5. Hukuk Dairesi 2025/15845 E. , 2026/4869 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4610 Esas, 2025/2871 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/172 Esas, 2024/424 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabul…
5. Hukuk Dairesi 2025/15845 E. , 2026/4869 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4610 Esas, 2025/2871 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 36. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/172 Esas, 2024/424 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesi 2851, 2868, 2895, 2904 parsel (imar uygulaması sonucu 291 73... parsel) sayılı taşınmazlara davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını ileri sürerek belirlenecek tazminatın davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara dair kamulaştırma işleminin tamamlandığını, açılan davaların haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsili ile davacılara mirasçılık belgesindeki payları oranında ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara kamulaştırmasız el atmanın söz konusu olmadığını, kamulaştırma işlemlerinin mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini ve tapuda tescilin sağlandığını, davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın çok yüksek olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların 1962 yılında alınan kamulaştırma kararı gereğince kamulaştırıldığı, takdir edilen kamulaştırma bedelinin bankaya bloke edildiği, davacılar murisleri adına çıkartılan noter tebligatlarının adresleri bilinmediğinden iade edildiği, adres araştırması yapılmadan kamulaştırma işleminin ilanen tebliğ edildiği, akabinde taşınmazların kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden hükmen Hazine adına tescil edildiği, 2008 yılında bölgede yapılan imar uygulaması ile 291 73... numaralı imar parselinde hisselendirildikleri ve Hazine adına tescil edildiği, sonrasında 2017 yılında yapılan plan değişikliği ile 291 73... numaralı parselin, aynı ada 11... numaralı parsellere ayrıldığı, taşınmazlara fiilen el atılarak imar planına uygun yapılaşmanın sağlandığı; 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93-2023/87 sayılı kararı ile 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanun'un 7 inci maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na (2942 sayılı Kanun) eklenen Geçici 15 inci maddenin 2 inci fıkrası ile "Mülga 6830 sayılı Kanunun 16 ıncı ve 17 inci maddeleri ile bu Kanun'un mülga 16 ıncı ve 17 inci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3. madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” hükmünde yer alan “…..ek 3. madde hükmü uygulanarak…..” ibaresi Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olup, eldeki davanın dava açılış tarihinin 7201 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 24.12.2019 tarihinden önce olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alındığında 7201 sayılı Kanun'un 7 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 15 inci maddenin 2 nci fıkrasının uygulanma imkanının kalmadığının anlaşıldığı; dava konusu 2895, 28 68... parsel sayılı taşınmazların arsa niteliğinde olduklarının kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak dava değerlendirme tarihindeki imar parseli olarak değerinin tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak bilirkişi kurulunca taşınmazların metrekare birim fiyatları 5.400,00 TL olarak belirlenmesine rağmen, bazı pay hesaplamalarında metrekare birim fiyatın 5.410,00 TL, 5.411,00 TL ve 5.412,00 TL olarak alınması suretiyle aynı paya yönelik farklı bedellerin belirlendiği, bu hususun rapor hazırlanırken maddi yazım hatasından kaynaklı olabileceği dikkate alınarak ek rapor alınıp ya da resen hesaplama yapılarak hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden rapora göre yapılan ıslah dikkate alınarak fazla bedele hükmedilmesinin doğru görülmediği; dava konusu 2904 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan incelemede, bir kısım davacılar murisi ...'ın 1/2 oranında hissedarı olduğu 2904 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırıldığını ve kamulaştırma evraklarının 18.09.1968 tarihinde tebliğ aldığını beyanla dava dışı hissedar ... ile birlikte Danıştay 6. Dairesinin 1968/2108 Esas sayılı dosyasında 21.09.2018 tarihinde kamulaştırma işleminin iptali istemiyle dava açtığı ve yapılan yargılama sonucunda davanın süreden reddine karar verilerek kararın kesinleştiği, bunun üzerine bu kez muris ... ve ... tarafından Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/54 (veya 52) Esas sayılı dosyası üzerinden kamulaştırma tebligatının 18.09.1968 tarihinde alındığı belirtilmek suretiyle kamulaştırma bedelinin artırılması istemiyle dava açıldığı, dosyada mahkeme tarafından yapılan yazışmalar bulunmakla birlikte söz konusu kararın bulunmadığı, muris ... ve diğer hissedarın 21.12.1976 tarihli ilgili tapu müdürlüğüne vermiş oldukları dilekçede, 259,20 TL kamulaştırma bedelini almak için tapuda tescil işlemlerinin yapılmasını talep ettikleri, akabinde 28.12.1976 tarihinde taşınmazın tapuda Hazine adına tescilinin sağlanmış olduğu, bu durumda işbu parsel yönünden kamulaştırma işlemi kesinleşmiş olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlara dair kamulaştırma işlemlerinin mevzuata ve hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, davanın tümden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte reddedilen kısım üzerinden davalı idare aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu 2851, 28 68... parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu 2851, 28 68... parsel sayılı taşınmazların davacılar murisleri adına kayıtlı iken 1962 yılında kamulaştırma işlemlerinin yapıldığı, akabinde taşınmazların kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden hükmen Hazine adına tapuya tescil edildiği, taşınmazlara fiilen el atılmış olduğu ve davacılar murisinlerine usulüne uygun olarak kamulaştırma işleminin tebliğ edilmediği gibi bloke edilen bedelin hak sahiplerine ödendiğine dair bilgi ya da belgeye rastlanmadığı, bu itibarla da kamulaştırma işlemlerinin kesinleşmemiş olduğu, eldeki davanın 24.12.2019 tarihinden önce açıldığı anlaşılmaktadır. 4. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu durumda; eldeki davanın 12.09.2018 tarihinde açıldığı gözetildiğinde, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile "Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır." genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak taşınmazlara el atma tarihindeki niteliği gözetilip dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak tazminat bedelinin belirlenmesi yerindedir. 5. 18.01.2024 tarihli ve 32433 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarına ilişkin olarak 6100 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.” hükmünün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğinden davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yerindedir. 6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir. KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir. Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 24.03.2026