Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/4520 E. , 2024/4998 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/4520 Karar No : 2024/4998 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- …/… VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Erzincan ili, Merkez ilçesi, … ve … mahallelerinde bulunan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, bölgedeki sağlıksız ve riskli yapılaşmanın çözümüne yönelik kentsel dönüşüm ve geli…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/4520 E. , 2024/4998 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/4520 Karar No : 2024/4998 DAVACI : … VEKİLİ : Av. … DAVALILAR : 1- …/… VEKİLİ : Av. … 2- … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Erzincan ili, Merkez ilçesi, … ve … mahallelerinde bulunan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, bölgedeki sağlıksız ve riskli yapılaşmanın çözümüne yönelik kentsel dönüşüm ve gelişim çalışmaları kapsamında Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 11/11/2019 tarihli 30945 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10/11/2019 tarihli 1775 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Erzincan ili, Merkez, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırmanın şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediği, acelelik halinin bulunmadığı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI: 1-Cumhurbaşkanlığı tarafından, dava konu taşınmazın da içinde yer aldığı alanın 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca Erzincan Belediye Başkanlığınca kentsel dönüşüm ve gelişim çalışmaları yürütülmekte iken bölgedeki sağlıksız ve riskli yapılaşmanın çözümüne yönelik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince dava konusu acele kamulaştırma kararı alındığı, bununla birlikte Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından bölgede başlatılan dönüşüm çalışmalarına ilave olarak aynı bölgede 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında dava konusu taşınmazı da içine alan yaklaşık 25,85 hektar büyüklüğündeki alan Bakanlık Makamının … tarih ve … sayılı Oluru ile "rezerv yapı alanı" olarak belirlendiği, dava konusu taşınmazı da sınırları içerisine alan rezerv yapı alanının 1.etabına ilişkin proje, fizibilite ve dönüşüm senaryosu çalışmalarının tamamlandığı, Bakanlıklarınca uzlaşma görüşmelerinin başlatıldığı, devamında yüksek düzeyde uzlaşma oranının sağlanmasının akabinde uzlaşma görüşmelerinin sona erdirildiği ve Bakanlık Makamının … tarih ve … sayılı Oluru kapsamında söz konusu Rezerv Yapı Alanında Hazine adına kamulaştırma yapmak üzere yetkilendirilen Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından dava konusu karar uyarınca acele kamulaştırma sürecinin başlatıldığı, davacı ile yürütülen uzlaşma görüşmeleri çerçevesinde diğer hissedar ...'e ulaşılamaması nedeniyle uzlaşma sağlanamadığı, davaya konu işlemin ilgili mevzuata uygun olduğu, iptal edilmesini gerektiren bir cihet bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. 2-Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, dava konu taşınmazın da içinde yer aldığı alanın 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi doğrultusunda Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı ilan edildiği, davacının uzlaşma görüşmelerine çağrıldığı ancak bu görüşmelerden netice alınamadığı, söz konusu alanın 2012 yılında kentsel dönüşüm alanı ilan edilmesine rağmen mülkiyet sorunları nedeniyle bu güne kadar herhangi bir dönüşüm gerçekleştirilemediği, bu nedenle acele kamulaştırma kararı alındığı dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Erzincan ili, Merkez ilçesi, Kızılay ve Hocabey mahallelerinde bulunan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, bölgedeki sağlıksız ve riskli yapılaşmanın çözümüne yönelik kentsel dönüşüm ve gelişim çalışmaları kapsamında Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 11/11/2019 tarihli 30945 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 10/11/2019 tarihli 1775 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının, Erzincan ili, Merkez ilçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No'lu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinin birinci fıkrasında, idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanunun 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, hükmüne yer verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde ise: "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolu esastır. Kentsel dönüşüm ve gelişim projesi kapsamında bulunan gayrimenkul sahipleri ve belediye tarafından açılacak davalar, mahkemelerde öncelikle görüşülür ve karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir. Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde, Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. 5393 sayılı Kanunda, kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanlarında bulunan yapıların boşaltılması, yıkımı ve kamulaştırılmasında anlaşma yolunun esas olduğu belirtildiğinden anlaşma sağlanamayan durumlarda kamulaştırma yapılması ve bu halde de kamulaştırmanın 2942 sayılı Kanun 27. maddesi uyarınca gerçekleştirilebilmesi için ise yukarıda da açıklandığı üzere acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu itibarla, kentsel dönüşüm ve gelişim projesini uygulayacak olan idarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulunca 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu alanın Erzincan Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı kararları ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi gereğince kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak belirlendiği, Erzincan Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu alanın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 8. maddesi gereğince kamulaştırılmasına karar verildiği, Erzincan Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile, kentsel dönüşüm alanı ilan edilen … ve … Mahallelerinde, 1939 depremi sonrası şehrin yeni yerleşim alanında ekonomik ömrünü tamamlamış, deprem riski çok yüksek eski binaların bulunduğu, şehrin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda söz konusu bölgede acilen dönüşümün yapılması gerektiği, yaklaşık 10 yıldır mülk sahipleri tarafından da kentsel dönüşümün yapılması için başvuruların olduğu, bölgedeki vatandaşların da kentsel dönüşümü desteklediğinin tespit edildiği, özellikle maliklere ulaşmanın ve uzlaşma sağlamanın mümkün olmaması nedeniyle, ayrıca parsel büyüklüklerinin de yeterli olmamasından dolayı söz konusu bölgede müstakil yapılaşmanın mümkün olmayacağı, belirtilen nedenlerle normal kamulaştırma ve uzlaşma işlemlerine başlanmasının kentsel dönüşüm sürecine bir katkısının olmayacağının görüldüğü, bu nedenle şehrin merkezi konumundaki söz konusu bölgede mülkiyet sorunlarının çözülmesi ve kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesi amacıyla ekli listede belirtilen taşınmazlar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde acele kamulaştırma kararı alınmasına karar verildiği, bu durumun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı yazısıyla Cumhurbaşkanlığına iletildiği ve "bölgedeki sağlıksız ve riskli yapılaşmanın çözümüne yönelik kentsel dönüşüm ve gelişim çalışmaları kapsamında Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu 10/11/2019 tarih ve 1775 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının tesis edildiği, dava konusu taşınmaz için ...Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… D.İş K:… sayılı kararıyla acele el konulması kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların kamulaştırılması için yeterli olmadığı, diğer taraftan söz konusu alanda riskli alan ilan edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı ve taşınmazların normal prosedüre göre kamulaştırılması işlemlerinin tamamlanmasının maliklere ulaşmanın ve uzlaşma sağlamanın mümkün olmaması nedeniyle uzun zaman alabileceği yolundaki gerekçenin de tek başına acele kamulaştırma nedeni olarak kabul edilemeyeceği sonucuna varıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dava konusu 10/11/2019 tarihli 1775 sayılı sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının dava konusu parsele ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dava konusu 10/11/2019 tarihli 1775 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Erzincan ili, Merkez ilçesi, … ve … mahallelerinde bulunan ve ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların, bölgede yürütülen kentsel dönüşüm ve gelişim çalışmaları kapsamında sağlıksız ve riskli yapılaşmanın çözümüne yönelik projenin ivedilikle hayata geçirilmesi amacıyla Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin karar verilmiştir. Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde "İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükmüne, aynı Kanunun 5. maddesinde, belediye yararına kamulaştırmalarda belediye encümeni tarafından kamu yararı kararı alınacağı düzenlenmiş, 6. maddesinde ise belediye encümeni tarafından alınmış olan kamu yararı kararının il merkezlerinde Valinin onayı ile tamamlanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına ve onaylanmasına gerek yoktur. Bu durumlarda yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir karar alınır." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinin birinci fıkrasında, "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir..." hükmüne yer yer verilmiştir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, Kanunun amacının, afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiş, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, "Rezerv yapı alanı", Kanun uyarınca gerçekleştirilecek uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya re'sen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanlar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 6. maddesinin onikinci fıkrasında; "Bakanlık, bu Kanunda belirtilen iş ve işlemlere ilişkin olarak TOKİ’ye veya İdareye yetki devrine ve bu iş ve işlemlerden hangilerinin TOKİ veya İdare tarafından yapılacağını belirlemeye yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; İdari işlemlerin nitelikleri gereği özel yasalarında genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma sürelerinin öngörülmüş olması halinde, idare tarafından idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri gösterilmedikçe özel dava açma sürelerinin işletilmesine olanak bulunmadığından, Anayasa’nın 40. maddesi hükmü uyarınca, özel dava açma süresine tabi olmasına rağmen bu hususun idari işlemde açıklanmaması halinde, dava konusu idari işlemin tebliği tarihinden itibaren özel dava açma süresinin değil, altmış günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerekmektedir. Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımlanması ilgililere tebliğ hükmünde olmadığından acele kamulaştırmaya ilişkin işlemlerin Anayasada yer alan bir temel hak ve özgürlük olan mülkiyet hakkını kısıtlayıcı nitelikte bireysel işlem olması karşısında otuz gün içinde dava açılacak idarenin gösterilmesi suretiyle ilgiliye tebliğ edilmesi, Anayasada güvence altına alınmış olan hak arama özgürlüğünün de gereğidir. Bu çerçevede, muhatapları açısından subjektif ve kişisel nitelikte olan acele kamulaştırma kararlarının, usulüne uygun yazılı bildirimi üzerine otuz gün içinde veya öğrenme üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde dava konusu edilebileceği, bu durumda 2577 sayılı kanunun 20/A maddesinin uygulanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/03/2015 tarihli, E:2014/5590, K:2015/891 sayılı kararı da bu yöndedir. Uyuşmazlıkta, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının davacılara tebliğ edildiğine dair belgenin dosyaya sunulmadığı ve davacılar tarafından öğrenme tarihi üzerine altmış günlük genel dava açma süresi içinde davanın açıldığı anlaşılmış ve davalı idarelerin davada süre aşımı bulunduğu yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden: Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verilmiş ve mülkiyet hakkı korunması gereken temel insan hakları arasında sayılmıştır. Mülkiyet hakkına müdahalelerin de olabileceği hükme bağlanarak bu müdahalelerde kamu yararı, kanuni düzenleme ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkının ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir. Bu bağlamda idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını kamulaştırabileceği 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanmış ve devam eden maddelerinde kamulaştırmanın usul ve şartları düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma usulünde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, aynı Kanunun 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanunun 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından aynı Kanunun 8. maddesine göre idarenin uzlaşma yoluyla satın alma usulünün denenmesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, aynı Kanunun 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Diğer bir deyişle, olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idare tarafından kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, yapılacak başvuru üzerine, mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir istisnai usul olarak öngörülmüştür. Diğer bir deyişle, Cumhurbaşkanlığınca acele kamulaştırma kararı alındıktan sonra makul süre içerisinde taşınmaza el konulması amacıyla Asliye Hukuk Mahkemesince ilgili idarenin başvurusu üzerine verilecek el koyma kararı ile, tapuda mülkiyetin el değiştirmesi beklenilmeden el konulan taşınmazdan yararlanma imkanı doğmaktadır. Dolayısıyla, el koyma kararından sonra, idarenin taşınmazın mülkiyetinin devrini sağlayabilmesi için, kamulaştırma sürecinin diğer aşamalarını, yani olağan kamulaştırma prosedürünün gereklerini yerine getirme zorunluluğu bulunmaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uzlaşma yoluyla satın alınmasının denenmesi, uzlaşma sağlanamazsa, idare tarafından 2942 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davası açılması gerekmekte olup, anılan davada, Mahkemece 30 gün içerisinde idari yargıda dava açılabileceği ihtarını içeren meşruhatlı tebligat üzerine, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının iptali istemiyle görevli ve yetkili İdare Mahkemesinde dava açılabileceği; söz konusu davada, kamulaştırma ve/veya kamu yararı kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılacağı ve ilgili taşınmaz malikinin iddialarının anılan davada incelenebileceği açıktır. Bu anlamda, acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırma usulü arasındaki temel fark, olağan kamulaştırmada ancak süreç sonunda mahkemece tescil hükmünün kurulmasıyla idarece kullanılabilir hale gelen taşınmazın, acele kamulaştırma usulünde, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, sürecin en başında idarece kullanılabilir hale gelmesinden kaynaklanmaktadır. Görüldüğü üzere, acele kamulaştırma usulü, idareye taşınmazlara olağan kamulaştırma usulüne göre daha hızlı ve kolay biçimde el konulmasını sağladığından, bireyin mülkiyet hakkının korunması bakımından da temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına ilişkin anayasal ilkelere uygun işlem tesis edilmesi gerekmektedir. İdarelerin kamusal bir hizmetin görülmesinde gecikme yaşanması halinde daha fazla kayba uğramasının önüne geçilebilmesi amacıyla bu istisnai yola başvurması sonucunda, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkından yoksun kalmasına yol açılacağından, hizmetin gerçekleştirilmesinde amaçlanan kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil dengenin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma işleminin mülkiyet hakkından yoksun bırakma sonucunu doğuracak olması nedeniyle kesin, açık, öngörülebilir, belirli koşullar altında usulüne uygun olarak tesis edilmesi gerekmekte olup, olağan kamulaştırma usulünün malike sağladığı tüm güvenceleri ortadan kaldırmadığı da gözden uzak tutulmamalıdır. (AYM, Ali Ekber Akyol ve diğerleri, B. No: 2015/17451, 16/2/2017) Acele kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığına yönelik hukuki denetiminin diğer idari işlemler gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden incelenerek yapılması gerektiği de açıktır. Bu kapsamda, acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerekmektedir. Burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağı tabiidir. Diğer taraftan, acelilik halinin varlığının ortaya konulması, işlemin temel dayanağını teşkil etmektedir. Acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği açıktır. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu alanın Erzincan Belediye Meclisinin .. tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı kararları ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi gereğince kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak belirlendiği, Erzincan Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararıyla uyuşmazlığa konu taşınmazın da bulunduğu alanın 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 8. maddesi gereğince kamulaştırılmasına karar verildiği, Erzincan Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile, kentsel dönüşüm alanı ilan edilen Kızılay ve Hocabey Mahallelerinde, 1939 depremi sonrası şehrin yeni yerleşim alanında ekonomik ömrünü tamamlamış, deprem riski çok yüksek eski binaların bulunduğu, şehrin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda söz konusu bölgede acilen dönüşümün yapılması gerektiği, yaklaşık 10 yıldır mülk sahipleri tarafından da kentsel dönüşümün yapılması için başvuruların olduğu, bölgedeki vatandaşların da kentsel dönüşümü desteklediğinin tespit edildiği, özellikle maliklere ulaşmanın ve uzlaşma sağlamanın mümkün olmaması nedeniyle, ayrıca parsel büyüklüklerinin de yeterli olmamasından dolayı söz konusu bölgede müstakil yapılaşmanın mümkün olmayacağı, belirtilen nedenlerle normal kamulaştırma ve uzlaşma işlemlerine başlanmasının kentsel dönüşüm sürecine bir katkısının olmayacağının görüldüğü, bu nedenle şehrin merkezi konumundaki söz konusu bölgede mülkiyet sorunlarının çözülmesi ve kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesi amacıyla ekli listede belirtilen taşınmazlar için 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde acele kamulaştırma kararı alınmasına karar verildiği, bu durumun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 21.10.2019 tarih ve 182723 sayılı yazısıyla Cumhurbaşkanlığına iletildiği ve "bölgedeki sağlıksız ve riskli yapılaşmanın çözümüne yönelik kentsel dönüşüm ve gelişim çalışmaları kapsamında Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin dava konusu 10/11/2019 tarih ve 1775 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının tesis edildiği, öte yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı Oluru ile "Erzincan Belediye Başkanlığı tarafından, Erzincan ili, Merkez ilçesi, … ve … Mahalleleri sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 25,85 hektar büyüklüğündeki alanın 6306 sayılı Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca "rezerv yapı alanı" belirlenmesinin talep edilmesi üzerine yaklaşık 25,85 hektar büyüklüğündeki alanın, "rezerv yapı alanı" olarak belirlenmesine karar verildiği, Bakanlık Makamının … tarihli ve … sayılı Oluru ile de 6306 sayılı Kanun kapsamında belirtilen rezerv yapı alanında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca Hazine adına kamulaştırma ile yıkım ve enkaz kaldırma işlemlerinin yapılması için Erzincan Belediye Başkanlığı'nın yetkilendirildiği, ...Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:… D.İş K:… sayılı kararıyla taşınmaza acele el konulması kararı verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda , davaya konu acele kamulaştırma kararının, kentsel dönüşüm alanı ilan edilen Erzincan ili, Merkez ilçesi, … ve … Mahallelerinde, 1939 depremi sonrası ekonomik ömrünü tamamlamış, deprem riski çok yüksek eski binalar bulunduğundan, şehrin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda söz konusu bölgede acilen dönüşümün yapılması gerekliliği, maliklere ulaşmanın ve uzlaşma sağlamanın güçlüğü ve parsel büyüklüklerinin de yeterli olmaması nedeniyle bölgede müstakil yapılaşmanın mümkün olamayacağından bahisle alındığı, yukarıda belirtilen hususlar birlikte değerlendirildiğinde, normal kamulaştırma sürecinin, 2012 yılında başlayan ve idareden kaynaklanmayan sebeplerle uzun yıllar geçmesine rağmen sonuçlandırılmaması sebebiyle kentsel dönüşüme bir katkısının olmayacağı, alanın deprem bölgesi olduğu da dikkate alındığında bölgede mülkiyet sorunlarının çözülmesi ve biran evvel sağlıklı yapılaşmaya kavuşması amacıyla tesis edilen davaya konu işlem yönünden acelelik halinin ve kamu yararının mevcut olduğu sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinin birinci fıkrasında, "Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir..." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaza el konulabileceği, Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir. Uyuşmazlıkta, esasen belediyelerin genel görevleri içinde olan çarpık yapılaşmanın önlenmesi, nüfusun ihtiyacı olan olası depreme dayanıklı, çağdaş ve yaşanabilir alanlar imar edilmesi için ihtiyaç duyulması halinde kamulaştırma yapılması mümkün olmakla beraber, anılan nedenlerin acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı, acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler ve inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekirken, şehrin yeni yerleşim alanında ekonomik ömrünü tamamlamış, deprem riski yüksek eski binaların bulunduğu, şehrin gelişen ihtiyaçları doğrultusunda söz konusu bölgede acilen dönüşümün yapılması gerektiği, maliklere ulaşmanın ve uzlaşma sağlamanın mümkün olmaması gibi genel nedenlerle acele kamulaştırma kararı alındığı görülmektedir. Bu durumda, bir bölgenin 5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesinin söz konusu bölgede bulunan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, diğer taraftan söz konusu alanda riskli alan ilan edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı dikkate alındığında, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulamadığı sonucuna varılmış olup, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından 10/11/2019 tarih ve 1775 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının davaya konu taşınmaz yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.