11. Ceza Dairesi 2023/6726 E. , 2024/11996 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Şüpheli ... hakkında, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan verilen Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2014 tarihli ve 2014/82 Esas, 2014/91 Karar sayılı son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karara yönelik Cumhuriyet savcısının itirazının reddine dair Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2014 tarihli ve 2014/962 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi K
**11. Ceza Dairesi 2023/6726 E. , 2024/11996 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Şüpheli ... hakkında, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan verilen Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2014 tarihli ve 2014/82 Esas, 2014/91 Karar sayılı son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair karara yönelik Cumhuriyet savcısının itirazının reddine dair Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2014 tarihli ve 2014/962 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 31.10.2023 tarihli ve 2014/12517 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115585 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.11.2023 tarihli ve KYB-2023/115585 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; İstanbul Barosunda kayıtlı Avukat ...'ın, müşteki ...'ın eşi olan Yasemin Karabarlas'ın vekilliğini üstlenen inceleme dışı Avukat ... ile işbirliği içerisinde hareket ederek, müştekinin eşi tarafından üzerinde aile konutu şerhi bulunduğu için haricen satılamayan taşınmazın satılmasını sağlamak için alacaklısı Muzaffer Balcıoğlu, borçlusu ise müştekinin eşi Yasemin Karabarlas olan 45.096,99 euro bedelli gerçeğe aykırı tanzim edilen senedi, yurt dışında ikamet eden alacaklı Muzaffer Balcıoğlu'nun Türkiye'de bulunmadığı sırada ve adı geçenin vekilliğini üstlendiği tarihin öncesinde Silivri İcra Müdürlüğünün 2010/474 sayılı dosyası ile alacaklı vekili sıfatıyla icra takibine konu edip, müştekinin mağduriyetine sebebiyet verdiği şeklinde gelişen olayda, adı geçen şüphelinin üzerine atılı suç ile ilgili mevcut deliller son soruşturmanın açılması için yeterli olup, delillerin takdirinin de son soruşturma aşamasında davayı görecek olan mahkemesine ait bulunduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) "Soruşturmaya yetkili Cumhuriyet Savcısı" başlıklı 58/1. maddesinde; "Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır..." ve aynı Kanun'un "Kovuşturma izni, son soruşturmanın açılması kararı ve duruşmanın yapılacağı mahkeme" başlıklı 59. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; "...58 inci maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunur. İnceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcılığına gönderilir. Cumhuriyet Savcısı beş gün içinde, iddianamesini düzenliyerek dosyayı son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. " hükümleri yer almaktadır. 2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" başlıklı 206. maddesi; "(1) Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. 3. Suç tarihinde Tekirdağ Barosuna bağlı olarak avukatlık yapan şüpheli hakkında, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediğinden bahisle, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün, 01.04.2013 tarihli ve 68215*** *** ****-1534-2013/12252 sayılı soruşturma ile 11.03.2014 tarihli ve 68215*** *** ****-1534-2013/9026 sayılı kovuşturma izni kararları sonrası düzenlenen Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2014 tarihli ve 2014/3135 Soruşturma, 2014/1110 Esas sayılı iddianamesiyle, 1136 sayılı Kanun'un 59/2. maddesi gereğince son soruşturmanın açılmasına karar verilmesinin talep olunması üzerine, Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2014 tarihli ve 2014/82 Esas, 2014/91 Karar sayılı kararı ile son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmiş; Cumhuriyet savcısının bu karara yönelik itirazı da, merci Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2014 tarihli ve 2014/961 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. 4. Yapılan incelemede, iştirak halinde işledikleri iddia olunan aynı suç nedeniyle Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2014 tarihli ve 2014/3135 Soruşturma, 2014/1110 Esas sayılı iddianamesi ile Avukat ... hakkında da son soruşturmanın açılmasına karar verilmesinin talep olunduğu, Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2014 tarihli ve 2014/82 Esas, 2014/91 Karar sayılı kararı ile bu avukat yönünden son soruşturmanın açılmasına karar verildiği; ... hakkında yapılan yargılama neticesinde, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.03.2015 tarihli ve 2014/181 Esas, 2015/49 Karar sayılı kararı ile beraat hükmü kurulduğu ve bu kararın katılan vekili tarafından temyizi sonrası, Dairemizin 06.12.2022 tarihli ve 2019/6196 Esas, 2022/20105 Karar sayılı kararı ile "olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar dolduğu" gerekçesiyle düşme kararı verildiği belirlenmiştir. 5. İnceleme konusu soruşturma dosyası kapsamında, Avukat olan şüpheli ... hakkında görevi sırasında işlediği iddia olunan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna ilişkin olarak, yargılama şartının gerçekleşmesini beklemek üzere soruşturma izninin talep edildiği 12.03.2013 ve soruşturma izninin verildiği 01.04.2013 tarihleri ile kovuşturma izninin talep edildiği 19.07.2013 ve kovuşturma izninin verildiği 11.03.2014 tarihleri arasında zamanaşımının durduğu gözetilerek ve suç tarihinin takip talebinde bulunulduğu tarih olan 22.01.2010 olduğu belirlenerek yapılan incelemede; şüpheliye yüklenen suçun, 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesindeki cezasının türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4 maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihinden inceleme tarihine kadar gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, bu aşamadan sonra soruşturma yapma ve dava açma olanağının kalmaması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.10.2024 tarihinde karar verildi.