Başvuru, cinsel saldırı suçu ile ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, cinsel saldırı suçu ile ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/12/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: 1992 yılında doğan başvurucu, İstanbul'da yaşamaktadır. 5/3/2016 olay tarihinde arkadaşı E.E.nin evinde bulunduğu sırada F.S.A. isimli kişinin cinsel saldırısına maruz kaldığını ileri süren başvurucu, 8/3/2016 tarihinde kolluk birimlerine şikâyette bulunmuştur. Başvurucunun şikâyeti üzerine İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır. Kolluk görevlilerince alınan ifadesine göre başvurucu 4/3/2016 tarihinde bir arkadaşının doğum günü kutlamasının ardından 5/3/2016 tarihinde saat 00 ile 00 arası bir gece kulübünde eğlenirken bir ay önce tanıştığı arkadaşı E.E. ile karşılaşmış, gece kulübünden sonra birlikte sabah saatlerinde başka bir arkadaşının evine gitmiş; burada başvurucu ile E.E. arasında cinsel birliktelik yaşanmıştır. Saat 00'te E.E. ve F.S.A. ile birlikte E.E.nin evine giden başvurucu, F.S.A.nın hazırladığı kahveyi içerken sohbet ettiklerini, bir ara E.E.nin kardeşinin etrafta gezindikten sonra yanlarından ayrıldığını, akabinde E.E.nin de uyumak için diğer odaya gittiğini, bir süre kendinden geçtiğini, bu süreyi hatırlamadığını dile getirmiştir. Kendine geldiğinde eve gelince giydiği eşofman altının çıkarılmış olduğunu, F.S.A. ile cinsel birleşmenin gerçekleştiğini fark ettiğini belirten başvurucu, tepki vermek istediğini ancak hareket edemediğini, biraz daha kendine gelince F.S.A.ya "Çık çık." dediğini ve F.S.A.nın da üzerinden kalktığını, ardından tuvalete gittiğini iddia etmiştir. Kendine tam anlamıyla gelebilmesi ve E.E.nin uyanması için beklediğini belirten başvurucuya göre F.S.A., içtiği kahveye uyuşturucu veya uyarıcı bir madde ilave etmiştir. E.E. uyandıktan sonra ona olayları anlatmadığını, bu sırada F.S.A.nın uyuduğunu ifade eden başvurucu, bir süre televizyon izledikten sonra kendisinin de uyuyakaldığını, uyandıktan sonra ise evden ayrıldığını beyan etmiştir. Ayrıca şikâyetinde başvurucu, cinsel saldırıya maruz kaldığını anlayınca sağlık raporu almak için müracaat ettiğini ancak adli rapor alamadığını, F.S.A.nın içtiği kahveye yabancı madde katarak ve bu şekilde kendisini etkisiz hâle getirerek cinsel saldırıyı gerçekleştirdiğini iddia etmiş; kan örneğinin ve giydiği kıyafetlerin incelenmesini talep etmiştir. Şüpheli F.S.A., kolluk görevlilerince 8/3/2016 tarihinde alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş; başvurucu ile arasında yaşanan cinsel birlikteliğin başvurucunun rızasıyla gerçekleştiğini savunmuştur. Arkadaşı E.E.nin evine geldikleri ana kadar olan olaylar yönünden başvurucunun anlatımını doğrulayan F.S.A., kendisine kahve yaptığını, E.E. ve başvurucunun da kendisine aldığı bardaktan ara ara kahve içtiklerini, ayrı bardak kullanmadıklarını, başvurucunun salonda uyuduktan sonra E.E.nin uyumak için başka bir odaya gittiğini beyan etmiştir. Başvurucu uyandığında aralarında fiziki yakınlaşma başladığını, başvurucunun kendisine sarıldığını, kendisinin de başvurucuya dokunduğunu, daha sonra başvurucunun, giydiği eşofmanın altını çıkardığını ve yaklaşık on dakika cinsel ilişkiye girdiklerini ifade etmiştir. Cinsel ilişki sırasında başvurucunun gözlerinin açık olduğunu ve kendisini engellemediğini belirten F.S.A., birliktelik sonrası başvurucunun tuvalete gittiğini, akabinde birlikte televizyon izlediklerini ve sohbet ettiklerini, daha sonra uyuduğunu, uyandığında ise başvurucunun evde olmadığını dile getirmiştir. Başvurucu hakkında 8/3/2016 tarihinde Zeynep Kamil Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından genel adli muayene raporu düzenlenmiştir. Raporun ilgili kısmı şöyledir:"Hastanın yapılan muayenesinde hymende 1 haftadan eski laserasyon izlendi. Hastada zorlamaya ait darp cebir fiili livata izine rastlanmadı." Başvurucunun ve şüpheli F.S.A.nın incelenmek üzere kan örnekleri 8/3/2016 tarihinde alınmış, başvurucuya ait iç çamaşırıyla birlikte Başsavcılığın adli emanet birimine teslim edilmiştir. Başsavcılığın talebi doğrultusunda alınan kan ve diğer örnekler üzerinde moleküler genetik inceleme yapılmasına sulh ceza hâkimliğince karar verilmiştir. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğü (Adli Tıp Kurumu) tarafından 25/3/2016 tarihinde düzenlenen raporda Zeynep Kamil Eğitim Araştırma Hastanesinin raporundaki bulgulara göre başvurucunun cinsel istismara maruz kalıp kalmadığı hususuna açıklık getirilebilmesi için kişinin olay tarihinde olay anında üzerinde bulunan iç çamaşırlarının (yıkanmamış olarak) ve kişiden olay tarihinde alınmış olan örneklerin tetkik edilmek üzere Adli Tıp Kurumu Biyoloji İhtisas dairesine gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından başvurucu ve şüphelinin kan örnekleri ile başvurucuya ait iç çamaşırı incelenmiştir. İnceleme neticesinde 16/5/2016 tarihinde düzenlenen uzmanlık raporunda başvurucunun iç çamaşırındaki kanla meni lekesi üzerinde başvurucu ile şüpheli dışındaki erkek bir şahsa ait genetik yapı bulunduğu belirtilmiştir. Başsavcılıkça 10/6/2016 tarihinde nitelikli cinsel saldırı suçu nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karar gerekçesi şöyledir:"...Şüphelinin eyleminin müştekinin rızası haricinde yaptığına dair dosyada delil bulunmamaktadır. Şüphelinin üzerine atılı Nitelikli Cinsel Saldırı suçunu müştekinin rızası ile gerçekleştirdiği anlaşıldığından ..." Başvurucu, Başsavcılık kararına itiraz etmiş; itirazı İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği (Sulh Ceza Hâkimliği) tarafından 15/7/2016 tarihinde kabul edilerek soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir. Sulh Ceza Hâkimliğinin gerekçesi şöyledir:"Müştekinin iddiasında şüpheli tarafından kendisine içinde uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunan kahve içirdiğini iddia ettiğinden müştekiden alınan kan numunesinin incelettirilerek içerisinde uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunup bulunmadığının tespit ettirildikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..." Başvurucunun 10/1/2017 tarihinde Başsavcılıkça ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde olay anında üzerinde bir ağırlık, hâlsizlik olduğunu, gözünün açık olduğunu, düşünebildiğini ancak hareket edemediğini, olaydan sonra düşüncelerini toparlayamadığını bu nedenle evde bulunanlara bir şey söyleyemediğini, olayın şoku ile dışarıya nasıl gideceğini bilemediğini beyan etmiştir. Başvuruya konu olayın gerçekleştiği evin sahibi E.E. ve kardeşi Er.E. Başsavcılık tarafından 11/1/2017 tarihinde tanık olarak dinlenmiştir. E.E. beyanında eve hep birlikte gittikten sonra uyuduğunu, uyandığında herkesin evden ayrılmış olduğunu, kardeşi Er.E.nin ise bir ara eve geldiğini gördüğünü, başvurucunun olayla ilgili bir şey anlatmadığını, ev arkadaşı olan A.nın vefat ettiğini ifade etmiştir. Diğer tanık Er.E. ise eve birkaç dakika uğradığında başvurucu, F.S.A. ve ağabeyi E.E.nin muhabbet ettiklerini gördüğünü dile getirmiştir. Sulh Ceza Hâkimliğinin soruşturmanın genişletilmesi kararı doğrultusunda başvurucudan alınan kan örneği üzerinde araştırma yapılması Adli Tıp Kurumundan talep edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 16/2/2017 tarihli yazısıyla başvurucuya ait kan örneğinin gönderilen materyaller içinden çıkmadığı için inceleme yapılmadığını belirtmiş ve gönderilen materyalleri Başsavcılığa iade etmiştir. Başsavcılık tarafından Adli Tıp Kurumundan gönderilen mühürlü torba açılarak yapılan incelemede torba içinde sadece başvurucuya ait iç çamaşırı ile başvurucu ve şüpheliye ait bir adet ahşap pamuklu eküvyon çubuğu bulunduğu tespit edilmiş, bu tespite ilişkin 13/3/2017 tarihinde tutanak düzenlenmiştir. Başsavcılıkça başvurucudan alınan kan örneğinin akıbeti ilgili kolluk birimine müzekkere yazılarak araştırılmış ancak herhangi bir bilgi bulunamamıştır. Başsavcılığın 25/4/2017 tarihli kararıyla şüpheli hakkında yeniden kovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:"Tanıklar [E.E.]; olay gecesi evde arkadaşları [A.], [F.] ve [Ö.] ile kendisinin olduğunu, kendisinin içeriye geçip uyuduğunu, uyurken ne olduğunu bilmediğini, olaydan sonra [Ö.nün] kendisine birşey söylemediğini beyan etmiştir.Tanık [Er.E.]; anahtar almak için ağabeyinin evine gittiğinde, ağabeyini, müştekiyi ve şüpheliyi masada kahvaltı yaparlarken gördüğünü, kendisinin iki dakika evde kalıp anahtar aldıktan sonra çıktığını beyan etmiştir.Müştekinin kan numuneleri üzerinde kimyasal tetkikler yaptırılmak istenmişse de, kan numunelerinin bulunu[la]maması sebebiyle bu mümkün olmamıştır.Mevcut deliller ve dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, şüphelinin eylemi müştekinin rızası dışında gerçekleştirdiğine dair bir delil bulunmaması sebebiyle... " Başvurucu, şüphelinin kovuşturulmaması kararına itiraz etmiş; itirazı 10/10/2017 tarihinde reddedilmiş; ret kararı başvurucuya 6/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. G.G.K., B. No: 2014/19797, 9/1/2018, §§ 27-