Başvurucu, uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açılmasının ardından hakkında daha önce verilen kınama cezasının iptali istemiyle açtığı davada bu husus dikkate alınmaksızın davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açılmasının ardından hakkında daha önce verilen kınama cezasının iptali istemiyle açtığı davada bu husus dikkate alınmaksızın davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 24/1/2013 tarihinde Iğdır Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 17/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı emrinde Dış Ticaret Standardizasyon Denetmeni olarak görev yapan başvurucu, 11/11/2009 tarih, 218 sayılı işlemle kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun, 17/11/2009 tarihinde anılan cezaya karşı yaptığı itiraz idare tarafından cevap verilmemek suretiyle reddedilmiştir. Başvurucu, Anayasa’nın maddesinde değişiklik öngörerek devlet memurlarına verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunu açan 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un kabul edilerek halk oyuna sunulmak üzere 13/5/2010 tarih ve 27580 sayılı ResmiGazete’de yayımlanması üzerine 20/5/2010 tarihinde hakkında tesis edilen kınama cezasının iptali istemiyle dava açmıştır. Muğla İdare Mahkemesi, 24/9/2010 tarih ve E.2010/2844, K.2010/2477 sayılı kararıyla, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun ilgili hükümlerinde belirtilen sürelerden sonra açıldığı anlaşılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Dairesinin 24/9/2012 tarih ve E.2011/2181, K.2012/5016 sayılı kararı ile onanmıştır. Karar başvurucuya 26/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Danıştay Dairesinin onama kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuş, akabinde 24/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun karar düzeltme başvurusu Danıştay Dairesinin 24/10/2013 tarih ve E.2013/2748, K.2013/7397 sayılı kararı ile reddedilmiş ve karar aynı tarihte kesinleşmiştir.B. İlgili Hukuk Anayasa’nın maddesinin, 7/5/2010 tarih ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişik üçüncü fıkrası şöyledir:“Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.” 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.” 2577 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir: “ İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.” Aynı Kanun’un maddesinin 3/e bendinde dilekçenin süre aşımı yönünden inceleneceği; maddesinin 1/b bendinde ise süre aşımı hususunda kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmıştır.