşamasında teşhis tutanağında 'Tarık isimli şahıs ifademde belirtmediğim ancak burada fotoğraflardan tanıdığım şahsın BLM (Bölge Lise Mesulü) olduğunu hatırlıyorum' şeklinde beyanda bulunduğu,B.nin teşhis tutanağında 'Fotoğrafını gördüğüm şahsı tanırım. Şahsın ismini Tarık olarak biliyorum. Cami durağının yan tarafında bulunan Baran Apartmanında ev imamlığı yaptığını daha sonra BTM olarak faaliyet yürüttüğünü biliyorum. Sonradan duyduğuma göre bu şahıs yurtdışına gitti. Şahsı kesin ve net olarak teşhis ettim. Bu şahıs bilgisayar mühendisliği mezunuydu. Cemaat tarafından yurt dışına gönderildi. Kayserili olduğunu bilirim.' şeklinde beyanda bulunduğu, Tanık S.Ü.nün ifadesinde 'Sorduğunuz Tarık Korkmaz'ı tanırım. Aynı yıllarda benim kaldığım cemaat evinin karşısındaki apartmanda başka bir cemaat evinde kalırdı. BİM (Bölge İlkokul Mesulü) ya da BLM (Bölge Lise Mesulü) olarak faaliyet yürüttüğünü hatırlıyorum. Y.S.K. ile aynı evde ikamet ederlerdi. Yaser kod Y.Ş. ile beraber görürdüm. Sonraki yıllarda yurt dışına gittiğini biliyorum ancak cemaatin gönderip göndermediği konusunda bilgim yoktur.' şeklinde beyanda bulunduğu,Tanık Y.S.P.nin ifadesinde 'Sormuş olduğunuz Tarık Korkmaz'ı tanıyorum. Benim Sınıfta olduğum 2009 yılında arkadaşlarımın kaldıkları bir cemaat evinde bu şahsın da ev abisi olarak vazife yürüttüğünü hatırlıyorum. Tamamen emin olmamakla birlikte sonraki yıllarda vazife olarak yükseldiğini ve BTM olduğunu düşünüyorum. Bir dönem Tahir kod adını kullandı. Hakkında başka bir bilgim yoktur.' şeklinde beyanda bulunduğu,Haklarında açılan soruşturmalarda etkin pişmanlıktan yararlanmış bir kısım tanıkların kovuşturma aşamasında kısmen beyanlarından vazgeçtikleri görülse de soruşturma aşamasındaki ifadelerini avukat eşliğinde vermeleri nedeniyle beyanından vazgeçmiş olmasının beyanına itibar edilmesini engellemeyeceğinin ortada olduğu, tanıkların beyanları dosya kapsamında değerlendirildiğinde sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğu anlaşıldığı,Sanığın söz konusu beyanları kabul etmediği, örgüt ile alakası olmadığını beyan etmesine rağmen birden fazla kişinin sanıkla ilgili aynı yönde yalan beyanda bulunmalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanığın örgütle olan bağlantısını inkar ettiği ve örgüt içerisinde bulunan hiç kimseyi bildirmediği,Tanık beyanlarından ve sanığın soruşturma aşamasındaki kendi beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanığın dini faaliyet görünümü adı altında Fetullah Gülen'in kitaplarının okunması bu şekilde fikirlerinin empoze edilmesi gibi sohbet adı verilen toplantılara katıldığı, üniversitede okurken Edirne'de örgüt evlerinde ikamet ettiği, Tahir kod adını kullandığı, sanığın yurt dışına örgütün yönlendirmesiyle gittiği, bu şekilde örgüt yapılanması içerisinde kod isimlerini bildiği ancak açık kimlik bilgilerini bilmediği örgüt sorumluları ile gizlilik içerisinde 'sohbet' adı verilen faaliyetlere katıldığı, sanığın hakkındaki tanık beyanlarını kabul etmediği, örgütü koruma amacını güttüğünün değerlendirildiği, bu şekilde yukarıda ayrıntıları izah edilen Fetullahçı silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile arasında organik ve sıkı bir bağ olduğu, örgütün bir üyesi olduğu, halen görevi başında iken yakalandıktan sonra üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği;Sanığın yukarıda ayrıntıları izah edilen Fetullahçı silahlı terör örgütü FETÖ/PDY ile arasında organik ve sıkı bir bağ olduğu, örgütün bir üyesi olduğu, bu şekilde üzerine atılı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği ve etkin pişmanlık göstermediği sabit olmakla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... cezalandırılmasına karar verilmiştir." Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf aşamasında derdesttir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..." 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...k) Yakalama veya tutuklama işlemine karşı Kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmayan,Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir." 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un maddesiyle 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na eklenen geçiçi madde şöyledir:"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından:...c) Tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri dosya üzerinden karara bağlanabilir. Tahliye talepleri en geç otuzar günlük sürelerle tutukluluğun incelenmesi ile birlikte dosya üzerinden karara bağlanabilir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 108 inci maddesi uyarınca yapılan tutukluluğun incelenmesi en geç, otuzar günlük sürelerle dosya üzerinden, doksanar günlük sürelerle kişi veya müdafi dinlenilmek suretiyle resen yapılır.”