8. Hukuk Dairesi 2013/12204 E. , 2013/16402 K. ....... ... ile......... aralarındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının kabulüne dair ........ Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 182/267 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Dur…
**8. Hukuk Dairesi 2013/12204 E. , 2013/16402 K.** **"İçtihat Metni"** ....... ... ile......... aralarındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasının kabulüne dair ........ Mahkemesi'nden verilen 05.07.2012 gün ve 182/267 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.11.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü taraflardan kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. Temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, davacının......... mahalles.........adresindeki binanın 1/2 oranında maliki olduğunu, binanın diğer malikinin .........isimli şahıs olup, davacının bu yeri diğer hissedar ......ile birlikte......Noterliğinin 17.01.1989 gün ve ....... yevmiye numaralı .....ile satın aldığını, dolayısıyla davacının arsanın zilyedi durumunda olduğunu, söz konusu binanın diğer hissedar ...... tarafından davalıya yaklaşık 2,5-3 yıldan bu yana kiraya verildiğini, o günden beri de bu binanın davalı tarafından kullanıldığını, davalının hisseli bir taşınmazı tek bir hissedardan kiralama yolunu tercih ettiğini, davacının hiçbir zaman bu kira akdine muvafakat ve icazet vermediğini, davalının bugüne kadarki tüm kiraları da diğer hissedara ödediğini, davacıya ödenen tek bir kuruş kira bedeli olmadığını açıklayarak davacının 1/2 oranında maliki olduğu taşınmaza fuzuli şagil konumundaki davalının haksız elatmasının önlenmesine ve davalının taşınmazdan tahliye edilerek taşınmazın davacıya teslimine, ayrıca fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 01.01.2008 ile 04.03.2011 tarihleri arasında dava konusu taşınmazın davacının hissesine isabet edecek ecrimisil bedelinin bilirkişi marifetiyle tespit edilerek, tespit edilecek ecrimisil bedelinin şimdilik yalnızca 10.000 TL'sinin haksız işgalin başladığı tarihten itibaren tahakkuk eden her bir ay için ayrı ayrı hesaplanarak, ödeme gününe dek işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. .......... Davalı ......... vekili, davacının iddia edildiği gibi binanın 1/2 oranında maliki olmadığını, binanın.......... tarafından yapıldığını, davalının Belediye veya tapuda mal sahibini araştırma zorunluluğu olmadığından davacının davasını müvekkili şirkete karşı değil, ortağı olduğunu iddia ettiği ........açması gerektiğini, davada husumetin yanlış tevcih edildiğini, husumet itirazında bulunduklarını, davalının yasal bir kira akdine dayanarak burada iştigal ettiğini, iddia edildiği şekilde fuzuli şagil olmayıp fuzuli işgalin şartlarının olayda mevcut olmadığını, davacının bugüne kadar ortalıkta görünmediği gibi davalıya bir ihtar da çekilmeyip temerrüt olgusunun yerine getirilmediğini, olayda davacının hissesinin 1/2 oranında olduğunu, bu durumda davacı taleplerinin yerinde bulunmadığını açıklayarak dava şartı, ilk itirazlar yönünden ve esastan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece,..........6820 ada 4 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binadaki davacının hissesine davalının elatmasının önlenmesine, 01.04.2008 – 04.03.2011 tarihleri ile ilgili 21.850 TL alacağın dönem sonları itibarı ile hesap edilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu 6820 ada 4 parsel 03.11.1988 tarihinde imar nedeni ile Hazine adına tapuda kayıtlıdır. Tapu kaydının muhdesat bilgileri kısmında “kargir bina.......aittir” yazılıdır.........7.1.1989 tarih .............. yevmiye numaralı tapuda kaydı bulunmayan yapının zilyetliğinin devri sözleşmesi ile 1981 yılından beri zilyet olunduğu yazılı taşınmaz üzerindeki gecekondu yapının .............. tarafından .....ve ...’a devredildiği görülmektedir. Yine 01.04.2008 başlangıç tarihli 3 yıl süreli düzenlenen kira sözleşmesi ile imalat için kullanılacak dükkan olarak.......tarafından davalı şirkete kiraya verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının da 1/2 hissedar olduğu ve diğer hissedar ile davalı şirket arasındaki kira sözleşmesinin davacıya bağlamayacağından hareketle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Dava konusu yapı üzerinde davacının yarı oranda payı olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda taşınmazın kiraya verilmesi pay ve paydaş çoğunluğu ile mümkündür. Ancak paydaşlardan biri kiraya veren sıfatı ile taşınmazın tamamını kiraya vermiş ise bu sözleşme diğer paydaşlar tarafından iptal davası açılarak iptal edilmediği sürece sözleşme geçerli olup sözleşmenin tarafı olmayan malikleri bağlar. Diğer yandan somut olayda diğer hissedar ile davalı şirket arasındaki kira sözleşmesi tarihi 01.04.2008 olup, davacı hissedar ise 04.03.2011 tarihinde yani aradan 3 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra eldeki davayı açmıştır. Dava dilekçesinde bu kira akdine muvafakat ve icazet verilmediği iddia edilmekte ise de kira sözleşmesi ile dava tarihi arasında geçen süre gözönünde bulundurulduğunda davacının kira sözleşmesinden haberdar olduğunun kabulüyle zımmen icazet verdiğinin kabulü gerekir. Davalı şirket, diğer hissedarla yaptığı sözleşmeye uygun şekilde yapı ile ilgili kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini de yerine getirmektedir. Bu durumda davacı tarafından kira sözleşmesinin iptal edildiğine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı sunulmadığına, üç yıla yakın süre içinde zımnen bilgi sahibi olduğu kira sözleşmesi sebebiyle davalı şirketten bir talepte bulunulmadığı gibi sözleşmeden kaynaklanacak haklarını diğer hissedardan isteme hakkı da saklı bulunduğuna, davalı şirketin taşınmazı herhangi bir hakka veya sözleşme ilişkisine dayalı olmaksızın elinde bulundurması halinde kullanımının haksız işgal olarak nitelendirilebileceğine göre davacının davasının tümü ile reddine karar verilmesi gerekirken genel kuraldan hareketle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır. .......... Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde davacıya ve 556,00 TL peşin harcın da istek halinde davalıya iadesine, 12.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. .............