T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/246 - 2025/1663 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/246 KARAR NO : 2025/1663 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.11.2023 NUMARASI : 2022/111 Esas 2023/979 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.01.2026 İlk de…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/246 - 2025/1663 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/246 KARAR NO : 2025/1663 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.11.2023 NUMARASI : 2022/111 Esas 2023/979 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 04.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde;17.09.2021 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken; önünde seyreden dava dışı ...'un sevk ve idaresinde olan araca çarpması ile maddi hasarlı kazanın meydana geldiğini; kazaya, davalı ...'un sevk ve idaresindeki, davalı ...’un maliki olduğu ve davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı aracın, davacının aracının seyir yönüne göre yolun sağından gelip sola dönmek istemesinin neden olduğunu, kaza tespit tutanağında, davalının sağ şeritten gelerek, sola dönmek istediğini kabul ettiğini, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, kaza neticesinde, davacının aracında değer kaybı oluştuğunu ve davalıların zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek; şimdilik 100,00 TL'nin kazanın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, dosya üzerinde yapılan tüm ödemelerin poliçe teminat limitinden mahsup edilmesi gerektiğini, karşı yan aracında meydana gelen araç hasar tazminatı için karşı yana 03.01.2022 tarihinde 9.952,90-TL rücuen tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, sigorta şirketinin tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, davaya konu edilen aracın, davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının da tespitinin gerektiğini savunarak davanın esastan reddini istemiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; yaşanan olayda araç sürücüsü davalının, davacının kullandığı aracın önündeki araç dahi olmayıp, ...'un aracının önündeki araç olduğunu, ...'un aracının hızını düşürmesi nedeniyle, takip mesafesini ayarlayamayan davacının bu araca arkadan çarptığını, asli kusurlu olan davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı ...'un kazanın oluşmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının kazaya sebebiyet vermesini içerir herhangi bir ikrarının bulunmadığını, davacının hız ve takip mesafesi kurallarına uymadığının sabit olduğunu davalıların kusursuz olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davanın, tazminat davası olduğu; 26.01.2023 tarihinde mahallinde keşif yapıldığı ve keşif sırasında tanıkların dinlendiği, keşif sonrası trafik bilirkişisi ile makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 07.02.2023 havale tarihli kök raporunda; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/c maddesi çerçevesinde, sürücü ...'ın %100 asli kusurlu olduğu, sürücü ... ve sürücü ...'un oluşan kazada herhangi bir kusurlarının bulunmadığının belirtildiği, rapora itiraz edilmesi üzerine; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 02.10.2023 tarihli raporda; davacı sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği; raporun karar vermeye elverişli olduğu; davacının, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunu kanıtlayamadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, gerekçesiyle “davacının davasının reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kusur raporunu kabul etmediklerini, davalının trafik yoğunluğuna rağmen, sol şeride geçmesi için müsait anı beklemeden geçmek istemesi ile kazanın meydana geldiğini, alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu, mahkemece 07.02.2023 tarihinde, kazanın meydana gelmesinde, ani manevra yapan davalının kusurlu olduğunun belirtildiğini; talepleri doğrultusunda, bu kez davalının trafik akışını tehlikeye sokan durum olmadığını belirtmesi üzerine raporda çelişki meydana geldiğini, ayrıca dosyada alınan tüm raporlar arasında da çelişki olduğunu, mahkemece alınan raporda, ...’un düz olarak gittiği ifade edilmişken, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporda, dava dışı ...’un kavşaktan olay yerindeki bulvara giriş yapmak için yavaşladığının kabul edildiği, bu nedenle olayın oluşuna ilişkin raporlar arasında çelişki bulunduğunu; davalı tarafından dosyaya sunulan uzman mütalaasında da, sola dönüş yapmak isteyen ...’un önündeki araca çarpmamak için fren yapıp durduğu esnada kazanın meydana geldiği belirtilmiş, sola döneceğinin ...’un ifadelerine göre değerlendirildiğinin belirtildiğini, raporlar arasında oluşa ilişkin de çelişki bulunduğunu, raporlar arasındaki çelişkiye rağmen, raporun hükme esas alınmamasının hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle, araçta oluşan değer kaybının tazmini istemidir. Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru kanıtlanmadığından davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı tarafından kusur raporları arasında çelişki olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru olduğundan bahisle istinaf edilmiştir. Olay tarihinde davacının, sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, önünde seyreden dava dışı ...'un sürücüsü olduğu aracın, yolun sağından gelerek, sola dönmek isteyen davalıların sürücüsü ve işleteni olduğu araca, durarak/yavaşlayarak yol verdiği esnada, davacının aracı ile önünde duran, dava dışı ... idaresindeki araca arkadan çapması ile trafik kazasının meydana geldiği, kaza tespit tutanağı, ilk derece mahkemesi kararında da değinilen ...'un tanık olarak beyanı ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece mahallinde keşfen alınan raporda ve itiraz üzerine Adli Tıp Kurumundan alınan raporda kazanın bu oluş şekli değerlendirilmek suretiyle, kazanın meydana gelmesinde, davacı önündeki aracın, davalı sürücüye yol vermek için durması üzerine, davacının takip mesafesini korumayarak, önündeki araca çarpması ile kazanın meydana geldiği değerlendirilerek, kazanın meydana gelmesinde davacının %100 kusurlu olduğunun kabul ediliği görülmüştür. Davacı vekili tarafından kusur raporunun çelişkili olduğu ve davalının ani manevrasının, davacı önündeki aracın durmasına, davacının da bu araca çarpmasına neden olduğu ileri sürmüş ise de; tanık beyanı da nazara alındığında, davalının eylemi ile kaza arasında uygun nedensellik bağının bulunmamasına, davacının önündeki aracın yavaşlaması sırasında, takip mesafesini korumayarak, önündeki araca çarpması neticesinde meydana gelen kazada davacının tam kusurlu kabul edilmiş olmasının oluşa uygun olmasına, davacı önündeki aracın kavşakta düz gidecek olmasının yahut sola dönecek olmasının, davacının korumak zorunda olduğu takip mesafesi açısından bir etkisinin bulunmamasına göre davacının kusura ve oluşa yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine, 5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 19.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.