11. Ceza Dairesi 2023/3843 E. , 2024/6861 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1107 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2022 tarihl
**11. Ceza Dairesi 2023/3843 E. , 2024/6861 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1107 Değişik iş SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2022 tarihli ve 2022/2963 Soruşturma, 2022/1973 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Çanakkale 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.03.2022 tarihli ve 2022/1107 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.03.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/34687 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61631 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61631 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin, müşteki ile şüpheli şirket arasında 12/06/2017 tarihli Daire/Mesken alım satım sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme uyarınca müştekinin şüphelilere ödeme yaptığı halde dairenin tapu devrinin yapılmadığını, teminat olarak verilen çekin karşılıksız çıktığı ve sözleşmede belirtilen ada ve parselde halihazırda yapılan bir yapı olmadığı, şüphelinin müşteki yanında başka şahısları da dolandırdığı iddialarını içeren dilekçe ile şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, müştekinin tapu devrini devralmadan önce ödeme yaptığı, tapu kayıtlarını inceleyerek veya daireyi görmek isteyerek basit araştırma ile durumu fark etmesinin mümkün olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, soruşturmanın seyri açısından şikâyet dilekçesinde adı geçen şüpheli şirket yetkilisinin ifadesi ile müştekinin beyanlarına başvurulması, sözleşmeye konu taşınmazın kime ait olduğunun tespiti ile tespit edilen kişilerin ifadesinin alınması, ilgili Belediyeden inşaat ruhsatının bulunup bulunmadığının sorulması, yapılmış bir inşaat var ise hangi aşamada olduğunun tespit edilmesi, şüpheliler hakkında benzer şekilde dolandırıcılık suçlarından soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin, haklarında açılmış kamu davası olup olmadığının da araştırılması suretiyle, toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre değerlendirme yapılması ve eksik soruşturma ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ..." şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Çanakkale İli ... Mahallesi 290 Ada, 19 parselde bulunan 15 numaralı dairenin 500.000 TL karşılığında satışına ilişkin şikâyetçi ile ... Grup İnşaat San.ve Tic.Ltd.Şti. arasında 12.06.2017 tarihinde satış sözleşmesi düzenlendiğinin, şikâyetçi tarafından satış bedelinin bir kısmının banka yoluyla kalan kısmının ise elden nakit olarak ödenmesine karşın devrin gerçekleştirilmediğinin, belirtilen yerde inşai faaliyete başlanmadığının, şüpheli tarafından verilen teminat çekinin karşılıksız çıktığının, pek çok kişinin de aynı yöntemle mağdur edildiğinin, şirket yetkilisinin şüpheli ... olduğunun, bununla birlikte; şirketin ya da yetkilisinin bahse konu taşınmazın malikleri arasında yer almadığının, bu şekilde şüphelinin tapuda devir yapılacağından bahisle şikâyetçiyi aldatmak suretiyle haksız menfaat elde ettiğinin iddia olunması karşısında; şüphelinin ifadesinin alınması, ticaret sicil kayıtlarının celbi ile şirket yetkilisi ve ortaklarının belirlenmesi, sözleşmenin taraflar arasında düzenlenip düzenlenmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi, başkaca soruşturma ya da kovuşturma dosyalarının bulunup bulunmadığının araştırılması, ödemelerin nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin ortaya konulması, banka hesap hareketlerin incelenmesi, suça konu yerde herhangi bir ruhsat başvurusunun ya da inşaatın olup olmadığının, varsa hangi aşamada olduğunun araştırılması, tapu kayıtları getirtilerek, anlaşmaya konu gayrimenkulün kime ait olduğunun, şüphelinin tapuda devir yetkisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, sonucuna göre somut olayda atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin iddialarının borç ilişkisine dayanan hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, müştekinin hukuk mahkemeleri nezdinde başvuru yapma muhtariyetinin bulunduğu, kaldı ki olayda yoğun ve ustaca sergilenmiş nitelikli bir yalan, davranış veya müştekinin inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte aldatıcı hareketler bulunduğu kabul edilemeyeceği gibi kendi iddiasına göre müştekinin tapu devrini almadan ödeme yaptığı, tapu kayıtlarını inceleyerek veya daireyi görmek isteyerek basit bir araştırma ile durumu fark etmesinin mümkün olduğu, hal böyle iken dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Çanakkale 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 28.03.2022 tarihli ve 2022/1107 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde karar verildi.