Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/9713 E. , 2024/1490 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/9713 Karar No : 2024/1490 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı /... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...'u Temsilen... Sendikası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde ö…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/9713 E. , 2024/1490 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/9713 Karar No : 2024/1490 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı /... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ...'u Temsilen... Sendikası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair... tarih ve... sayılı işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması işlemi nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; kesinleşmiş mahkeme kararı ile davacının terör örgütü PKK/KONGRA-GEL/KCK ile üyelik düzeyinde ilişkisinin varlığı, dolayısıyla anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu ve Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilmiş olduğundan, kamu görevinden çıkarılmayı gerektiren diğer delillerin incelenmesine gerek kalmaksızın, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan, davacının dava dilekçesinde talep ettiği parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebinin de kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının her ne kadar kesinleşmiş mahkeme kararı ile terör örgütü PKK/KONGRA-GEL/KCK ile üyelik düzeyinde ilişkisinin varlığı, dolayısıyla iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, Anayasa Mahkemesi kararı üzerine yapılan yeniden yargılama neticesinde davacının beraatine karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, davacı hakkında terör örgütü KCK/TM-DEK'in üyesi olduğu, çoğunlukla da örgütün Ege Bölgesi yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğü ve PKK/KCK terör örgütü ile ilişkisinin bulunduğu değerlendirmesini somutlaştıran herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatını ortaya koyan bir bilgi ve belge bulunmayan davacının kamu görevinden çıkarıldıktan sonra göreve iadesi talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan dava konusu işlem Dairelerince hukuka uygun bulunmadığından, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasında, bu madde kapsamında göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarılma tarihlerini takip eden aybaşından göreve başladıkları tarihe kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği kurala bağlandığı da dikkate alınarak, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de kabulü gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından; davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, söz konusu tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve darbe teşebbüsüyle ilgilinin arasında bağ kurulmasının aranmadığı, Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette olduğuna karar verilen "yapı", "oluşum" veya "gruplar"la bağ kurulmasının yeterli görüldüğü, davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 6. maddesinde öngörülen Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu kararının birçok temel hak ve özgürlüğü ihlal ettiği için hukuka aykırı olduğu, Anayasa'nın 129. maddesinde ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 6. maddesinde öngörülen sadakat ilkesine aykırı eylemlerde bulunmadığı, İdare Mahkemesince, Anayasa'da yer almayan devlete sadakat yükümlülüğü kavramının yaratıldığı, hiçbir somut delil gösterilmeden, savunması alınmadan ve adil bir yargılama yapılmaksızın kamu görevinden çıkartıldığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NÜN DÜŞÜNCESİ : İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dava dosyası tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: ... İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde öğretmen olarak görev yapan davacı, 07/02/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, davacının kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvuru Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği, söz konusu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ...e E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, davacının bazı eylemlerinin terör örgütü üyeliği suçundan verilen mahkumiyet kararında delil olarak kullanılması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi'nin... tarih Başvuru No:... Bireysel başvuru kararında toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden başvurusunun kabul edilebilir olduğuna karar verildiği, bu karar üzerine yapılan yeniden yargılama neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla beraatine karar verildiği ve anılan kararın 22/10/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 07/02/2017 tarih ve 29972 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 686 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Davacı hakkında terör örgütüne üye olmak suçundan açılan adli soruşturma neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen...tarih ve Soruşturma No:..., Esas No:..., İddianame No:... sayılı iddianamede; bağımsız bir devlet kurmak fikri ile 1978 yılında kurulan ve 1984 yılından itibaren silahlı faaliyetlerine devam eden PKK terör örgütünün bağımsız devlet kurma amacına salt silahlı mücadele ile ulaşmasının veya ulaşmaya çalışmasının hayatın normal akışına göre mümkün olmayacağı, bağımsızlık ve devlet gibi düzenli işleyen canlı bir mekanizmanın oluşturulabilmesi için sadece silahlı mücadele ile değil, sivil toplum, eğitim, sosyal, siyasi ve diğer alanlarda da çalışma yapmak zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda, silahlı faaliyetler dışında belirtilen şekilde de faaliyet gösterildiği, terör örgütünün “Demokratik Cumhuriyet ve Barış Projesi” adlı yeni stratejisine ilişkin yapmış olduğu değerlendirmede; geçmiş dönemin sözde mücadelenin diriliş safhasını oluşturduğu ve silahlı bir nitelik arz ettiği, bundan sonraki dönemin ise sözde kurtuluş safhasını oluşturacağı ve siyasal nitelikli olacağının belirtildiği, bu doğrultuda “Serhildan” ve “sivil itaatsizlik” kavramlarının gündeme getirildiği, terör örgütü yönetimi tarafından şehirlerde yürütülecek eylem ve etkinliklerin iki grupta toplandığı, bunların Serhildan (başkaldırı-isyan) ve sivil itaatsizlik olarak adlandırıldığı, söz konusu eylemlerin mevcut hukuki durum esnetilerek gerçekleştirildiğinden, kamuda çalışan sempatizanların da katılımının sağlanması işten çıkarılma korkularının önüne geçilerek örgütsel faaliyetlere her alanda katılımın sağlanmasının amaçlandığı, örgütçe yapılan değerlendirmelerde, sokak hareketlerine dayanan bu faaliyetlerin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin örgüt talepleri doğrultusunda adım atmasını sağlayacağı gibi, uluslararası kamuoyunu da etkileyebileceği ve neticede 15 yılda elde edilemeyen sonuçların bu faaliyetlerle beş yılda elde edilebileceğinin umulduğu, güvenlik güçlerine karşı silahlı alanda bir başarı kazanamayacağının ve hedeflerine ulaşamayacağının farkına varan terör örgütünün mevcut şartları da göz önünde bulundurarak aynı zamanda güvenlik güçlerini mücadele dışında bırakacak legal ve siyasi alanda mücadeleyi esas aldığı, başta Türkiye olmak üzere Kürtlerin yaşadığı diğer ülkelerde (İran, Irak, Suriye ve Avrupa), en küçük demokratik yasal hak arama hareketleri ve kitle eylemlerinden silahlı direnişe kadar uzanan çok geniş yelpazedeki eylem biçimlerinin yer aldığı stratejiyi sözde “Meşru Savunma Stratejisi” adı altında temel strateji olarak benimsediği, bu stratejinin altında ise anayasal alanda Kürt kimliğinin tanınması ve örgütlenmesi, demokratik ve kültürel alanda Kürtçe eğitim, TV hakkı, yasal ve idari alanda idam cezası, OHAL ve G.K.K. uygulamalarının kaldırılması, ekonomik ve sosyal alanda köye dönüşün sağlanması, zarar görenlere tazminat ödenmesi ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerine yatırımların artırılması vb. hususlarının belirtildiği, terör örgütü sempatizanları sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler şeklinde örgütlenirken, kamuda çalışan sempatizanların örgütlenme zorluğu nedeniyle sendikal faaliyetler yasal kamuflaj olarak kullanılarak örgütlenme faaliyetlerinin bu alanda da sürdürüldüğü, geçmiş dönemde Özellikle Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)’na bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) içerisinde Yurtsever Emekçi Memurlar olarak yapılanan sempatizan memurların, 2005 yılı itibarıyla Demokratik Emek Konfederasyonu (KCK/TM-DEK) adıyla kamuda çalışan tüm sempatizan memurları kapsayacak şekilde yapılandıkları, KCK/TM-DEK'in terör örgütünün son dönem yapılanması olan KCK yapılanmasında daimi komiteler içerisinde emekçiler bölümü kapsamında faaliyet gösterdiği, DEK yapılanmasının amaç ve faaliyetleri incelendiğinde; sözde anadilde eğitim hakkı verilmesi, kürtçe dil dersi verecek öğretmenler yetiştirilmesi, kürtçenin Türkçe ile birlikte resmi dil olması, uzun vade de bölücü ideolojiye bağlı sendika oluşturulması, başta KESK üyesi olan 231 bin memur olmak üzere 463 bin DİSK üyesinin kontrol altına alınarak siyasi alanda örgütsel taleplerin kabulü bakımından elinde grev silahı bulunan işçi ve memur yapısının baskı unsuru olarak kullanılmasının amaçlandığı yönünde bilgilerin yer aldığı görülmüştür. Bununla birlikte yukarıda yer verilen iddianamenin davacıyla ilgili kısmında; "...Şüpheli KCK/TM-DEK MYK delegesi olduğu, 16–18 Ocak 2009 tarihlerinde ... ilinde düzenlenen ... Konferansa katılarak oy kullandığının ... sayılı iletişimin tespiti tutanaklarından ve ... Havayollarına ait Uçak yolcu listesinden anlaşıldığı, şüphelinin aynı zamanda KCK/TM-DEK’in ... bölge yürütme üyesi olarak ... il sorumlusu görevini de yerine getirdiğinin... sayılı iletişimin tespiti tutanakları ile belirlendiği, Şüpheli...’un; ... ilinde diğer iş kollarına bağlı sendikalarda KCK/TM-DEK yapılanmasına yönelik çalışmalar yürüttüğü, ... ilinde yapılan KCK/TM-DEK ... bölge toplantılarına katıldığı( ... ), KCK/TM-DEK yapılanmasının amaçları doğrultusunda hedefler arasında yer alan DİSK içerisinde de örgütlenme için çalışmalar yaptığı( ...), M.H.K.'den aldığı talimatlarla eğitim ve örgütleme çalışmaları yürüttüğü (TAPE ...), KCK/TM-DEK bölge yürütme üyesi E.A.A.'nın talimatıyla fon adı altında aidat toplanmasını sağladığı ( ...), ... ilindeki KCK/TM-DEK üyelerini, ... bölge toplantıları ve İl toplantıları hakkında bilgilendirerek bu toplantılara katılmalarını sağladığı (...), KCK/TM-DEK merkezi konferansı neticesinde yayınlanan ve KCK/TM-DEK yapılanmalarına verilen talimatlar gereği 29 Mart yerel seçimleri öncesinde aday belirleme sürecine müdahil olarak çalışma yaptığının( ...) tespit edildiği, şüphelinin evinde yapılan aramada suç unsuruna rastlanılmadığı. Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, 16-18 Ocak 2009 tarihinde ... ilinde ... Merkezi Konferansının yapıldığı, Şüpheli ...’un, bu toplantıya soruşturma kapsamında bulunan şüpheliler M.HK., S.E.Y., N.K., M.Ç., A.D., Y.G., G.İ., L.Ö., Mi.Ç.; H.U. ve S.M. ile birlikte delege olarak katıldığının, şüpheliler M.H.K., S.E.Y., N.K., M.Ç., A.D., ..., M.Ç, Y.Ö. ve S.D. ile birlikte ilimizden ... iline ... havayollarına ait 16 Ocak 2009 tarihinde 10.15 uçağı ile gittiğinin, yolcu listelerinden ve hava alanı güvenlik kamera kayıtlarından tespit edildiği, ayrıca iletişim tespit tutanakları ve baz bilgisi kayıtlarından da şüphelinin belirtilen tarihler arasında ... ilinde olduğunun kesin bir şekilde belirlendiği, Şüpheli kendisine sorulduğunda diğer bir kısım şüpheliler gibi özel mazereti nedeniyle 16 Ocak 2009 tarihinde ... iline kız kardeşi ...’nın nişan töreni için gittiğini söylemiş ise de bu beyanının suçtan kurtulmaya yönelik olduğundan itibar edilmemesi gerektiği, çünkü soruşturma kapsamında bulunan diğer şüpheliler ile birlikte aynı tarihte, aynı uçakta yolculuk etmesinin tesadüf olamayacağı, soruşturma kapsamında gözaltına alınan bir kısım şüphelilerin hepsinin aynı günlere denk gelen özel mazeretlerinin olmasının ve bir birinden bağımsız sebeplerle ile aynı uçakla ... ile gitmelerinin hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, şüpheli ..., şüpheliler M.H.K., S.E.Y., N.K. isimli şüpheliler ile ... ilinde görüşmediğini söylemiş ise de baz bilgisi kayıtları incelendiğinde, şüpheliler M.H.K., S.E.Y. ile şüpheli ...’in baz bilgilerinin çakıştığı, buna göre şüphelilerin aynı tarih ve zamanda bir arada olduklarının ortaya çıktığı, Baz bilgisi kayıtlarının yaklaşık bir değer verdiği iddia edilebilirse de bir birlerinden bağımsız olarak Diyarbakır iline gittikleri iddia eden şüphelilerin cep telefonlarının nüfusu 1 milyondan fazla olan bir ilde aynı zaman diliminde aynı baz istasyonundan sinyal vermesinin mümkün bulunmadığı, Şüpheli ...’un, ... sayılı iletişimin tespiti tutanağı ile tespiti yapılan şüpheli H.D. ile yapmış olduğu görüşmede bir toplantı için zaman ve yer belirledikleri bu toplantı öncesinde H.D.'nin memur olmamalarına rağmen işçi sınıfından şahısların bir araya gelerek oluşturdukları değişik iş kollarına bağlı sendika üyeleri ile görüştüğü DEK kapsamında taban oluşturma gayretlerini gösterdiği, şüpheli ... ile yapılacak toplantı için ... 1 veya 2 nolu şubede toplanma kararı almaya çalıştıkları, şüpheli ...’in hal... ... ili ... ... Sen temsilciliği üyesi olması ve herhangi bir üst yönetim kadrosunda olmamasına rağmen birbirlerinden bağımsız bir yapıya sahip şube üyelerinin bir yer belirleyerek orda toplantı düzenlenmesine karar vermeleri ve bu toplantıya M.B. ve yine memur olmayan şüpheli A.D.'yi de çağırma planları yapmalarından ,burada DEK kapsamında bir toplantı yapılacağının açık bir göstergesi olduğu, aynı konuda bir diğer görüşmenin de ... de geçtiği, ayrıca bu tapede şüpheli M.H.K'nın seçildiğinden bahsedilerek örtülü olarak DEK Ege Bölge Sorumluluğuna ve ... üyesi olarak seçildiğinden bahsedildiği, ayrıca şüpheli M.Ç.'nin de ... ilinde yapılan merkezi konferansa katılarak burada oy kullandığı yapılan seçimlerde gösterdiği tavır nedeniyle şüpheli ... tarafından da eleştirildiği, bununda şüpheli M.nin belirtilen tarihlerde ... ilinde olduğunun kesin bir delili olduğu, ve şüpheli ... in söz konusu yapılanma içerisinde her şeyden bilgisi olduğunu gösterdiği. Yukarıda izah edildiği üzere şüpheli...KCK/TM Sosyal Alan Merkezi DEK in içinde bulunduğu delege olarak seçime katıldığı, şüpheliler ile DEK in faaliyetlerine uygun görüşmeler yaptığı göz önünde bulundurulduğunda şüphelinin üzerine atılı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinin anlaşıldığı..."şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. Temyize konu İdare Dava Dairesi kararında da belirtildiği üzere; bakılan bu davada ceza yargılamasından bağımsız olarak, PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisak yönünden değerlendirme yapılması nedeniyle, ceza yargılaması sırasında ya da savcılık soruşturmasında elde edilen delillerin davacının PKK/KCK silahlı terör örgütüyle iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, FETÖ/PDY tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler kapsamında, yine Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı silahlanmış bir terör örgütü olan PKK/KCK'ya yönelik olarak da tedbir alınmasının ve bu bağlamda kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılmasının, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerekmekte olup, davacının KCK/TM-DEK'in merkez yürütme kurulu üyeliği ile ... il sorumlusu olduğu, ... ilinde yapılan KCK/TM-DEK toplantılarına katıldığı, aynı suçtan hakkında soruşturma yürütülmüş M.H.K.'den aldığı talimatlarla eğitim ve örgütlenme faaliyetleri yürüttüğü, fon adı altında KCK/TM-DEK için aidat toplanmasını sağladığı, KCK/TM-DEK yapılanmasının verdiği talimatlar doğrultusunda 29 Mart 2009 yerel seçimleri öncesinde aday belirleme faaliyetlerine katıldığı, 16/18 Ocak 2009 tarihinde ... ilinde yapılan DEK Merkezi Konferansına davacı ve aynı suçtan haklarında adli soruşturma yürütülmüş şahısların birlikte katıldığı yönündeki tespitlerin, davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu ve bu nedenle davacının kamu görevinden çıkarılmasının söz konusu olağanüstü durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının hak ediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 21/02/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.