Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/233 E. , 2024/5207 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/233 Karar No:2024/5207 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonunda 0…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2022/233 E. , 2024/5207 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/233 Karar No:2024/5207 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacıya ait akaryakıt istasyonunda 09/05/2014 tarihinde yapılan denetimde, vaziyet planında yer almayan gizli tank bölmesi tespit edildiğinden bahisle, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendi uyarınca 1.039.300,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemin sebebi olarak davacı tarafından işletilmekte olan istasyona ait vaziyet planında yer almayan gizli tank bölmesinin tespit edildiği gösterilmekte ise de, davacı tarafça savunmaya cevap dilekçesi ekinde sunulan ve 16/01/2013 tarihinde çevre mühendisi ile fen memuru tarafından düzenlenen vaziyet planında belirtilen bölmenin tutanakta tespit edildiği şekilde iptal edilen tank olarak yer aldığı, bu durumun davacı tarafından ...Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla yapılan delil tespitine ilişkin davada bilirkişi raporu ile de kanıtlandığı görüldüğünden, vaziyet planında yer almayan bir hususun mevcut olmadığı, dava konusu tutanağa dayanak alınan ve farklı bir husus içeren başkaca bir vaziyet planının esas alınmış olması ihtimaline binaen davalı idareden dava konusu işlemin tesis edilmesine esas olan vaziyet planının Mahkemenin 14/05/2018 ve 20/06/2018 tarihli ara kararlarıyla istenilmesine rağmen idarece Mahkemeye sunulmadığı, bu durumda ...Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile desteklenen davacı tarafça sunulan vaziyet planının geçerliliği hususunda bir tereddütün kalmadığı; bu itibarla, bu planda yer alan ve iptal edilmiş, kullanılmayan tank olarak gösterilen, tespit tutanağında da kullanılmadığı belirlenen tankın, vaziyet planında olmadığı şeklindeki hatalı tespite dayanılarak tesis edilen dava konusu Kurul kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesince, Dairemizin 01/06/2021 tarih ve E:2019/2074, K:2021/2007 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; 10/09/2021 ve 13/10/2021 tarihli ara kararlarına istinaden davalı idare ile Çorum/Ortaköy Belediye Başkanlığı tarafından verilen cevabi bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı şirketin söz konusu akaryakıt istasyonuna ait işyeri açma ve çalışma ruhsatında kayıt altına alınmış olan depo sayıları ve ölçüleri ile istasyon vaziyet planında gösterilen depo sayıları ve ölçülerinin birbiriyle örtüşmediği gibi, 1 numaralı yer altı tankının tek parça değil, ikiye bölünmüş halde mevcut konumunu devam ettirdiği, gerek Jandarma ekiplerinin düzenlemiş olduğu 09/05/2014 tarihli tutanak ve gerekse 14/07/2017 tarihli bilirkişi raporunda, bir 1 numaralı yer altı tankının tek parça değil, ikiye bölünmüş halde olduğu ve bölünmüş olan bu tankın bir bölümünün otomasyona bağlı, diğerinin ise otomasyon sistemine bağlı olmadığı taraflar arasında ihtilafsız olduğu gibi, dosya kapsamında ki bilgilerden de, işyeri açma ve çalışma ruhsatına aykırı bir biçimde ikiye bölünmüş bir tankın varlığı konusunda hiç bir şüphe bulunmadığı, dolayısıyla, işyeri açma ve çalışma ruhsatında belirtilenlere aykırı olan tank sayı ve kapasiteleri yanında, ortadan ikiye bölünmüş şekilde gizli tank olarak nitelendirilebilecek bir tank/bölüm mevcut iken, bunun vaziyet planında iptal edilmiş halde görünmesinin bu fiili durumu ortadan kaldırması/değiştirmesi ve ve/veya hukuki anlamda yok kabul edilmesi sonucunu doğurmayacağı, davacıya ait akaryakıt istasyonunda yer alan mevcut yer altı akaryakıt tanklarıyla birlikte, ikiye bölünmüş/iki ayrı bölmeden oluşan bir başka yer altı tankının fiilen bulundurulması ve bu halde ticari faaliyet yürütülmesi fillinin karşılığı olarak tesis edilmiş olan dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarece yapılan istinaf başvusunun kabulü ile İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 2 ve 3 numaralı tankın bitişik tank olduğu bunlardan birinin vaziyet planında iptal edilen tank olduğu, 1 numaralı tankın bölünmediği, bu nedenle jandarma tutanağının hatalı olduğu, dosyadaki bilirkişi raporunun yanlış değerlendirildiği, kabul anlamına gelmemek üzere idari para cezası miktarına ilişkin lehe düzenlemenin uygulanması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinin istinaf dilekçesinin tekrarı niteliğinde olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek bir iddianın bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : İLGİLİ MEVZUAT: 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun "Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri" başlıklı 4. maddesinin dördüncü fıkrası ile aynı fıkranın (l) bendinde, bu Kanuna göre faaliyette bulunanların, kaçak akaryakıt veya sahte ulusal marker elde etmeye, satmaya ya da herhangi bir piyasa faaliyetine konu etmeye yarayacak şekilde lisansa esas teşkil eden belgelerde belirlenenlere aykırı sabit ya da seyyar tank, düzenek veya ekipmanı bulundurmamak ile yükümlü oldukları; dava konusu Kurul kararının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 19. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi ile aynı bendin (2) numaralı alt bendinde ise, 4. maddenin dördüncü fıkrasının (l) bendinin ihlali halinde bir milyon Türk Lirası idari para cezası verileceği belirtilmiştir. 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi yeniden düzenlenmiş ve maddenin birinci fıkrasının (a) bendi ile aynı bendin (3) numaralı alt bendinde, 4. maddenin dördüncü fıkrasının (l) bendinin ihlali hâlinde iki milyon Türk Lirasından az olmamak ve on milyon Türk Lirasını geçmemek üzere fiilin işlendiği tarihten bir önceki yılda ilgili lisansa konu petrol piyasası faaliyetine ilişkin net satış hasılatının binde ondördü oranında idari para cezası verileceği; (b) bendinde ise, bayilik lisansı sahipleri yönünden (a) bendinde yer alan cezaların yarısının uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddesinin ikinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kurul kararına bağlanmış, ancak tahsilatı tamamlanmamış olan idari para cezaları, işlenen fiil için bu Kanunla birlikte daha düşük bir idari para cezası uygulanmasının öngörülmesi halinde, ilgili vergi dairesince 19. maddenin ilgili bentlerinde belirlenmiş olan asgari maktu hadden tahsil edilir. Kısmen veya tamamen tahsil edilen idarî para cezaları iade edilmez." kuralına yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kanun koyucu, Kurul tarafından karara bağlanmış ancak tahsilatı tamamlanmamış idari para cezalarının, işlenen fiil için 5015 sayılı Kanun'un 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 19. maddesinde daha düşük bir idari para cezası uygulanması öngörülmüş ise asgari maktu hadden tahsil edilmesini vergi dairesine bir görev olarak vermiştir. İlgili vergi dairesinin kanunen üstlendiği bu görevi yerine getirmesi açısından önemli olan husus, idari para cezasının keşinleşmesi değil, tahsilatının tamamlanmamış olmasıdır. Dolayısıyla söz konusu düzenleme, tamamen tahsilat aşamasına özgü bir kural niteliğindedir. İdari para cezasının iptali istemiyle dava açılsın veya açılmasın, bu kuralın tahsilatı tamamlanmamış idari para cezalarına uygulanması vergi dairesi açısından bir zorunluluktur. İlgili vergi dairesi, dava açılıp açılmadığına bakılmaksızın tahsilatı tamamlanmamış idari para cezasının miktarında lehe bir değişiklik varsa bunu tespit etmekle ve uygulamakla yükümlü bulunduğundan, tahsilat aşamasına özgü olan anılan kuralın, idari para cezasının iptali istemiyle açılan davalarda, dikkate alınmasına gerek bulunmamaktadır. Bu itibarla, idari para cezasına konu olan fiilin sübuta ermiş olması ve idari para cezasının miktarında lehe olan değişikliğin tahsilat aşamasında vergi dairesince dikkate alınacak olması sebebiyle, dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 04/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.