Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/10/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Komisyon ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktayken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 10/8/2016 tarihli kararı ile görevinden uzaklaştırılmış; 31/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) HSYK kararıyla meslekten ihraç edilenler hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 11/8/2016 tarihinde başvurucu gözaltına alınmıştır. Başvurucu 12/8/2016 tarihinde Düzce Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu; ifadesinde, eğitim ve çalışma hayatı boyunca FETÖ/PDY ile herhangi bir bağlantısının olmadığını, hiç kimsenin telkiniyle hareket etmediğini, darbe teşebbüsü hakkında bir bilgiye sahip olmadığını, Bank Asyada hesabının bulunmadığını ama bu kuruluş ile kardeşinin hesabına zaman zaman eğitim harcamaları için açıktan para gönderdiğini ve HSYK seçimlerinde hiçbir grubu desteklemediğini ifade etmiştir. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı 12/8/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu Düzce Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Düzce Sulh Ceza Hâkimliğinde 12/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu, Savcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunarak suçlamaları kabul etmemiştir. Düzce Sulh Ceza Hâkimliği 12/8/2016 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işledikleri yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suça ilişkin kanunda öngörülen cezanın alt ve üst sınırları, işin önemi, verilmesi beklenen muhtemel ceza miktarı göz önünde tutulduğunda verilecek tutuklama kararının ölçülü olacağı ve adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı anlaşılmakla Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 12/8/2016 tarihli talebinin kabulü ile şüphelinin üzerine atılı Silahlı Terör Örgtüne Üye Olma suçundan 5271 Sayılı CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına ... [karar verildi.]" Başvurucu 15/8/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Bolu Sulh Ceza Hâkimliği 25/8/2016 tarihinde "...şüphelinin üzerine atılı suçun niteliği, dosya kapsamı ve mahkeme tutuklama kararındaki gerekçeler yerinde görülmekle..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 20/9/2016 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 18/10/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı 15/2/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını Başsavcılığa göndermiştir. Başsavcılık 3/5/2017 tarihinde soruşturmanın geldiği aşamayı ve mevcut delil durumunu değerlendirerek başvurucunun tahliyesini talep etmiştir. Başvurucu, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/5/2017 tarihli kararı ile tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:" ... soruşturmanın geldiği aşama göz önüne alınarak tutuklama tedbirinin devamının artık gereksiz olduğu, tutuklama tedbiri ile ulaşılmak istenen amaca Adli Kontrol hükümleri ile de ulaşılabileceği kanaatine varılarak 5271 sayılı CMK'nun 103/1 maddesi gereğince ... tahliye talebinin kabulüne ... [karar verildi.]" Başsavcılığın 26/2/2019 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması talep edilmiştir. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer almak suretiyle terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddia edilmiştir. Bu suçlamalara esas olarak tanık beyanlarında başvurucunun örgüt üyesi olduğu yönündeki ifadelere ve başvurucunun meslekten ihraç edildiği olgularına dayanılmıştır. İddianamede yer alan tanık beyanlarının başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin kısmı aşağıdaki gibidir:- Tanık A.Ş.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ben 2014 yılı Ocak kararnamesinde Düzce Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandım. Ramazan Söyler 2014 yılı yaz kararnamesi ile Düzce'ye Cumhuriyet Savcısı olarak atandı. Kendisini müracaat savcılığında görevlendirdik. 2015 Ocak ayında da Manisa'ya tayinim çıktığından yaklaşık 5 ay birlikte çalıştık. Bu süre içerisinde Ekim 2014 HSYK seçimleri yapıldı. Adı geçen kişinin, tutum ve davranışları ile Fetö Terör Örgütü üyesi olduğunu düşündüğümüz adayları desteklediği kanaati oluşmuştur. Ben Ramazan Söyler ile seçim konularında görüşmedim Bu hususu Düzce'de görev yapan meslektaşlarım söylemişti. Benim bu husustaki bilgilerim duyuma dayalıdır ..."- Tanık Ü.nün ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:"Ben 2014 yaz kararnamesinde Düzce Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı ile birlikte Komisyon Başkanı olarak atandım. Meslekten çıkarılan Cumhuriyet Savcısı Ramazan Söyler’de aynı kararname ile Düzce Cumhuriyet Savcılığına atandı ve beraber başladık. Seçim esnasında Yargıda Birlik Platformuna çok yakınlaşması olmadı ancak bağımsızları destekleyenlerin yanında da çok görmedik. Ancak bağımsızları destekleyenlerin yanında daha çok gördük. Duyduğum kadarıyla eşi Kamu Kurumunda çalışıyordu. Ve bu FETÖ’cü olan kişilerin hanımlarıyla daha sıkı fıkıydı. Ben net olarak seçim esnasında bu bağımsızlara çalıştığını söyleyemem ancak onlara daha yakındı. Dışarıdaki yaşantısını bilemiyorum. İçine kapanık bir tarzı vardı. Çok diyaloga açık birisi değildi. Bende tam bir kanaat oluşmadı. Çünkü net tavırlarını göremedim. Seçimler bittikten sonra bağımsızların müşahitlerinin ya da o grubun üyelerinin yanında görmedim. Sadece oyunu kullanıp gitti." İddianame Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin 8/3/2019 tarihli kararıyla iade edilerek Başsavcılığa gönderilmiştir. İade kararının ilgili kısmı şöyledir:"... şüpheliden ele geçen dijital materyal ile ilgili inceleme sonuç raporu alınarak rapor sunucuna göre şüphelinin hukuki durumununun takdiri gerekirken, FETÖ/PDY mensuplarının çoğunlukla cep telefonları üzerinden gizli yazışmalar gerçekleştirdiği de gözetildiğinde, sonuca mutlak şekilde etki edecek delil toplanmaksızın, HSK ihraç kararı ve tanıklar A.Ş. ve Ü.nin, şüphelinin varsa örgütsel bağlantılarını somut olarak ortaya koyma hususunda kanaat verici beyanları olmaması, gerekli görülmesi durumunda A..Ş.nin beyanlarında geçen kişilerin tanık sıfatıyla dinlenilmeleri, yine Türkiye Bankalar Birliği, ÖSYM gibi kurumlardan şüphelinin iletişim amacıyla bildirdiği cep telefonları da araştırılarak varsa kullandığı başka hatlara ilişkin araştırmalar da yapılmak suretiyle, bu araştırmalar neticesinde şüpheli hakkında hukuki değerlendirme yapılması gerektiğinden ... [iadesine karar verilmiştir.]" Başvurucu hakkındaki soruşturma, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Başsavcılıkta derdesttir. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Yıldırım Turan [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 27-